back to top
Ana Sayfa Haber Değişimden Önce Kuşkuyu Örgütleyenler

Değişimden Önce Kuşkuyu Örgütleyenler

Sırbistan’da öğrenci hareketinin desteklediği aday listesinin seçim başarısının ardından, farklı siyasal görüşlerden gelen gençlerin birlikte hareket etmeyi sürdüremeyeceği yönündeki yorumlar tartışma yarattı. Gazeteci Işın Eliçin, henüz yeni siyasal deneyimin sonuçları görülmeden dile getirilen başarısızlık beklentilerinin, değişimin mümkün olduğuna duyulan güveni aşındırabileceği uyarısında bulundu. Tartışmanın merkezinde yalnızca Sırbistan’ın geleceği değil, farklı düşüncelere sahip insanların ortak talepler etrafında buluşmasının demokratik anlamı da bulunuyor.

Bir toplum uzun yıllar boyunca aynı siyasal ilişkiler içinde yaşadığında, yalnızca yöneticilere değil, o ilişkilerin değişmeyeceği düşüncesine de alışabilir. Yönetimler değişir, partiler kurulur ve dağılır, seçimler yapılır; fakat insanların kendi hayatları üzerinde söz sahibi olabileceklerine ilişkin inançları her zaman aynı ölçüde güçlenmez. Zamanla siyaset, toplumun birlikte gerçekleştirebileceği bir etkinlik olmaktan çıkarak belirli kişilerin ve kurumların işi gibi görülmeye başlanabilir. Böyle bir ortamda beklenmedik bir toplumsal hareketin ortaya çıkması, yalnızca mevcut yöneticileri değil, siyasetin nasıl yapılması gerektiğine ilişkin yerleşik kabulleri de tartışmaya açar.

Sırbistan’da öğrencilerin başlattığı hareketin ardından yaşanan seçim süreci, bu tartışmanın güncel örneklerinden biri oldu. Novi Sad tren istasyonunda yaşanan facianın ardından gelişen protestolar, başlangıçtaki hesap sorma talebinin ötesine geçerek kamu yönetimi, yolsuzluk iddiaları ve demokratik denetim konularında geniş bir toplumsal hareket oluşturdu. Farklı siyasal görüşlerden öğrencilerin birlikte hareket etmesi, üniversitelerde başlayan örgütlenmenin başka toplumsal kesimlerle buluşması ve hareketin seçimlerde kendi desteklediği aday listesi etrafında birleşmesi, siyasal temsilin yalnızca geleneksel partiler aracılığıyla kurulmadığını gösteren bir deneyim olarak öne çıktı.

Ancak seçim başarısının ardından tartışmaların yönü de değişti. Öğrencilerin hangi taleplerle bir araya geldiğinden çok, aralarındaki siyasal farklılıkların gelecekte nasıl sonuçlar doğuracağı konuşulmaya başlandı. Hareketin ortak hedeflerinin kalıcı bir yönetim programına dönüşüp dönüşemeyeceği, farklı görüşlerin birlikte karar almayı sürdürüp sürdüremeyeceği ve liderlik yapısının nasıl işleyeceği soruları gündeme geldi. Bunlar demokratik bir hareketin geleceğini değerlendirmek bakımından meşru sorular olmakla birlikte, henüz yaşanmamış anlaşmazlıkların kaçınılmaz bir başarısızlığın kanıtı gibi sunulması farklı bir tartışmayı da beraberinde getirdi.

Işın Eliçin’den Kuşku Söylemine İtiraz

Gazeteci Işın Eliçin, sosyal medya hesabından yaptığı açıklamada, Sırbistan’daki öğrenci hareketini değerlendiren bazı yorumların ortak yönüne dikkat çekti. Eliçin, öğrencilerin farklı siyasal görüşlere sahip olmasının, güçlü bir lider etrafında toplanmamasının ve gelecekte anlaşmazlık yaşayabilecek olmalarının, hareketin başarısını küçümsemek için gerekçe hâline getirilmesine itiraz etti.

