back to top

Orgzm

(Bir süredir isimleri, kavramları yazarken sesli harfleri çıkarmak moda haline geldi. Sesli harfler çıkarılınca garip, anlamsız bir kelime çıkıyor karşımıza. Daha sonra doÄŸru sesli harfleri yerli yerine yerleÅŸtirince bildiÄŸimiz sözcük tüm ihtiÅŸamıyla çıkıyor ortaya. Ben de bir defa olsun modaya uymak istedim, üstelikte tam zamanında! Zira yukarıdaki baÅŸlık genellikle ahlâki gerekçelerle ”sessiz” söylenen bir sözcük… O nedenle sesli harfleri çıkardım!)

Benden kaçırdığın gözlerin boyunca/ burnumun direÄŸince özlüyorum. / nefes nefese kalan / at aÄŸzı gibi, geniÅŸ, derin, uzun /ve haklı ve göçebe / gövdesiz ama gerçek bir yalnızlık içindeyim. / varlığımın her bir yerini / sen neresinde olmak istersen / ona göre düzenliyorum./ beni yepyeni bir biçimde / algılamanın yolunu açıyorum. / senin özelliÄŸin, bulunduÄŸun her yeri, biricik yapmaktır / biliyorum. / her ÅŸey senin yaÅŸantına uyum saÄŸlamak için var sanki. / ah! o güzelliÄŸin; üzerimde güç kullanma yetkin… / nereye gizlendi ÅŸimdi, o cinsel umudun körleÅŸtirdiÄŸi gururum. / bendeki bu ÅŸahsıma münhasır durum / bedeninden çıkan her nefesi, kutsal bir tütsü gibi onaylıyor. / bir yol aç ya da bir yol ol/ kurtar kendini seyirlik bir nesne olmaktan. / vazgeç beni boÅŸ bir levha gibi görmekten / bir ayna gibi, içime içime bak. / ”ve bizim en güzel öldüğümüz bu” durmadan/ gelip aklımın kapısına dayanan/ güçlü ve incelikli boyun eÄŸiş…

Boyun eğişin nedeni, niçini, nasılı: insan içine sindirmek istiyor; aynı mermere yontulmuş çift gibi, iç içe, bir bütün olarak… Akıllara durgunluk veren, bir bütünde donma isteği…. Bilinçaltını bir sel gibi basan o duyguya kim kayıtsız kalabilir ki. İki kişi arasındaki soğuk, mekanik ilişkiyi, sıcak, şehvet dolu şifaya dönüştüren, bilinç altında doğup büyüyen temas isteği; dünyayı yerinden oynatacak kaldıraç gibi bir şey. İnsan bedeniyle yazılan bir çeşit şiir: Orgazm.

Nobel Ödüllü tek psikolog olan Prof. Daniel Kahneman yaptığı bir araştırmada, insanlara gün içinde kendilerini en mutlu hissettiren on şey yazmalarını istiyor. Yanıt ilk sırada seks olarak geliyor. Orgazmın, seksin hem nedeni hem de sonucu olduğunu söylememe gerek var mı? Bu durum, ne kadar önemli bir konu üzerinde durduğumuzu göstermeye yeter sanıyorum. Onun, kültüre, ahlaka, şiire, edebiyata, sinemaya, kısacası tüm sanata sızmasının nedeni budur.

Kişinin kendi bedensel isteğine boyun eğişi, insanı cinsel türünün zirvesine çıkaran bir hissediş halidir. Biz insan soyunu dünyaya sahip olmakla, yine tüm dünyada bir hiç olmaya indirgeyen işte bu hissediş halidir. Burası artık cinsel-duyu dünyasıdır. Cinsel çekimin öncesiyle sonrası arasındaki fark, neredeyse yaşam ve ölüm, başlangıç ile son arasındaki fark kadardır. Bu bir anlamda da ölümlülükten ölümsüzlüğ,e sonra tekrar ölümlülüğe dönme sürecidir.

Ânı kutsal bir ayine dönüştüren, çiftleri var oluşlarının zirvesine taşıyan; yasası her türlü mahremin dilini kesip atan, kendileri dışındaki her şeyi yok sayan, farklı bir görme, işitme, koklama, dokunma, hissetme düzeyine taşıyan, orgazmdan başka bir şey değildir. Bunun dışında, bu kadar etkili başka bir duygu durumu var mıdır? Gecenin, bir giysi tarzıyla tüm bedeni sarması gibi, o olağanüstü zamanı tüm bedene giyinmek… İnsan, yaşamının hiçbir vaktinde böylesine yoğun, imgesi böylesine kalabalık bir mesaj yağmuruna tutulamaz.

