Merinos Halı Sanayi ve Ticaret AŞ adına düzenlenen iki sayfalık sosyal medya taahhütnamesi, işçilerin çalışma yaşamı dışındaki ifade özgürlüğünü de ilgilendiren hükümler içeriyor. Şirketin itibarını ve ticari sırlarını koruma gerekçesiyle hazırlanan belgede, izinsiz açıklama yapmama, şirketle ilgili paylaşımları yönetime bildirme ve kurallara aykırılık durumunda işten çıkarılma ile tazminat talepleri yer alıyor. BİRTEK-SEN Genel Başkanı Mehmet Türkmen, işçilere baskıyla imzalatıldığını ileri sürdüğü belgeye sert tepki göstererek uygulamanın kaldırılması için şirkete bir hafta süre verdi.
Gaziantep’te halı üretimiyle tanınan Merinos, bu kez üretimi ya da ihracatıyla değil, çalışanlarına imzalatıldığı ileri sürülen bir taahhütnameyle gündeme geldi. BİRTEK-SEN Genel Başkanı Mehmet Türkmen’in sosyal medya hesabından yayımladığı iki sayfalık belgede, işçilerin sosyal medya kullanımı ve şirket hakkında yapabilecekleri açıklamalar ayrıntılı biçimde düzenleniyor. Şirketin ticari itibarını, kurumsal kimliğini, marka değerini ve gizli bilgilerini koruma amacıyla hazırlandığı belirtilen metin, yalnızca işyerindeki davranışları değil, iş ilişkisi sona erdikten sonraki açıklamaları da kapsıyor.
Belgede şirketin ticari sırlarının ve kişisel verilerin korunması, gerçeğe aykırı bilgi yayımlanmaması, hakaret ve tehdit içeren paylaşımlardan kaçınılması gibi hukuken korunabilecek yükümlülüklerin yanında, çalışanların şirket adına konuşması, işyerine ilişkin görüntü oluşturması ve şirketle bağlantılı içeriklere yanıt vermesi konusunda geniş sınırlamalar bulunuyor. Tartışmanın odağında ise bu hükümlerin işçilerin kendi çalışma koşulları hakkında konuşma, eleştiri yapma, örgütlenme ve kamuoyuna bilgi verme hakları üzerinde nasıl bir etki yaratabileceği yer alıyor.
Altı Maddelik Taahhütname Neler Getiriyor?
Belgenin birinci maddesinde çalışanların iş ilişkisi boyunca sosyal medya, çevrim içi platformlar ve basılı yayın kanallarını kullanırken işverene karşı sadakat yükümlülüğüne uygun davranacakları belirtiliyor. Şirketin itibarına, kurumsal kimliğine veya marka değerine hukuka aykırı zarar verebilecek, gerçeğe aykırı ya da yanıltıcı bilgi içeren paylaşımlar yapmamaları isteniyor. Hakaret, ayrımcılık, taciz ve aşağılama niteliğindeki açıklamalardan kaçınma yükümlülüğü de aynı maddede yer alıyor.
İkinci madde, belgenin en çok tartışma yaratabilecek hükümlerini içeriyor. İşçilerden sosyal medya faaliyetlerinde Merinos çalışanı sıfatlarını ve paylaşımlarının şirket üzerindeki olası etkilerini gözetmeleri isteniyor. Şirketin önceden verilmiş açık yazılı onayı olmadan Merinos veya çalışanları adına açıklama yapamayacakları belirtiliyor. Bununla birlikte çalışanların, şirketle ilgili olumsuz bir paylaşım veya açıklamayla karşılaşmaları hâlinde durumu gecikmeksizin yöneticilerine ya da insan kaynakları birimine bildirmeleri öngörülüyor.
Bu son hüküm, işyerindeki çalışma ilişkileri bakımından ayrıca önem taşıyor. Bir işçinin şirket hakkında yapılan olumsuz bir paylaşımı yönetime bildirmekle yükümlü tutulması, çalışanlar arasında karşılıklı güveni etkileyebilecek bir denetim ilişkisi yaratma potansiyeli taşıyor. Belge, her olumsuz paylaşımın yasadışı olduğunu söylemiyor; ancak olumsuz içeriklerin yönetime bildirilmesini istemesi, hukuka aykırı davranışlarla meşru eleştirilerin uygulamada nasıl ayırt edileceği sorusunu gündeme getiriyor.