Eliçin’in eleştirdiği yorumlar arasında öğrencilerin tek ortak hedefinin Vučić’i iktidardan uzaklaştırmak olduğu, seçim kazanmanın ülke yönetmek anlamına gelmediği, ilk ciddi anlaşmazlıkta hareketin dağılabileceği ve güçlü bir lider bulunmadığı için karar alma sorunları yaşanacağı yönündeki değerlendirmeler bulunuyor. Gazeteci, bu yorumların tümünü aynı sonuca bağlayan yaklaşımı şöyle tanımladı:

“Değişimin mümkün olduğuna dair inancı aşındıran, insanları ‘Yapamazsınız, başaramazsınız, hiçbir şey değişmez’ düşüncesine mahkûm eden pasifleştirici bir zihniyet.”

Eliçin’in açıklamasında üzerinde durduğu asıl mesele, öğrencilerin gelecekte sorun yaşama ihtimalinin dile getirilmesi değil, bu ihtimalin daha başlangıçta başarısızlık beklentisine dönüştürülmesi. Ona göre yerleşik siyasal düzenin bütün sorunları olağan kabul edilirken, bu düzeni değiştirmeye çalışanların henüz uygulamalarını ortaya koymadan istikrarsızlık kaynağı olarak görülmesi, değerlendirmelerde bir çifte standarda yol açıyor.

Bu itiraz, siyasal yorumculuğun kullandığı ölçütleri de sorgulamayı gerektiriyor. Uzun yıllardır yönetimde bulunan siyasal kadroların kendi içlerindeki anlaşmazlıkları, değişen ittifakları ve yerine getirilmeyen vaatleri çoğu zaman siyasal hayatın olağan sorunları olarak değerlendiriliyor. Buna karşılık yeni ortaya çıkan bir toplumsal hareketin içindeki görüş ayrılıkları, kimi yorumlarda onun birlikte yönetemeyeceğinin başlıca gerekçesi hâline gelebiliyor. Oysa aynı ölçütlerin hem yerleşik siyasal aktörlere hem de yeni hareketlere uygulanması, sağlıklı bir değerlendirmenin temel koşullarından biri.

Farklılık Bir Zayıflık mı, Demokratik Birikim mi?

Sırbistan’daki öğrenci hareketinin içinde farklı siyasal görüşlerin bulunması, tartışmanın en önemli noktalarından biri. Çünkü siyasal birlik çoğu zaman herkesin aynı düşünceye sahip olmasıyla karıştırılıyor. Oysa demokratik bir toplumda insanların ekonomi, dış politika, eğitim, kültür ve toplumsal yaşam üzerine farklı düşüncelere sahip olması olağan. Asıl mesele, bu farklılıkların varlığı değil, ortak yaşamı ilgilendiren sorunlarda nasıl birlikte karar alınabileceği.

Öğrencilerin farklı düşüncelerine rağmen yolsuzlukla mücadele, kamu yönetiminde hesap verebilirlik ve demokratik kurumların güçlendirilmesi gibi talepler etrafında buluşabilmesi, kendi başına siyasal bir deneyim oluşturuyor. Üstelik bu birlik yalnızca bir protesto gününün heyecanına dayanmadı. Uzun süreli toplantılar, tartışmalar, örgütlenme çalışmaları ve aday belirleme süreçleriyle seçim alanına taşındı. Farklılıkların ortadan kaldırılmadığı, fakat ortak amaçlar doğrultusunda birlikte hareket etmenin yollarının arandığı bu deneyim, demokratik siyasetin önemli sorularından birine somut bir karşılık veriyor: İnsanlar aynı düşünmeden birlikte karar alabilir mi?

Bu sorunun yanıtı, farklılıkların kendiliğinden uyum içinde yaşayacağı varsayımında bulunmuyor. Her siyasal birlik gibi Sırbistan’daki öğrenci hareketi de ekonomik öncelikler, dış politika, kamu yönetimi ve toplumsal haklar konusunda anlaşmazlıklarla karşılaşabilir. Ancak gelecekte ortaya çıkabilecek bu anlaşmazlıklar, bugüne kadar gerçekleştirilen ortak çalışmanın değerini ortadan kaldırmıyor. Bir hareketin demokratik niteliği, içinde hiçbir anlaşmazlık bulunmamasıyla değil, anlaşmazlıklarını hangi yöntemlerle ele aldığıyla da değerlendirilebilir.

