back to top
Ana Sayfa Haber Madenci Hakkını Ararken Gözaltında: Ankara’da Emeğe Polis Ablukası

Madenci Hakkını Ararken Gözaltında: Ankara’da Emeğe Polis Ablukası

Yıldızlar SSS Holding’e bağlı Eti Gümüş ve Doruk Madencilik işletmelerinde aylardır ödenmeyen ücret, tazminat ve diğer özlük hakları için Ankara’ya gelen 100’ün üzerinde maden işçisi, Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı önünde açıklama yapmak isterken polis müdahalesiyle gözaltına alındı; olay, Türkiye’de işçilerin en temel ekonomik ve sosyal haklarını talep etmek için dahi giderek daha ağır bir güvenlik bariyeriyle karşılaşmasının çarpıcı bir örneğine dönüştü.

Madencinin Ankara’ya Geliş Nedeni Ödenmeyen Hakları

Bağımsız Maden-İş üyesi Eti Gümüş ve Doruk Madencilik işçileri, aylardır ödenmeyen ücret ve tazminatları ile ücretsiz izin uygulamasına karşı seslerini Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı’na duyurmak üzere Ankara’ya geldi. Elazığ’ın Maden ilçesindeki Eti Gümüş işletmesinden gelen işçiler ile Eskişehir Mihalıççık’taki Doruk Madencilik çalışanları, sendikanın daha önce duyurduğu program kapsamında 10 Ağustos’ta Bakanlık önünde açıklama yapmak istedi.

Bağımsız Maden-İş, Bakanlığın daha önce işçi alacaklarının haziran sonuna kadar ödenmemesi halinde müdahale edeceği yönünde söz verdiğini belirtti. Ancak sendikaya göre temmuz sona ermesine rağmen ödemeler yapılmadı. İşçiler de bunun üzerine daha önce açıkladıkları gibi Ankara’ya gelerek sorumlu gördükleri Bakanlık önünde taleplerini doğrudan iletmek istedi.

Ancak işçilerin Bakanlık önüne ulaşmasıyla birlikte hak arama eylemi bir kez daha polis müdahalesiyle karşılaştı. Sendika, grubun Bakanlık önüne geçişinin engellendiğini ve 100’ün üzerinde işçinin gözaltına alındığını açıkladı. Güncel gelişmeye ilişkin sosyal medya paylaşımlarında da “haklarımızı almadan dönmeyeceğiz” mesajı verildi.

Aynı İşçiler Daha Önce De Gözaltına Alınmıştı

Doruk Madencilik işçilerinin Ankara’daki mücadelesi yeni değil. İşçiler daha önce de Eskişehir’den Ankara’ya yaklaşık 180 kilometrelik yürüyüş gerçekleştirerek Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı önüne ulaşmış, burada açlık grevi ve oturma eylemi başlatmıştı. Nisan ayında düzenlenen eylem sırasında 110 madenci gözaltına alınmış, işçiler yaklaşık 14 saat sonra serbest bırakılmıştı.

İşçilerin talepleri arasında aylarca ödenmeyen ücretlerin yanı sıra ikramiye ve yıllık izin alacaklarının ödenmesi, geçmişte işten ayrılan veya çıkarılanların kıdem ve ihbar tazminatlarının verilmesi, rıza dışında uygulandığı belirtilen ücretsiz izinlerin kaldırılması ve güvenli çalışma koşullarının sağlanması bulunuyor. Sendika ayrıca sendikal mücadelede öncülük ettikleri gerekçesiyle işten çıkarıldığını belirttiği işçilerin işe iadesini ve iş güvencesinin sağlanmasını talep ediyor.

Nisan ayındaki gözaltılar sonrasında işçilerin açlık grevine devam ettiği, daha sonra Yıldızlar SSS Holding önünde de eylemlerini sürdürdüğü görülmüştü. Haziran ayında ise daha önce verilen sözlerin yerine getirilmediği gerekçesiyle yeniden Ankara’ya gelen işçilerin ulaşımının engellenmeye çalışıldığı sendika tarafından duyurulmuştu. Medyascope da işçilerin yeniden Ankara’ya gelişini, “bakanlıkların garantörlüğünde verilen sözlerin tutulmaması” ile ilişkilendirmişti.

Eti Gümüş’te Aylarca Biriken Alacaklar

Ankara’ya gelen ikinci işçi grubu ise Elazığ’ın Maden ilçesindeki Eti Gümüş işletmesinde çalışan işçilerden oluşuyor. Bağımsız Maden-İş’in verilerine göre işçilerin ücret ve tazminat alacakları uzun süredir birikmiş durumda. Sendikanın son açıklamalarında Eti Gümüş işçileri için 13 aya kadar ulaşan ödenmemiş ücret ve tazminatlardan ve 15 aya varan ücretsiz izin sürelerinden söz ediliyor.

İşçiler, zorunlu ücretsiz izin dönemlerine ilişkin ücret ve sigorta primlerinin tamamlanmasını, geçmiş dönem eksik ödemelerinin giderilmesini ve tazminatların eksiksiz ödenmesini istiyor. Sendika, şirketin bölgedeki faaliyetleri ve işçi alacakları konusunda kamu kurumlarının sorumluluk üstlenmesi gerektiğini savunuyor.