Üçüncü maddede işyerleri, üretim alanları, ofisler, toplantılar, çalışanlar, müşteriler, üretim süreçleri, makineler, bilgisayar ekranları, ürünler, prototipler, numuneler ve güvenlik sistemleri dâhil olmak üzere şirket faaliyetleriyle ilgili fotoğraf, video ve ses kaydı oluşturulması, önceden verilmiş açık yazılı onaya veya görev kapsamında yetkilendirmeye bağlanıyor. Bu kayıtların sosyal medya ya da başka platformlarda paylaşılması da aynı sınırlama içinde değerlendiriliyor. Ticari sırların ve kişisel verilerin korunması meşru bir amaç olmakla birlikte, işyerinde yaşanan bir iş kazasının, iş güvenliği eksikliğinin veya hukuka aykırı bir uygulamanın belgelenmesi gibi durumların bu geniş ifadeler karşısındaki konumu açıkça düzenlenmiyor.
Dördüncü ve beşinci maddeler iş sözleşmesinin sona ermesinden sonraki dönemi kapsıyor. Çalışanların şirketin itibarına, marka değerine ve yöneticilerinin, çalışanlarının ya da diğer kişilerin kişilik haklarına hukuka aykırı zarar verebilecek paylaşımlarda bulunmamaları; ticari sırları, gizli bilgileri ve kişisel verileri hukuka aykırı biçimde açıklamamaları isteniyor. Böylece taahhütnamenin bazı yükümlülükleri, işçinin şirketten ayrılmasından sonra da devam edecek biçimde kaleme alınmış oluyor.
Altıncı maddede ise yükümlülüklere aykırı davranışların niteliğine ve ağırlığına göre iş sözleşmesinin haklı veya geçerli nedenle feshine yol açabileceği belirtiliyor. Ayrıca şirketin uğrayabileceği zararların tazminini isteme, şikâyette bulunma ve suç duyurusunda bulunma hakları saklı tutuluyor. Bu hükümler, her ihlalin kendiliğinden tazminatsız işten çıkarılmayla sonuçlanacağı anlamına gelmiyor. Ancak işçinin hangi açıklamasının hangi yaptırımı doğurabileceği konusundaki belirsizlik, belgenin çalışma ilişkileri üzerindeki etkisini tartışmalı hâle getiriyor.
Mehmet Türkmen: “İşçiler Köleniz mi?”
BİRTEK-SEN Genel Başkanı Mehmet Türkmen, sosyal medya hesabından yaptığı açıklamada belgeyi sert sözlerle eleştirdi. Türkmen, işçilere şirketin izni olmadan konuşmama, sosyal medya paylaşımı yapmama ve olumsuz içerikleri yönetime bildirme yükümlülüğü getirildiğini savunarak, bunun işçilerin onurunu ve ifade özgürlüğünü hedef aldığını belirtti.
Türkmen, şirket yönetimine şu soruları yöneltti:
“Kimsiniz siz? İşçiler köleniz, siz de sahipleri misiniz?”
Sendika başkanı, işçilerin belgeyi okumalarına dahi fırsat verilmeden baskıyla imza atmaya zorlandıklarını ileri sürdü. Merinos yönetiminden uygulamayı iptal etmesini, imzalatılan belgeleri geçersiz saymasını ve kararını kamuoyuna açıklamasını istedi. Bu talebin karşılanması için bir hafta süre tanıdığını, aksi hâlde konuyu özel bir kampanya ve mücadele gündemine dönüştüreceklerini duyurdu.
Türkmen’in açıklamasında şirketin itibarını koruma gerekçesine de itiraz vardı. İşçilerin konuşmasını sınırlandıran ve birbirlerinin paylaşımlarını yönetime bildirmelerini isteyen bir uygulamanın, şirket itibarını korumaktan çok çalışma ilişkilerindeki güveni zedeleyeceğini savundu.
İşçinin İfade Özgürlüğü Fabrika Kapısında Bitiyor mu?
Taahhütnamenin hukuki açıdan en önemli yanı, işverenin meşru menfaatleriyle çalışanların temel hakları arasında kurulması gereken dengeyi gündeme getirmesi. İşverenin ticari sırlarını, müşteri bilgilerini, üretim yöntemlerini ve kişisel verileri koruma hakkı bulunuyor. İşçinin de iş sözleşmesinden kaynaklanan sadakat ve gizlilik yükümlülükleri var. Ancak bu yükümlülükler, işverenin bütün eleştirilerden korunması ya da çalışanların çalışma koşulları hakkında konuşmasının genel olarak yasaklanması anlamına gelmiyor.
