back to top
Ana Sayfa Haber Çevre Doğayı Kazan Cengiz Holding, İklim Zirvesinde Ortak Oldu

Doğayı Kazan Cengiz Holding, İklim Zirvesinde Ortak Oldu

Türkiye’nin ev sahipliğinde Antalya’da düzenlenecek COP31 İklim Zirvesi’nin “Sürdürülebilir Dönüşüm Ortağı” Cengiz Holding oldu. Kömürlü termik santralleri, maden projeleri ve orman alanlarına yönelik müdahaleler nedeniyle yıllardır çevre mücadelelerinin odağında bulunan holdingin iklim zirvesinde ortak olarak yer alması tepki çekti. Çanakkale’de yeni kömür yatırımı, Antalya’da ise on binlerce ağacı etkileyebilecek maden genişletme projesi gündemdeyken yapılan ortaklık açıklaması, iklim politikalarının inandırıcılığına ilişkin tartışmaları büyüttü.

Türkiye’nin 9–20 Kasım tarihlerinde Antalya’da ev sahipliği yapacağı Birleşmiş Milletler İklim Değişikliği Konferansı (COP31) öncesinde açıklanan ortaklıklar, zirvenin gündeminden önce çevre politikalarındaki çelişkileri tartışmaya açtı. COP31 Türkiye yönetimi, Cengiz Holding’in “Sürdürülebilir Dönüşüm Ortağı” olarak organizasyona katıldığını duyurarak bundan duyduğu memnuniyeti açıkladı. Türkiye’nin küresel iklim mücadelesindeki kararlılığını göstermek amacıyla kamu kurumlarının, özel sektörün, sivil toplumun ve finans kuruluşlarının bir araya getirileceği belirtildi.

Ancak açıklamada sürdürülebilir dönüşümün ortağı olarak tanıtılan şirket, Türkiye’nin farklı bölgelerinde yürüttüğü madencilik ve enerji projeleri nedeniyle uzun süredir çevresel tartışmaların merkezinde bulunuyor. Artvin’den Antalya’ya, Çanakkale’den Karadeniz’e uzanan faaliyetleriyle tanınan Cengiz Holding’in iklim krizine çözüm arayan uluslararası bir toplantıda üstlendiği rol, şirketlerin çevresel etkileriyle kamuoyuna sundukları sürdürülebilirlik hedefleri arasındaki ilişkinin yeniden sorgulanmasına neden oldu.

Çanakkale’de Kömür Yatırımı, Antalya’da İklim Ortaklığı

Ortaklık kararının en somut çelişkilerinden biri Çanakkale’de yaşanıyor. Cengiz Holding’in sahibi olduğu, ithal kömürle çalışan CENAL Termik Santrali’ne 1.050 megavat kapasiteli yeni bir ünite eklenmesi için Çevresel Etki Değerlendirmesi (ÇED) süreci başlatıldı. İklim zirvesinde fosil yakıtlardan çıkışın ve sera gazı emisyonlarının azaltılmasının tartışılacağı bir dönemde, zirvenin uygulama ortağının kömürlü elektrik üretimini genişletmeyi planlaması çevre örgütlerinin itirazlarına neden oldu.

Greenpeace Türkiye, 26 Ekim’de Çanakkale’nin Karabiga beldesinde düzenlediği eylemde bu çelişkiye dikkat çekti. Aktivistler, CENAL Termik Santrali yakınında kömürden çıkış çağrısı yaparken, iklim zirvesine ev sahipliği yapan Türkiye’nin yeni kömür yatırımlarına izin vermesinin iklim hedefleriyle nasıl bağdaştırılacağını sordu. Çevre örgütü, enerji arz güvenliği gerekçesiyle savunulan kömür yatırımlarının uzun vadeli iklim yükümlülükleri ve doğal yaşam üzerindeki etkilerinin göz ardı edilmemesi gerektiğini vurguladı.

Cengiz Holding ise enerji faaliyetlerine ilişkin açıklamalarında artan elektrik ihtiyacını karşılamayı, arz güvenliğini ve yenilenebilir enerji yatırımlarını öncelikleri arasında gösteriyor. Ancak yenilenebilir enerji yatırımlarının varlığı, aynı şirketin kömürlü üretimi genişletme planlarının çevresel etkilerini ortadan kaldırmıyor. Tartışma da tam bu noktada yoğunlaşıyor: Bir şirketin sürdürülebilirlik iddiası, yalnızca çevreye duyarlı olarak sunduğu yatırımlarla mı, yoksa bütün faaliyetlerinin doğa ve iklim üzerindeki toplam etkisiyle mi değerlendirilmeli?

