Aşağıdaki yazım, ezber edilmesi gereken bir hayat dersidir. Dikkatle okuyarak anlamaya çalışana, müthiş bir aydınlanma yaşatacağını garanti ediyorum.
Geçen gece facebook sayfamda Birhan Keskin’e ait, “ben seninle sevgilim/mutsuz ama bahtiyardım” dizelerini paylaÅŸtım; özellikle “mutlu” ve “bahtiyar” sözcüklerinin aynı anlama geldiÄŸini zanneden ve de mutsuzluÄŸu aÅŸka yakıştıramayan, hatta “aÅŸkın insana huzur veren bir duygu olması gerektiÄŸini” iddia eden arkadaÅŸlarımdan türlü itirazlar geldi.
Öncelikle şunu söyleyeyim ki ben aşk ile huzuru bir arada düşünebilenlerin, asla âşık olmadıklarını ya da aşkla sevgiyi birbirine karıştırdıklarını düşünürüm. Aşk hali, kaynağını yakıcı bir tutkudan alan; ancak aşkın öznesi olan kişiyle bir şekilde birlikte olunarak tüketilemediği sürece varlığını devam ettirebilen, son derece patolojik bir durumdur ve nüvesinde huzurun kırıntısını bile barındırmaz. Ancak aşkınızın öznesi olan kişiye kavuşup tükettiğinizde yerini sevgiye bırakabilirse, ucu ucuna huzurla buluşabilir. Ki o zaman da ortada aşk kalmamıştır zaten.
Halk arasında çok sevdiÄŸim bir söz vardır: “KavuÅŸmazsan aÅŸk, kavuÅŸursan meÅŸk olur.”.
Ya da büyük Fransız yazar Marguerite Yourcenar’ın cümleleriyle, daha entelektüel bir tarzda ifade etmemiz gerekirse: “Mutsuz aÅŸk yoktur: sahip olmadığımıza sahibizdir yalnız. Mutlu aÅŸk yoktur: sahip olduÄŸumuza sahip deÄŸilizdir artık.”
Buyrun size Birhan Keskin’in dizeleri gibi bir paradoks daha… Çözün çözebilirseniz.
Buradan, “ben seninle sevgilim/mutsuz ama bahtiyardım” dizelerine dönecek olursak; bir kere ÅŸunu söyleyeyim ki “bahtiyar”, “mutlu”ile eÅŸ anlamlı bir sözcük deÄŸildir. Mutlu, bahtiyarın sadece yan anlamlarından biridir. Kökeni baht (ÅŸans, talih) sözcüğünden gelen bahtiyar kelimesinin asıl karşılığı, “ÅŸansı yaver giden kiÅŸi” demektir.
Yani ki ÅŸair burada diyor ki: “Seninle birlikteyken kalbim acıdan yanıp kavruluyorduysa da bu büyük aÅŸk duygusunu yaÅŸadığım için kendimi çok ÅŸanslı hissediyordum!”
Zaten de öyle deÄŸil midir? Acıyla süren ve biten aÅŸklarımızın ertesinde önce çok üzülüp kahrolsak bile, sonrasında genellikle, “İyi ki de her ÅŸeye raÄŸmen öyle görkemli bir duyguyu tattım! AÅŸkı hiç bilmeden ölüp giden insanlar var bu dünyada!..” demez miyiz?
İnsanların en büyük yanılgılarından biri, aşk ile sevgiyi birbirinden ayrı düşünemeyip; âşık oldukları dakika, sevgiden bahsetmeye başlamalarıdır. En büyük düş kırıklıları ve acılar da en çok bu peşin sevgi beklentisinden kaynaklanır. Oysa ki ikisi çok farklı ve genellikle de bir arada gerçekleşemeyen olgulardır. Bazen müthiş derecede aşk hissettiğimiz birini, insan olarak hiç sevemeyebiliriz ya da çok sevdiğimiz birine, gram aşk hissedemeyebiliriz. Sevgi asla aşk gibi, ani bir kıvılcımla birden bire ortaya çıkabilen bir duygu değildir. Yoğun bir emek, özveri ve zaman gerektirir.
Ayrıca da sevgi, aşk ateşine dökülen su gibidir. Sevgi büyüdükçe, aşk küçülür ve biter. İkisini bir arada yaşamak, neredeyse mucizedir. Aşkla başlayan birliktelikler, ancak -özellikle de evlilikle vs kavuşulursa- illâ ki bitmeye mahkûm olan aşkın boşluğu, sevgiyle doldurulabildiği takdirde devam eder.
İnsanların çoğu aşkın aynı zamanda otomatikman sevgiyi de beraberinde getirdiğini zannettiklerinden dolayı sevgiye ekstra emek harcamadıkları içindir ki ilişkiler genellikle aşkın bitişiyle birlikte nefrete dönüşerek sona erer ya da korkunç bir katlanma ilişkisine dönüşerek sürer.
Özetle:
Aşk kendimizi sevmektir; sevgi karşımızdakini!..
Aşk tutkudur; sevgi bağışlama, sabır ve emek!..
Aşk bizi yakan ateştir; sevgi kalbimizi ısıtan güneş!..
Aşk bazen karşımızdakine kıyabileceğimiz kadar vahşidir; sevgi sevdiğimizin kılına zarar veremeyeceğimiz şefkat!..
Aşk andır, sevgi zaman!..
Aşk insanın kendisiyle şölenidir, sevgi karşısındakiyle… İkisi buluştuğunda âyin olur; ki ona da sevdâ denir.
Sevdâ da 21’inci Yüzyıl’da pek az kiÅŸinin harcı olan bir ÅŸeydir. BaÅŸarabilenlere aÅŸk olsun.?
- Zübükler Her Yerdedir - 9 Mart 2024
- Hepimiz Dilberiz - 28 Ocak 2024
- Bu Kadar Åžuursuzluk Akla Ziyan – Rabia Mine - 19 Ekim 2023