Anayasa Mahkemesi, geçmişte sosyal medya paylaşımları nedeniyle işten çıkarılan çalışanların başvurularında, ifade özgürlüğünün iş ilişkisi içinde de korunması gerektiğini vurgulayan kararlar verdi. Mahkeme, bir paylaşımın işverenin menfaatlerine nasıl zarar verdiğinin somut biçimde ortaya konulmasını, fesih kararının zorunluluğunun ve ölçülülüğünün değerlendirilmesini gerekli gördü. Dolayısıyla bir taahhütnameye imza atılmış olması, işverenin daha sonra uygulayacağı her yaptırımı kendiliğinden hukuka uygun hâle getirmiyor. <Cite refs={[“turn106723search0″,”turn106723search2″,”turn106723search3”]}/>
Merinos belgesinde özellikle olumsuz paylaşımların bildirilmesini isteyen hüküm, bu sınırların nerede başlayıp nerede sona erdiği sorusunu doğuruyor. Bir işçinin ücretlerin yetersizliğini dile getirmesi, çalışma saatlerini eleştirmesi veya iş güvenliği önlemlerinin artırılmasını istemesi, sırf şirket açısından olumsuz sonuçlar doğurabileceği gerekçesiyle hukuka aykırı kabul edilemez. Buna karşılık ticari sırların izinsiz açıklanması, kişisel verilerin hukuka aykırı paylaşılması veya gerçek dışı suçlamalar farklı hukuki değerlendirmeler gerektirebilir. Belgenin uygulanmasında bu ayrımın nasıl korunacağı belirsizliğini sürdürüyor.
Üretimin Sahibiyle Emeğin Sahibi Arasındaki Sınır
Tartışmanın hukuki boyutunun yanında çalışma hayatının gündelik ilişkilerine uzanan bir yanı da bulunuyor. Fabrikada makineleri çalıştıran, üretimi sürdüren ve ürünün ortaya çıkmasını sağlayan işçiler, işyerinin sorunlarını doğrudan yaşayan insanlar. Ücretlerden çalışma saatlerine, iş güvenliğinden yöneticilerin uygulamalarına kadar birçok konuda ilk elden bilgiye sahipler. Bu insanların kendi deneyimlerini dile getirmesinin sınırlandırılması, işyerindeki sorunların görünür hâle gelmesini de zorlaştırabilir.
Bir işletmenin ticari varlıkları üzerinde tasarruf hakkı bulunması, orada çalışan insanların bütün düşüncelerini ve ilişkilerini yönetme yetkisini beraberinde getirmiyor. İş sözleşmesi, işçinin emeğini belirli koşullarda işverenin kullanımına sunmasını düzenliyor; kişiliğini, düşüncelerini ve temel haklarını işverene devretmesini değil. Merinos’ta tartışma yaratan belgenin ortaya çıkardığı temel soru da burada beliriyor: İşverenin ticari çıkarlarını koruma yetkisi, çalışanların birbirleriyle ve toplumla kurdukları iletişimi ne ölçüde sınırlayabilir?
Türkmen’in açıklaması ve yayımlanan belge, işyerindeki güç ilişkisinin yalnızca ücret pazarlığında ortaya çıkmadığını gösteriyor. Çalışanların konuşma, eleştirme ve sorunlarını duyurma olanakları da bu ilişkinin bir parçası. Özellikle iş güvencesinin zayıf olduğu koşullarda, işten çıkarılma ve tazminat talepleriyle karşılaşma ihtimali, henüz herhangi bir yaptırım uygulanmadan da çalışanların kendilerini ifade etmekten kaçınmalarına yol açabilir.
Merinos yönetiminin belgeye ilişkin ayrıntılı açıklaması ve sendikanın baskıyla imzalatma iddiasına vereceği yanıt henüz bu haber kapsamında doğrulanmış değil. Bu nedenle işçilerin tamamının belgeyi imzaladığı, belirli sayıda çalışanın cezalandırıldığı ya da uygulamanın mahkeme tarafından hukuka aykırı bulunduğu yönünde bir sonuca varmak mümkün değil. Ancak yayımlanan metin, kapsamı ve yaptırım hükümleri bakımından başlı başına kamuoyunda tartışılmayı gerektiren bir düzenleme içeriyor.
BİRTEK-SEN’in bir haftalık süre tanıyarak yaptığı iptal çağrısı, bundan sonraki gelişmelerin odağında bulunuyor. Şirketin belgeyi geri çekip çekmeyeceği, hükümleri yeniden düzenleyip düzenlemeyeceği ve çalışanların haklarına ilişkin kaygılara nasıl yanıt vereceği izlenecek.
Bir fabrikanın itibarı, işçilerinin suskunluğuyla mı korunur, yoksa orada çalışan insanların haklarına saygı gösterilmesiyle mi güçlenir? Merinos’taki taahhütname tartışması, yalnızca sosyal medya kullanımına ilişkin bir düzenlemeyi değil, çalışma hayatında söz söyleme hakkının sınırlarını da yeniden gündeme taşıyor.


- NHA / Mehmet Türkmen’in sosyal medya açıklaması, Merinos Halı Sanayi ve Ticaret AŞ adına düzenlenen iki sayfalık taahhütname, Evrensel, Emek Pusulası, Anayasa Mahkemesi kararları.












