back to top
Ana Sayfa Haber Bir Çift Ayakkabı, Birkaç Çorap ve İki Yıl Bir Ay Hapis

Bir Çift Ayakkabı, Birkaç Çorap ve İki Yıl Bir Ay Hapis

Kor Kitap, cezaevinde bulunan çevirmenine telif ücreti karşılığında gönderdiği ayakkabı ve çorapların “terörün finansmanı” soruşturmasına konu edildiğini, yayınevi temsilcisi Neslihan Eser’e 2 yıl 1 ay hapis cezası verildiğini açıkladı. Yayınevi, çevirmenin talebi üzerine iki kez yapılan ayni ödemenin temel ihtiyaçları karşılamayı amaçladığını belirterek karara tepki gösterdi. Olay, cezaevindeki insanların emeklerinin karşılığını alma hakkını, yayıncılık özgürlüğünü ve ceza hukukunun sınırlarını yeniden tartışmaya açtı.

Bir kitabın okura ulaşması, yalnızca yazarının kaleminden çıkan sözcüklerle gerçekleşmez. O sözcüklerin başka bir dile taşınması, düzeltilmesi, basılması ve dağıtılması için görünmeyen pek çok emek harcanır. Çevirmen de bu emeğin sahiplerinden biridir. Çalışmasının karşılığında ücret alması, yayıncılık dünyasının olağan bir ilişkisidir. Ancak Kor Kitap’ın kamuoyuyla paylaştığı açıklama, Türkiye’de bu olağan ilişkinin nasıl ağır bir ceza davasının konusu hâline gelebildiğini ortaya koyuyor.

Yayınevinin açıklamasına göre, cezaevinde bulunan bir çevirmenin yaptığı çalışmanın karşılığı olarak ödenmesi gereken telif ücreti, çevirmenin kendi talebi doğrultusunda iki defaya mahsus olmak üzere nakit yerine ayakkabı ve çorap olarak kendisine ulaştırıldı. Kor Kitap, günlük ve en temel ihtiyaçların karşılanması amacıyla gerçekleştirildiğini belirttiği bu işlemin “terörün finansmanı” iddiasıyla başlatılan soruşturmaya konu edildiğini duyurdu. Yayınevi temsilcisi Neslihan Eser’e ise 2 yıl 1 ay hapis cezası verildiğini açıkladı.

Ortaya çıkan tablo, bir ceza dosyasının sınırlarını aşan sorular içeriyor. Cezaevindeki bir insanın çeviri yapması, emeğinin karşılığında telif ücreti kazanması ve bu ücretle temel ihtiyaçlarını karşılaması hangi koşullarda suç olarak değerlendirilebilir? Bir yayınevinin sözleşmesinden doğan ödeme yükümlülüğünü yerine getirmesi ile yasadışı bir faaliyeti finanse etmesi arasındaki hukuki sınır nerede başlar? Kor Kitap’ın açıklaması, bu soruların mahkeme kararının gerekçesiyle birlikte incelenmesini gerekli kılıyor.

Dört Günlük Gözaltından Hapis Cezasına

Kor Kitap’ın yaşadığı süreç yeni başlamadı. Yayınevi, 27 Ocak 2026 tarihinde yaptığı ilk açıklamada, cezaevinde bulunan yazar, çevirmen ve editörleri Tonguç Ok ile Necip Baysal’a çalışmalarının karşılığı olarak telif ödemeleri yapıldığını duyurmuştu. Bu ödemelerin cezaevi kantininden alışveriş yapmak ve günlük ihtiyaçları karşılamak için kullanıldığını belirten yayınevi, işlemlerin terör faaliyetiyle ilişkilendirilmesine itiraz etmişti.

Soruşturma kapsamında yayınevi temsilcisi dört gün gözaltında tutulduktan sonra hakkında konutu terk etmeme biçiminde adli kontrol kararı verilmişti. Kor Kitap, daha o aşamada telif ödemelerinin suç sayılmasının yayıncılık faaliyetlerini ve düşünce özgürlüğünü tehdit ettiğini savunarak kamuoyuna dayanışma çağrısında bulunmuştu. Aradan geçen yaklaşık dokuz ayın ardından, 26 Ekim’de yayımlanan yeni açıklamayla soruşturmanın hapis cezasıyla sonuçlandığı öğrenildi.