Burada liderlik meselesi de önem kazanıyor. Güçlü bir liderin bulunmaması, bazı siyasal hareketlerde karar alma süreçlerini zorlaştırabilir. Buna karşılık kararların tek bir kişinin iradesine bağlanmaması, daha geniş katılım ve ortak sorumluluk olanakları da yaratabilir. Hangi sonucun ortaya çıkacağını belirleyecek olan yalnızca liderin varlığı ya da yokluğu değil, hareketin oluşturduğu kurumlar, karar alma yöntemleri ve bu yöntemlerin uygulamada nasıl işleyeceğidir. Dolayısıyla liderlik yapısına ilişkin soru sormakla, güçlü bir lider bulunmadığı için başarısızlığın kaçınılmaz olduğunu ileri sürmek birbirinden farklı değerlendirmelerdir.

Yerleşik Düzenin Kusurları, Değişimin Riskleri

Işın Eliçin’in uyarısının daha geniş bir anlamı da bulunuyor. Siyasal tartışmalarda mevcut düzen çoğu zaman bütün sorunlarına rağmen bilinen ve yönetilebilir bir yapı olarak ele alınırken, değişim girişimleri belirsizlikleri üzerinden değerlendiriliyor. Böylece aynı toplumsal sorun iki farklı ölçüte tabi tutulabiliyor. Yerleşik yönetimlerin yolsuzluk iddiaları, kurumsal sorunları ve yerine getirilmeyen vaatleri geçmişin ya da güncel siyasetin olağan gerçekleri sayılırken, yeni hareketlerin gelecekte yaşayabileceği anlaşmazlıklar henüz gerçekleşmeden başarısızlık işareti olarak sunulabiliyor.

Bu yaklaşımın toplumsal sonuçları üzerinde durmak gerekiyor. İnsanlar kendi sorunlarını çözmek amacıyla örgütlenmeye başladıklarında yalnızca siyasal iktidarla değil, değişimin mümkün olmadığına ilişkin yerleşik düşüncelerle de karşılaşabiliyor. Daha önce denenmiş yöntemlerin başarısızlığı, yeni bir girişimin de başarısız olacağına ilişkin genel bir yargıya dönüştüğünde, toplumsal deneyimlerden öğrenme olanağı daralıyor. Oysa tarih boyunca çalışma haklarından eğitim olanaklarına, kadınların siyasal katılımından demokratik özgürlüklere kadar birçok değişim, başlangıçta gerçekleşmesi güç görülen ortak mücadelelerin sonucunda ortaya çıktı.

Bu nedenle siyasal hareketleri değerlendirirken ihtiyat ile peşin hüküm arasındaki sınırın korunması önem taşıyor. Yeni bir yönetimin ekonomik programının uygulanabilirliğini, kurumları nasıl yöneteceğini ve farklı görüşler arasında nasıl uzlaşma sağlayacağını sorgulamak gazeteciliğin ve siyasal analizin gereği. Ancak bu soruların yanıtlarını araştırmak yerine yalnızca başarısızlık ihtimallerini tekrarlamak, toplumun yaşanan gelişmeyi bütün yönleriyle anlamasını güçleştirebilir.

Sırbistan’daki seçim sonucunun gösterdiği somut gerçek, öğrencilerin başlattığı hareketin toplumun geniş kesimlerinden destek alarak parlamentoda çoğunluk elde etmesidir. Seçim Komisyonunun 26 Ekim’de açıkladığı geçici sonuçlara göre Öğrenci Listesi oyların yüzde 52,65’ini, Aleksandar Vučić’in öncülüğündeki Birleşik Sırbistan listesi ise yüzde 39,22’sini aldı. Bu sonuç, hareketin ülkeyi nasıl yöneteceğini henüz göstermiyor; fakat toplumun örgütlenme ve siyasal temsil ilişkisini değiştirebildiğini ortaya koyuyor. <Cite refs={[“turn435168search0″,”turn435168news17”]}/>