Yıldızlar SSS Holding bünyesinde yalnızca Eti Gümüş ve Doruk Madencilik değil, farklı sektörlerde faaliyet gösteren başka işletmelerin de bulunduğu ve ücret alacaklarına ilişkin sorunların farklı işletmelerde de gündeme geldiği haberleştirildi. Temmuz ayında yayımlanan haberlerde Nesko Maden, Yunus Emre Termik Santrali ve Eti Gümüş işletmelerindeki işçilerin benzer sorunlarla eylemler yaptığı aktarılmıştı.

Sorun Artık Bir Şirketin Borcunu Aşıyor

Madencilerin mücadelesinde dikkat çeken temel nokta, meselenin yalnızca bir şirketin işçilerine borçlu olduğu ücretlerin tahsili olmaktan çıkmış olması. İşçiler açısından sorun, emeğin karşılığının zamanında ödenmesi, çalışma güvencesi, sendikal haklar ve güvenli çalışma koşullarının birlikte korunması meselesine dönüşmüş durumda.

Doruk Madencilik işçileriyle ilgili daha önce yayımlanan çalışmalarda, yaklaşık 400 işçinin ücret, kıdem tazminatı, ücretsiz izin veya diğer özlük hakları bakımından mağduriyet bildirdiği; bunların bir bölümünün halen çalıştığı veya ücretsiz izinde olduğu, önemli bir bölümünün ise işletmeden ayrıldığı aktarılmıştı. İşçilerin yaşadığı sorunların geçmiş dönemlere uzandığı da sendikanın rapor ve açıklamalarında belirtiliyor.

Bu tablo, “ücretini alamayan işçi” haberinin çok ötesinde bir çalışma rejimi tartışmasını gündeme getiriyor. Çünkü işçinin ücretinin ödenmemesi karşısında başvurabileceği hukuki ve idari mekanizmalar işletilmediğinde, hak arama yükü doğrudan işçinin omuzlarına bırakılıyor. İşçi hakkını almak için önce işyerinde, ardından sendikasıyla birlikte sokakta, en sonunda da Ankara’da Bakanlık kapısında mücadele etmek zorunda kalıyor.

Bakanlık Kapısında Çarpıcı Çelişki

Yaşanan gözaltılar, Türkiye’de çalışma hayatındaki temel bir çelişkiyi yeniden görünür hale getiriyor: İşçinin ücretinin aylarca ödenmemesi gündelik bir ekonomik sorun olarak kalırken, bu ücretin ödenmesini talep eden işçinin kamu kurumu önünde toplanması güvenlik meselesine dönüştürülebiliyor.

Nisan ayında da benzer bir tablo yaşanmıştı. 110 madencinin gözaltına alındığı eylem sırasında CHP Grup Başkanvekili Murat Emir, işçilerin elinde silah değil baret bulunduğunu belirterek müdahale edilmemesi çağrısı yapmış; kamu otoritelerinin işçilerin taleplerini dinlemesi gerektiğini savunmuştu.

Daha da önemlisi, Nisan ayındaki gözaltıların ardından AYM’nin sendikal ve barışçıl eylem hakkına ilişkin kararının gündeme gelmesi, maden işçilerinin mücadelesini yalnızca ücret ve tazminat meselesi olmaktan çıkararak toplantı ve gösteri hakkı ile sendikal özgürlükler açısından da önemli hale getirmişti.

Hak Aramak Neden Bu Kadar Zor?

Madencilerin yaşadığı tablo, Türkiye’de emeğin hukukla kurduğu ilişkinin ne kadar kırılgan olduğunu gösteriyor. İşçilerin talebi yeni bir sosyal hak veya ayrıcalık değil; çalıştıkları döneme ait ücretlerinin, tazminatlarının ve diğer yasal haklarının ödenmesi.

Buna rağmen hak arama sürecinin kendisi tekrar tekrar polis müdahalesi, gözaltı ve eylem alanlarının sınırlandırılmasıyla karşılaşıyor. İşçilerin daha önce de Ankara’ya gelmeleri, açlık grevine başlamaları, gözaltına alınmaları ve serbest bırakıldıktan sonra eylemlerine devam etmeleri, sorunun tek bir günün protestosu olmadığını ortaya koyuyor.

Bu nedenle 10 Ağustos’taki gözaltılar, yalnızca “Bakanlık önünde izinsiz eylem” başlığı altında okunamayacak kadar geniş bir toplumsal bağlama sahip. Ortada aylarca ödenmeyen ücretler, yıllara yayılan tazminat talepleri, ücretsiz izin uygulamaları ve çalışma güvencesi sorunları bulunuyor. İşçiler ise çözüm için doğrudan sorumlu gördükleri kamu makamının kapısına gidiyor.

Bir ülkede işçinin emeğinin karşılığını istemesi sorun, bu talebi dinlemek yerine işçiyi gözaltına almak çözüm haline geliyorsa, tartışılması gereken yalnızca işverenin borcu değil; çalışma hakkının, sendikal özgürlüğün ve yurttaşın devletten hesap sorma hakkının hangi noktaya gerilediğidir.

  • TB / Gazete Pencere, Euronews, Gazete Oksijen, Medyascope, BirGün