Yeni açıklamada özellikle ayakkabı ve çorap gönderilmesine dikkat çekiliyor. Yayınevine göre çevirmenin isteği üzerine iki kez gerçekleştirilen bu işlem, kendisine ödenmesi gereken telif bedelinin farklı biçimde ulaştırılmasından ibaretti. Ancak Kor Kitap, mahkemenin bu gönderimleri teröre yardım kapsamında değerlendirerek Neslihan Eser hakkında mahkûmiyet kararı verdiğini bildiriyor.

Burada önemli bir hukuki ayrım bulunuyor. Soruşturmanın başlangıcında kullanılan “terörün finansmanı” nitelendirmesiyle mahkemenin hangi suçun unsurlarının oluştuğunu kabul ettiği aynı şey olmayabilir. Gerekçeli kararın tamamı kamuoyuna sunulmadığından, mahkemenin hangi delillere dayanarak suçun unsurlarının gerçekleştiğine hükmettiği ve gönderilen eşyalar dışında hangi olguları değerlendirdiği henüz açıklığa kavuşmuş değil. Bu nedenle kararın gerekçesi ve varsa diğer deliller görülmeden, mahkemenin bütün değerlendirmesinin yalnızca ayakkabı ve çoraptan ibaret olduğu kesin biçimde söylenemiyor.

Yayıncılardan Tepki: Telif Bir Hak, Ödeme Bir Yükümlülük

Kor Kitap’a yönelik soruşturma ocak ayında kamuoyuna yansıdığında Türkiye Yayıncılar Birliği de yazılı bir açıklamayla tepki göstermişti. Birlik, telif haklarının 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu kapsamında korunduğunu, yazarların ve çevirmenlerin cezaevinde bulunmalarının eserlerinden doğan mali haklarını kendiliğinden ortadan kaldırmadığını vurgulamıştı.

Yayıncılar Birliği’nin açıklamasında dikkat çekilen bir başka nokta da cezaevi kantinlerinin idarenin denetimi altında bulunmasıydı. Birlik, cezaevinde bulunan kişilerin telif gelirleriyle temel ihtiyaçlarını karşılamalarının terör finansmanı olarak değerlendirilmesine karşı çıkmış, yayınevi temsilcisine uygulanan ev hapsinin kaldırılmasını istemişti.

Telif hakkı, bir yazarın ya da çevirmenin emeğiyle ortaya koyduğu eserden kaynaklanan mali ve manevi hakların bütününü ifade ediyor. Bir insanın özgürlüğünden yoksun bırakılması, onun emeğinin ekonomik değerini kendiliğinden ortadan kaldırmıyor. Cezaevindeki bir çevirmen de yaptığı çalışmanın karşılığını alabilir; yayınevinin de üstlendiği ödeme yükümlülüğünü hukuka uygun biçimde yerine getirmesi gerekir.

Bununla birlikte her ödeme, yalnızca telif olarak adlandırıldığı için ceza hukuku bakımından kendiliğinden inceleme dışı kalmaz. Hukuki değerlendirmede işlemin gerçek niteliği, tarafların bilgisi ve kastı, ödemenin amacı ve somut deliller belirleyicidir. Kor Kitap davasını önemli kılan da tam olarak bu unsurların nasıl değerlendirildiğinin açıklanması gereğidir. Olağan bir telif ilişkisinin suçlamaya konu edilmesi, yayıncılık dünyasında yalnızca bu davayla sınırlı kalmayabilecek bir belirsizlik yaratıyor.

Bir Çift Ayakkabının Ötesindeki Mesele

Cezaevindeki bir insanın ihtiyaçları, dışarıdaki yaşamın alışılmış olanaklarından farklı koşullarda karşılanıyor. Dışarıda kolayca edinilebilen bir çift ayakkabı, birkaç çorap ya da günlük kullanım eşyası, cezaevinde idari kurallara ve sınırlı erişim olanaklarına bağlı. Bu nedenle bir çevirmenin kazandığı telif ücretini nakit yerine temel ihtiyaç malzemeleri olarak almak istemesi, yayınevinin açıklamasında anlatıldığı biçimiyle, çalışma karşılığının gündelik yaşama dönüştürülmesi anlamına geliyor.