Sokağın Oluşturduğu Birlik Sandıkta Sınandı, Şimdi Yönetimde Sınanacak

Sırbistan’daki gelişmelerin başka toplumlar açısından da tartışılmasının nedeni, öğrencilerin yalnızca bir seçim kazanmış olması değil. Üniversitelerde başlayan bir hareketin toplumun farklı kesimleriyle ilişki kurabilmesi, ortak talepler oluşturması ve bu talepleri siyasal temsil alanına taşıması, demokratik katılımın farklı biçimlerini görünür kılıyor. Geleneksel siyasal partilerin dışında başlayan bir hareket, seçimler aracılığıyla kurumsal siyasetin parçası hâline geldiğinde, hem yeni olanaklarla hem de yeni sorumluluklarla karşılaşıyor.

Bu noktadan sonra hareketin başarısı yalnızca seçim sonucuyla değerlendirilemeyecek. Kamu kaynaklarının kullanımında şeffaflığın sağlanması, yolsuzluk iddialarının bağımsız biçimde soruşturulması, eğitim ve çalışma yaşamındaki sorunlara çözüm üretilmesi ve farklı görüşlerin karar süreçlerine katılımının sürdürülmesi, yeni dönemin önemli ölçütleri olacak. Öğrenci hareketinin oluşturduğu geniş birlik, bu sorunları çözmek için gerekli tartışmaları yürütebildiği ölçüde demokratik bir deneyim olarak gelişebilecek.

Işın Eliçin’in açıklamasını önemli kılan da bu ayrımın altını çizmesi. Gazeteci, öğrencilerin eleştirilmemesini ya da yeni yönetimin sorgulanmamasını istemiyor. İtirazı, henüz sonuçları görülmemiş bir siyasal deneyimin, taşıdığı olasılıklar nedeniyle daha başlangıçta değersizleştirilmesine yöneliyor. Farklı siyasal görüşlerin bir arada bulunmasını yalnızca dağılma ihtimalinin göstergesi olarak değerlendirmek, o farklılıkların ortak karar alma sürecine sağlayabileceği katkıyı gözden kaçırabiliyor.

Demokratik toplumların gelişimi, insanların her konuda aynı düşünmesini gerektirmiyor. Farklı düşüncelerin ortak yaşamı ilgilendiren sorunlarda birbirini dinleyebilmesi, gerektiğinde uzlaşabilmesi ve anlaşmazlıklarını şiddete başvurmadan çözebilmesi, demokratik siyasetin temel koşullarından biri. Sırbistan’daki öğrenci hareketinin önündeki mesele de bu birliği hiçbir değişikliğe uğramadan korumak değil, seçim sürecinde oluşturduğu ortak çalışma yöntemlerini yönetim sorumluluğu altında nasıl sürdüreceğini göstermek olacak.

Sırbistan’da öğrenciler sokaklarda başlayan bir hareketi seçim başarısına taşıdı. Şimdi bu başarının nasıl bir yönetime dönüşeceği izlenecek. Yeni siyasal kadroların uygulamaları eleştirilecek, kararları sorgulanacak, vaatleriyle sonuçları karşılaştırılacak. Demokratik denetimin gereği de bu. Ancak bu denetimin, daha ilk günden bütün değişim girişimlerini başarısızlığa mahkûm eden bir beklentiye dönüşmemesi gerekiyor.

Çünkü bir toplumun geleceği yalnızca mevcut yöneticilerin ne yaptığıyla değil, insanların birlikte başka bir yaşam kurabileceklerine ilişkin düşüncelerini nasıl geliştirdikleriyle de ilgilidir. Sırbistan’daki öğrencilerin deneyimi henüz tamamlanmış değil; belki de asıl tartışma, onların başarısız olup olmayacağından önce, farklı düşüncelere sahip insanların birlikte yönetebilme olanaklarının nasıl güçlendirilebileceği üzerine kurulmalı.


  • NHA / Işın Eliçin’in sosyal medya açıklaması, Reuters, Associated Press, Euronews, N1 Sırbistan, Tanjug, Sırbistan Cumhuriyet Seçim Komisyonu.