Mirgün Cabas, hakkında yürütülen “ünlülere yönelik uyuşturucu” soruşturmasında adının geçtiğini babasının cenaze işlemleri sırasında basından öğrendiğini açıkladı. Bakırköy Cumhuriyet Başsavcılığı’nın yürüttüğü operasyon kapsamında 25 kişi hakkında gözaltı kararı verilirken, soruşturmanın yöntemi ve kamuoyuna servis ediliş biçimi yeni tartışmaları da beraberinde getirdi.
Ünlü İsimlere Şafak Operasyonu
Bakırköy Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından yürütülen soruşturma kapsamında sabah saatlerinde İstanbul ve Muğla’da çok sayıda adrese operasyon düzenlendi. Savcılık, “uyuşturucu ve uyarıcı madde kullanımı ile kullanımını kolaylaştırma” iddiasıyla 25 kişi hakkında gözaltı kararı verildiğini duyurdu.
Operasyon kapsamında adı geçen isimler arasında Mabel Matiz, Serenay Sarıkaya, Berkay, Onur Tuna ve Blok3 gibi kamuoyunda tanınan isimlerin bulunması dikkat çekti.
Ancak soruşturmanın en çarpıcı ayrıntılarından biri, gazeteci Mirgün Cabas’ın gözaltı kararını babasının cenazesiyle ilgilenirken öğrenmesi oldu.
“Babamı Kaybettim, Cenaze İçin İzmir’deyim”
Mirgün Cabas, sosyal medya hesabından yaptığı açıklamada, soruşturmadan resmi makamlar aracılığıyla değil, basın yayın organlarından haberdar olduğunu belirtti.
Cabas paylaşımında şu ifadeleri kullandı:
“Bu sabah ismimin bir soruşturmada geçtiğini basından öğrendim. Dün babamı kaybettim, babamın cenazesi için İzmir’deyim. Avukatlarım soruşturma makamıyla görüşüyor, bilgi sahibi olunca gereğini yapacağım.”
Gazetecinin açıklaması kısa sürede sosyal medyada geniş yankı bulurken, soruşturma süreçlerinin medya üzerinden yürütülmesi ve kişilerin henüz ifadeleri alınmadan kamuoyu önünde teşhir edilmesi yeniden tartışma konusu oldu.
Yargı Süreçlerinde “Kamuoyu Operasyonu” Tartışması
Son yıllarda özellikle yüksek profilli soruşturmalarda gözaltı kararlarının resmi işlemlerden önce iktidara yakın medya organlarında yayımlanması, hukuk çevrelerinde “yargının medya aracılığıyla siyasallaştırılması” eleştirilerini artırıyor.
Mirgün Cabas örneğinde olduğu gibi, soruşturma kapsamındaki kişilerin bazılarının operasyonu doğrudan basın haberlerinden öğrenmesi; masumiyet karinesi, kişilik hakları ve soruşturma gizliliği açısından ciddi soru işaretleri doğurdu.
Öte yandan, geçmiş benzer soruşturmalarda cenaze ve defin süreçleri nedeniyle bazı şüphelilere ek süre tanındığı biliniyor. Cabas’ın da avukatları aracılığıyla savcılıkla temas kurduğu ve cenaze işlemlerinin ardından ifade sürecine ilişkin takvimin netleşeceği belirtiliyor.
Operasyonun Siyasi Ve Medyatik Boyutu Tartışılıyor
Soruşturmanın kapsamı kadar, kamuoyuna sunuluş biçimi de tartışmaların merkezinde yer alıyor. Özellikle sanatçılar, oyuncular ve gazetecilerin aynı dosyada yer alması; operasyonun yalnızca adli değil, aynı zamanda yüksek medya etkisi üreten bir “kamusal gösteri” niteliği taşıdığı yönünde yorumlara neden oldu.
Hukukçular ise soruşturma süreçlerinde yargı makamlarının şeffaflık ile kişilik hakları arasındaki dengeyi koruması gerektiğine dikkat çekiyor. Çünkü gözaltı kararlarının kamuoyunda peşin hüküm yaratacak şekilde servis edilmesi, yargılamadan önce toplumsal mahkûmiyet riskini beraberinde getiriyor.