Antalya’da Zirve Hazırlığı, Akseki’de Maden Projesi

COP31’in düzenleneceği Antalya’da da Cengiz Holding’e bağlı Eti Alüminyum’un maden faaliyetleri tartışma konusu. Akseki ilçesindeki Gidengelmez Dağları’nda planlanan boksit madeni kapasite artışı projesine ilişkin ÇED raporunda, işletme sahası içinde 59 bin 658 ağacın bulunduğu belirtiliyor. Projenin uygulanması durumunda orman örtüsü, su kaynakları ve yaban hayatı üzerinde oluşabilecek etkiler nedeniyle yöre halkı ve çevre savunucuları itirazlarını sürdürüyor.

Bu tablo, iklim zirvesinin yalnızca uluslararası toplantı salonlarında yapılacak açıklamalarla değerlendirilemeyeceğini gösteriyor. Antalya’da ormanların korunması, biyolojik çeşitlilik ve sürdürülebilir kalkınma konuşulurken aynı ilin dağlarında madencilik faaliyetlerinin genişletilmesinin gündemde olması, alınacak kararlarla sahadaki uygulamalar arasındaki ilişkiyi önemli hâle getiriyor. ÇED süreçleri projelerin çevresel sonuçlarını değerlendirmek amacıyla yürütülse de çevre örgütleri, bu süreçlerde yerel halkın itirazlarının ve ekosistem üzerindeki birikimli etkilerin yeterince dikkate alınmadığını savunuyor.

Çevre Örgütlerinden “Yeşil Aklama” Tepkisi

Cengiz Holding’in COP31 ortakları arasında bulunmasına yönelik eleştiriler yalnızca bu şirketle sınırlı değil. Zirvenin destekçileri arasında Limak Holding, IC Holding, Rönesans Holding ve Sinpaş Holding gibi çevresel etkileri tartışma konusu olan yatırımlarla ilişkilendirilen şirketler de yer alıyor. Ege Çevre ve Kültür Platformu (EGEÇEP), 23 Ekim’de yaptığı açıklamada bu şirketlerin iklim zirvesinde destekçi olarak sunulmasına karşı çıkarak ortaklıkların sona erdirilmesini istedi.

Platform, özellikle kömür madenciliği, orman alanlarının kullanımı, su havzaları ve kıyı yapılaşmasıyla ilgili projelerin çevresel sonuçlarına dikkat çekti. Çevre örgütlerine göre doğa tahribatı iddialarıyla gündeme gelen şirketlerin uluslararası iklim toplantılarında sürdürülebilirlik ortağı olarak tanıtılması, kamuoyunda şirketlerin çevresel sicillerinin olduğundan olumlu gösterilmesine yol açabilir. Bu uygulama, çevre politikaları tartışmalarında “yeşil aklama” olarak adlandırılıyor.

Özel sektörün iklim dönüşümüne katılması tek başına çelişkili bir durum değil. Enerji üretimi, madencilik, sanayi ve ulaşım gibi yüksek çevresel etkiye sahip alanlarda faaliyet gösteren şirketlerin dönüşüm sürecine katılması, emisyonların azaltılması bakımından gerekli de olabilir. Ancak bu katılımın inandırıcılığı, şirketlere verilen unvanlardan çok, fosil yakıt yatırımlarının geleceği, çevresel zararların azaltılması ve bağımsız denetime açık somut taahhütlerle ölçülebilir.

COP31 yönetiminin Cengiz Holding’i ortak olarak duyururken kullandığı sürdürülebilirlik vurgusu ile holdingin devam eden projeleri arasındaki ilişki bu nedenle önem taşıyor. Zirve ortaklığının şirketin hangi çevresel yükümlülükleri üstlenmesini gerektirdiği, kömür yatırımlarını sınırlandıran herhangi bir koşul içerip içermediği ve uygulamaların nasıl denetleneceği, kamuoyunun yanıt beklediği sorular arasında bulunuyor.

Türkiye, Antalya’da dünyanın iklim krizine karşı ortak çözümler arayacağı büyük bir toplantıya hazırlanıyor. Aynı dönemde orman alanlarında madencilik, kömürlü elektrik üretimi ve doğal yaşam alanlarının korunması konusundaki anlaşmazlıklar devam ediyor. Cengiz Holding’in COP31 ortaklığı, bu iki alanın birbirinden bağımsız değerlendirilemeyeceğini ortaya koyuyor.

Bir şirketin iklim zirvesine destek vermesi, çevresel sorumluluklarını yerine getirdiğini göstermeye yeter mi? Yoksa sürdürülebilir dönüşümün gerçek ölçüsü, zirve salonlarında verilen sözlerden önce, maden sahalarında, ormanlarda ve termik santrallerde alınan kararlar mı olmalı?


  • NHA / COP31 Türkiye, Greenpeace Türkiye, Ege Çevre ve Kültür Platformu, Ekoloji Birliği, İklim Haber, Antalya Körfez Gazetesi, Cengiz Holding.