Olayın insani boyutu kadar çalışma yaşamına ilişkin yönü de bulunuyor. Çevirmen, sözcükleri başka bir dile taşıyarak emek üretiyor; yayınevi bu emeği kullanarak kitap yayımlıyor ve karşılığında ödeme yapıyor. Bu ilişkinin taraflarından birinin cezaevinde bulunması, emeğin niteliğini değiştirmiyor. Ancak ödeme işleminin ağır bir ceza soruşturmasına konu edilmesi, yayıncıların cezaevindeki yazar ve çevirmenlerle çalışırken karşılaşabilecekleri hukuki risklere ilişkin kaygıları büyütüyor.

Böyle bir belirsizlik, yalnızca yayınevlerini değil, cezaevinde yazmayı, çevirmeyi ve üretmeyi sürdüren insanları da etkileyebilir. Yayınevleri olası soruşturmalar nedeniyle ödeme yapmaktan kaçınırsa, eser sahipleri emeklerinin karşılığını almakta güçlük yaşayabilir. Böylece doğrudan yasaklanmamış bir yayıncılık faaliyeti, yaptırım ihtimalinin yarattığı çekingenlik nedeniyle fiilen daralabilir. Bu olasılık, düşünce ve ifade özgürlüğü bakımından ayrıca değerlendirilmesi gereken bir sonuçtur.

Kararın Gerekçesi Kamuoyuna Açıklanmalı

Neslihan Eser’e verilen 2 yıl 1 ay hapis cezasının ardından yanıt bekleyen sorular bulunuyor. Mahkeme, telif karşılığı gönderildiği belirtilen ayakkabı ve çorapların hangi somut gerekçelerle suç kapsamında olduğuna karar verdi? Ödemelerin eser karşılığı yapıldığına ilişkin sözleşme, kayıt ve belgeler nasıl değerlendirildi? Gönderilen eşyalar ile isnat edilen suç arasında nasıl bir bağlantı kuruldu? Karar kesinleşti mi, yoksa üst mahkemede incelenmesi mümkün mü?

Bu soruların yanıtlanması, yalnızca yayınevinin savunmasının değerlendirilmesi bakımından değil, yargı kararlarının denetlenebilirliği açısından da önemli. Bir mahkûmiyet kararının dayandığı gerekçelerin açık, somut ve anlaşılabilir olması, hem sanığın haklarının korunması hem de benzer faaliyetlerde bulunan kişilerin hukuki sınırları öngörebilmesi için gerekli.

Kor Kitap, yayınevi temsilcisine verilen cezayı kabul etmediğini açıklayarak kararın karşısında duracağını duyurdu. Yayınevinin açıklamasında yer alan “Yayıncılık faaliyeti suç değildir!” sözleri, yalnızca bir mahkeme kararına yöneltilmiş itiraz olmanın ötesinde, kitap üretiminin ve emeğin karşılığının korunması talebini de ifade ediyor.

Türkiye’de düşünce ve ifade özgürlüğü tartışmaları çoğu zaman yasaklanan kitaplar, toplatılan yayınlar ve yargılanan yazarlar üzerinden yürütülüyor. Kor Kitap olayı ise aynı tartışmanın daha az görünür bir alanına işaret ediyor: Bir kitabın hazırlanmasına emek veren insanın ücretini alması ve bu ücretin kendisine ulaştırılması. Yazmak ve yayımlamak kadar, bu faaliyetleri mümkün kılan emek ilişkilerinin de hukuki güvenceye ihtiyacı bulunuyor.

Bir çift ayakkabı ve birkaç çorabın ceza dosyasının konusu hâline gelmesi, olayın bütün hukuki ayrıntıları açıklığa kavuşmadan bile ciddi bir soruyu gündeme getiriyor: Cezaevindeki bir insanın emeğinin karşılığını alması ve en temel ihtiyaçlarını karşılaması, hangi somut delillerle suçun parçası sayılabilir? Bu soruya verilecek yanıt, yalnızca Neslihan Eser’in davası için değil, yayıncılık özgürlüğünün ve emeğin hukuk karşısındaki yerinin anlaşılması için de belirleyici olacak.


  • NHA / Kor Kitap’ın 27 Ocak ve 26 Ekim 2026 tarihli açıklamaları, Evrensel, bianet, Cumhuriyet, Türkiye Yayıncılar Birliği.