Aile Dayanışma Ağı, 9 Ekim’de Saraçhane Parkı’nda 48’inci kez bir araya geldi. Dilek Kaya İmamoğlu, belediyelere yönelik operasyonlardan okullardaki saldırılara, ev aramalarında özel hayatın gizliliğinin ihlal edilmesinden iş cinayetlerine kadar uzanan sorunlara dikkat çekerek toplumda güvensizlik ve umutsuzluğun büyüdüğünü söyledi. Silivri’den gönderdiği mektup okunan Ekrem İmamoğlu dayanışma çağrısında bulunurken, tutuklu yakınları da yaklaşan duruşmalar öncesinde tahliye taleplerini dile getirdi. Saraçhane’deki buluşmada, siyasi davaların yalnızca tutuklananları değil, onların eşlerini, çocuklarını ve ailelerini de etkilediği bir kez daha gündeme taşındı.

İstanbul Büyükşehir Belediyesine yönelik 19 Mart 2025 operasyonlarının ardından tutuklananların yakınları tarafından kurulan Aile Dayanışma Ağı (ADA), 48’inci buluşmasını İstanbul Saraçhane Parkı’nda gerçekleştirdi. İstanbul Büyükşehir Belediyesi Başkanvekili Nuri Aslan, milletvekilleri Gökan Zeybek, Suat Özçağdaş ve Turan Taşkın Özer, İstanbul İl Başkanı Özgür Çelik, parti yöneticileri, tutuklu yakınları, sanatçılar, gazeteciler ve yurttaşların katıldığı buluşmada, aileler bir kez daha hukukun herkese eşit uygulanmasını ve yakınlarının özgürlüklerine kavuşmasını istedi. Toplantının odağında yalnızca tutukluluklar değil, Türkiye’de adalet duygusunun zayıflamasıyla toplumun farklı kesimlerinde büyüyen güvensizlik de vardı. <Cite refs={[“turn379574search4″,”turn379574search5”]}/>

Ekrem İmamoğlu’nun eşi Dilek Kaya İmamoğlu, ailelerin yaklaşık bir buçuk yıldır sürdürdüğü dayanışmanın artık yalnızca kendi yakınlarının yaşadıklarıyla sınırlı olmadığını belirtti. Adaletsizlik ve eşitsizliğin toplumun bütün kesimlerini etkilediğini söyleyen İmamoğlu, özellikle çocukların karşı karşıya bulunduğu güvensizliğe dikkat çekti. Okullarda yaşanan saldırılarda yaşamını yitiren öğrencilerin ailelerine başsağlığı dileyerek yaralı çocukların iyileşmesini temenni etti. Çocukların en güvenli olmaları gereken yerlerde saldırıya uğramasının, toplumsal sorunların ulaştığı boyutu gösterdiğini ifade etti.

“Diken Üstünde Yaşayan Bir Topluma Dönüştük”

Dilek Kaya İmamoğlu, belediyelere yönelik operasyonların ve seçilmiş yöneticilerin görevlerini sürdürmelerinin engellenmesinin toplumda yarattığı sonuçlara değindi. Yargı ile siyaset arasındaki ilişkinin seçmen iradesini etkilediğini savunarak yaşanan müdahalelerin artık gizlenmeye çalışılmadığını söyledi. Hukukun yalnızca mahkeme salonlarındaki kararlarla değil, insanların günlük yaşamda kendilerini ne kadar güvende hissettikleriyle de ilgili olduğunu vurguladı. Toplumdaki eşitsizliğin, ayrımcılığın ve geleceğe duyulan güvensizliğin giderek derinleştiğini belirtti.

İmamoğlu’nun açıklamasında öne çıkan konulardan biri, Mersin’de belediyelere yönelik operasyon sırasında gerçekleştirilen ev aramasında bir kadının pijamalı görüntülerinin kaydedilerek basına yansımasıydı. Kadının kameraların kapatılmasını istemesine rağmen görüntülerin alınmaya devam edildiğini hatırlatan İmamoğlu, bu uygulamayı özel hayatın gizliliğinin ve insan haklarının ihlali olarak değerlendirdi. Kamu gücünü kullanan görevlilerin hukuka uygun davranma yükümlülüğünü vurgulayarak sorumluların hesap vermesini istedi.

Aile Dayanışma Ağı, aynı olaya ilişkin 4 Ekim’de yaptığı açıklamada da ev aramasında çekilen görüntülerin yayımlanmasına tepki göstermişti. Ailelerin itirazı, soruşturma yürütme yetkisinin insanların özel yaşamına ve kişilik haklarına saygı gösterme zorunluluğunu ortadan kaldırmadığı düşüncesine dayanıyor. Bu nedenle Saraçhane’deki açıklama, tutuklulukların yanı sıra adli işlemler sırasında yurttaşların maruz kaldığı uygulamaları da gündeme taşıdı. <Cite refs={[“turn875909search2″,”turn379574search7”]}/>

İşçilerden Emeklilere, Öğrencilerden Yatırımcılara

Dilek Kaya İmamoğlu, konuşmasında adalet sorununu yalnızca belediye soruşturmaları üzerinden ele almadı. İnsanların birikimlerini kaybetmesi, emekçilerin çalışma koşulları, iş cinayetleri, emeklilerin geçim sıkıntısı ve öğrencilerin güvenliği gibi konuların yeterince karşılık bulmadığını belirtti. Farklı toplumsal kesimlerin yaşadığı sorunların ortak sonucunun, kurumlara ve geleceğe duyulan güvenin zayıflaması olduğunu savundu.