Bir kez akılda yer buldu mu asla unutulmayan, kendini her kadında (ya da erkekte) yeniden üreten imgeleriyle hatırlatır kendini.

Geçmişten gelen ama hep gelecekten söz etmeler, hiç durmadan yenilenip durmalar, hep vermeler, verdikçe istemeler;,yapaylıktan gerçek hallere geçmeler…

Cinsellik ve orgazm birbirinin anası, aynı zamanda da birbirinin çocuÄŸudur. Cinsel haz, insanın kendisini beÄŸenme duygusunu güçlendiren, zenginlik ve üstünlük katmanına taşıyandır. O durumda insanın kendini romantik bir biçimde sunuÅŸu mitolojik kahramanları andırır. Estetik fikrini besler. KiÅŸiyi her seferinde yepyeni bir denize ilk kez girer gibi bir heyecana sevk etmek baÅŸka hangi âna nasip olabilir ki? İnsana hayatında, “neyim varsa senin olsun” dedirtebilen baÅŸka bir an olası mıdır? GeçmiÅŸi satıp geleceÄŸe hızla koÅŸmaktır muradı.

KuÅŸkusuz cinsellik güzel bir yaÅŸam imgesidir. Onu ele geçirme yeteneÄŸi, hemen hemen mutluluÄŸu ele geçirme yeteneÄŸiyle doÄŸru orantılıdır. Ele geçirildiÄŸinde tüm geleceÄŸin pırıl pırıl olacağına dair bir hayal dolaşır kafalarda. Mutluluk geçmiÅŸin diliyle konuÅŸur; hayal ise geleceÄŸin… Cinsellik ya da onun ürünü olan orgazm, tam da ikisinin kesiÅŸtiÄŸi ya da “ortak kullanım alanı” diyebileceÄŸimiz yerde yaÅŸam bulur. Ondan yoksun olmak kiÅŸiyi güçsüz kılar, tüm yaÅŸam enerjisini tüketir.

Cinsellik, keyifli bir yaşamın vatanı olarak ünlüdür. Tüm çekiciliğini de işte bu ününden alır. Geçmişi, geleceği ortadan kaldırır, şimdiye odaklanır. Onu ele geçirme eylemi tüm öteki etkinliklerin yerini alır. Keza ona sahip olmak, diğer tüm duyguları gölgede bırakır. İnsan tüm gücünü, söz konusu potansiyelin emrine verir. O an için, ondan öte başka bir doyum ve zevk türü yoktur.

O kutsal ayinin, dünyayı yorumlama dili kendine özgüdür. Durumunu anlatan dili ve davranışı, karşısındakine tüm ruhunu vermeye, onun da tüm ruhunu kabule hazır bir dil ve davranıştır. Söz konusu dille anlaşmak dünyanın en kolay işidir. Bu dil insanı ele geçirmenin en uygun zeminini oluşturur. Gelenekseldir. Tahtından indiğinde, tüm inandırıcılığını yitirir. Ama bu onun çağlar ötesi bir dil olduğu gerçeğini ortadan kaldırmaz.

Hep aynı önermeyi yapan, her tende aynı lisanla konuşan, evrensel ve mekanik geliş gidişlerdir. Hep bilinendir ama aynı zamanda hep geleceğe seslenendir….

YaÅŸamın yoÄŸunluÄŸunun, maddenin ağırlığının, duygunun derinliÄŸinin, hareketin sınırlarının çok faklı olduÄŸu gezegenden, dünyada ayağın suya ermesi “bitti” anlamına gelir. Artık “birbirlerini tanımasalar da olurmuÅŸ” gibi bir duyguya sürüklenir insan bir süre. Ve dünyadaki gerçek yerine varış… Öbür kıtanın zenginliÄŸinden bu kıtanın yoksunluÄŸuna… Tüm o, “toprak”lardaki ayrıcalıklardan sıradanlığa…

Şimdi bir Nursen Yıldırım şiiriyle bitirme vakti: Ağlayamıyorsun ama/ içini sel basmış. / İçin deprem / için katliam / için kıyamet.