Tarımda gübre başta olmak üzere temel girdilerde yaşanan sert fiyat artışları, üreticiyi maliyet baskısı altında bırakırken; uzmanlara göre bu tablo önümüzdeki aylarda pazardaki gıda fiyatlarını daha da yukarı çekecek.
Tarımsal Maliyetlerde Yeni Sıçrama
Türkiye İstatistik Kurumu’nun açıkladığı 2026 Mart ayı Tarımsal Girdi Fiyat Endeksi (Tarım-GFE) verileri, tarım sektöründeki maliyet krizinin derinleşerek sürdüğünü ortaya koydu. Endeks mart ayında bir önceki aya göre yüzde 3,89 artarken, yıllık artış oranı yüzde 34,26’ya ulaştı. Yılın yalnızca ilk üç ayında yaşanan toplam artış ise yüzde 11,25 oldu.
CHP Niğde Milletvekili Ömer Fethi Gürer, açıklanan verilerin çiftçinin üretim sürecinde ağır bir maliyet baskısıyla karşı karşıya olduğunu gösterdiğini belirterek, özellikle gübre fiyatlarındaki yükselişin üretim kapasitesini doğrudan tehdit ettiğini söyledi.
Tarım-GFE’de mart ayı itibarıyla endeksin 950,32 seviyesine çıkması, üretim maliyetlerinin yalnızca geçici bir dalgalanma değil; yapısal bir kriz haline dönüştüğüne işaret ediyor.
Gübre Fiyatları Kontrolden Çıkıyor
Mart ayında en dikkat çekici artış gübre ve toprak geliştiriciler grubunda yaşandı. TÜİK verilerine göre gübre fiyatları yıllık bazda yüzde 48,33 artış gösterirken, aylık artış oranı da yüzde 9,69 olarak gerçekleşti.
Ömer Fethi Gürer, üretim sezonu öncesinde çiftçinin en temel girdilerinden biri olan gübreye erişimin giderek zorlaştığını vurgulayarak, “Gübre atılamayan toprakta verim düşer” değerlendirmesinde bulundu.
Açıklanan rakamlar, son yıllardaki dramatik maliyet artışını da gözler önüne serdi. Buna göre:
- Amonyum sülfat gübresi 2020’de ton başına yaklaşık 1.100 TL iken 2026’da 20 bin 500 TL’ye çıktı.
- CAN gübresi 1.150 TL’den 21 bin TL’ye yükseldi.
- DAP gübresi 2 bin 140 TL’den 40 bin TL seviyesine ulaştı.
- Üre gübresi ise 2 bin 140 TL’den 31 bin 500 TL’ye kadar çıktı.
Tarım sektöründe özellikle kimyasal gübrede ithalata bağımlı yapı, döviz kuru ve küresel maliyet baskılarının doğrudan iç piyasaya yansımasına neden oluyor.
Özelleştirme Ve İthalat Bağımlılığı Tartışması
Tarım politikalarına yönelik eleştirilerin merkezinde ise yıllardır süren özelleştirme ve ithalata dayalı üretim modeli bulunuyor. Gübre fabrikalarının kamudan çıkarılmasıyla birlikte sektörün büyük ölçüde dışa bağımlı hale geldiğini belirten Gürer, maliyet artışlarının artık yalnızca çiftçinin değil, doğrudan tüketicinin sorunu haline geldiğini ifade etti.
Uzmanlara göre tarımsal üretimde yerli girdilerin güçlendirilmemesi ve üreticinin desteklenmemesi durumunda, Türkiye’de gıda enflasyonunun kalıcı hale gelme riski artıyor.
Çünkü tarladaki her maliyet artışı, birkaç ay sonra market raflarına zam olarak dönüyor.
Rekolte Artsa Da Sofra Rahatlamayabilir
2026 yılında özellikle meyve üretiminde yüksek rekolte beklentisi bulunmasına rağmen, uzmanlar bunun fiyatları otomatik olarak düşürmeye yetmeyebileceği görüşünde.
Geçen yıl zirai don nedeniyle birçok üründe ciddi kayıplar yaşanırken, bu yıl üretim miktarının artması bekleniyor. Ancak yükselen gübre, mazot, enerji ve lojistik maliyetleri nedeniyle ürün bolluğunun tüketici fiyatlarına sınırlı yansıması öngörülüyor.
Ömer Fethi Gürer, geçen yıl ürün bulunamadığı için meyve tüketemeyen yurttaşların, bu yıl da yüksek fiyatlar nedeniyle birçok ürüne erişmekte zorlanabileceğini söyledi.
Bu tablo, Türkiye’de gıda krizinin artık yalnızca üretim eksikliğinden değil; maliyet odaklı yapısal ekonomik sorunlardan beslendiğini bir kez daha ortaya koyuyor.
Kaynaklar
- Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK)
- Ömer Fethi Gürer açıklamaları
- TBMM Tarım, Orman ve Köyişleri Komisyonu verileri

















