Korku, bu coğrafyanın en istikrarlı duygusudur.
Devlet değişir, rejim değişir, inanç biçimleri ve diller değişir ama korku kalır.
Korku, sadece yönetilenlerin değil, yönetenlerin de ruhuna işlemiş...
Bugünün dünyasında en büyük yanılgılardan biri, “demokrasi” adını verdiğimiz düzenin gerçekten halkın kendi iradesini yönetime dönüştürdüğü inancıdır. Oysa bu inanç, tıpkı paranın büyüsüne kapılmak...
İnsanın doğayla kurduğu en eski bağ, onun kendi varoluşunun da aynasıdır. Bu bağ koptuğunda, yalnızca toprak yaralanmaz; insan da kendi benliğinden, emeğinden, ruhundan kopar....
Friedrich Nietzsche’nin Herakleitos’tan esinlenerek geliştirdiği “ebedi dönüş” kavramı, yaşamın ve ölümün anlamına dair radikal bir sorgulamayı beraberinde getiriyor: Hayatınızı, hiçbir ayrıntı değişmeden, sonsuza dek...
Faşizm, yalnızca bir yönetim biçimi değildir; o, toplumun damarlarına yavaşça sızan bir korku rejimidir. Her zaman açık bir tehdit olarak gelmez. Önce sessizlikle gelir....
İbn Arabî’nin düşüncesi, yüzyıllar öncesinden bugüne seslenen bir evren tahayyülüdür. Onun “vahdet-i vücûd” diye kavramsallaştırdığı anlayış, var olan her şeyin tek bir hakikatin farklı...