Bu değerlendirmeler, Aile Dayanışma Ağı’nın açıklamasını yalnızca tutuklu yakınlarının taleplerini duyurduğu bir toplantının ötesine taşıdı. Aileler, seçmenlerin iradesine saygı gösterilmesini, seçilmiş yöneticilerin görevlerini özgürce sürdürebilmesini ve adli süreçlerde temel hakların korunmasını istedi. İmamoğlu, Ekrem İmamoğlu’nun 19 Mart 2025’ten bu yana tutuklu bulunduğunu, çalışma arkadaşlarının da uzun süredir ailelerinden ayrı yaşadığını hatırlatarak bütün yurttaşların aynı hukuki güvencelerden yararlanması gerektiğini söyledi. <Cite refs={[“turn379574view1″,”turn875909search0”]}/>

Silivri’den Saraçhane’ye Mektup: “Gün Gelir Yollar Yeniden Eve Çıkar”

Buluşmada Dilek Kaya İmamoğlu, Silivri’de tutuklu bulunan Ekrem İmamoğlu’nun ailelere gönderdiği mektubu da okudu. İmamoğlu, cezaevindeki insanların yaşadığı ayrılığın dışarıda bekleyen aileler için de ağır bir yük oluşturduğunu belirterek dayanışmanın önemini vurguladı. Ailelerin yalnızca kendi yakınlarının özgürlüğü için değil, adaletin herkese eşit uygulanması için mücadele ettiğini ifade etti. Mektubunda sevgi, dayanışma ve birlikte hareket etmenin, yaşanan güçlükler karşısında insanlara umut verdiğini anlattı.

İmamoğlu, ailelerin birbirlerine destek olmalarının kendisi için de önemli bir moral kaynağı olduğunu belirtti. Mektubunu gelecekte özgürlüğe kavuşma ve ailelerin yeniden bir araya gelmesi umuduyla tamamladı. Saraçhane’de okunan bu mesaj, uzun tutuklulukların yalnızca adli dosyalardan ibaret olmadığını, insanların aile yaşamlarını ve günlük ilişkilerini de etkilediğini hatırlattı. <Cite refs={[“turn379574view1″,”turn379574search2”]}/>

“Berra ve Serra Babalarına Kavuşsun”

Buluşmada söz alan Şile Belediyesi şehir plancısı Evren Buçan’ın eşi Esma Buçan, eşinin 15 aydır Maltepe Cezaevi’nde tutuklu bulunduğunu ve duruşmasına on gün kaldığını anlattı. Yaklaşan mahkemede tahliye kararı beklediklerini belirten Buçan, tutuksuz yargılama ve hukukun herkese eşit uygulanması çağrısında bulundu. İki çocuğunun yaşadığı ayrılığı hatırlatarak Berra ve Serra’nın babalarına kavuşmasını istedi. Ailenin açıklaması, tutukluluğun çocukların yaşamında yarattığı sonuçları da görünür kıldı.

Bayrampaşa Belediyesine yönelik operasyon kapsamında tutuklanan Özkan Kanbay’ın babası da oğlunun 14 aydır Silivri’de bulunduğunu söyledi. Oğluna yöneltilen suçlamaları reddederek uzun tutukluluk sürecine tepki gösterdi. Ailelerin açıklamalarında ortaklaşan talep, yakınlarının haklarındaki suçlamalara karşı kendilerini özgürlüklerinden yoksun bırakılmadan savunabilmeleri ve yargılamaların gecikmeden sonuçlandırılması oldu. <Cite refs={[“turn379574view1″,”turn379574search4”]}/>

Aile Dayanışması 48 Haftalık Bir Hak Arayışına Dönüştü

Aile Dayanışma Ağı, 19 Mart 2025’te başlayan İstanbul Büyükşehir Belediyesi operasyonlarının ardından tutuklananların yakınları tarafından oluşturuldu. Düzenli buluşmalar, ailelerin hem yaşadıkları sorunları kamuoyuna duyurdukları hem de birbirlerine destek verdikleri bir dayanışma alanına dönüştü. Saraçhane ve Silivri’de yapılan açıklamalarda tutukluluk süreleri, iddianameler, duruşmalar ve ailelerin yaşadığı güçlükler gündeme getirildi. 9 Ekim’deki toplantı da bu sürecin 48’inci buluşması oldu.

Ağın kendi iletişim olanakları da erişim engellerinden etkilendi. 3 Eylül 2026’da Aile Dayanışma Ağı’nın X hesabına Türkiye’den erişim engeli getirildi. Aileler, kararın ardından dayanışmayı ve adalet taleplerini sürdürme kararlılıklarını açıkladı. Bu gelişme, yakınlarının sesini duyurmak için bir araya gelen ailelerin kamusal iletişim olanakları bakımından karşılaştıkları güçlükleri de ortaya koydu. <Cite refs={[“turn875909search3″,”turn875909search4”]}/>

Saraçhane’deki son buluşmada öne çıkan talep, tutuklu yakınlarının yalnızca kendi ailelerine özgü bir çözüm istemedikleri, hukukun bütün yurttaşlar için eşit uygulanmasını savundukları yönündeydi. Dilek Kaya İmamoğlu’nun çocukların güvenliğinden emekçilerin çalışma koşullarına, özel hayatın korunmasından seçmen iradesine kadar uzanan açıklaması da bu yaklaşımın bir parçası oldu. Aileler, yaşadıkları ayrılıkların yanı sıra toplumda adalete duyulan güvenin yeniden kurulması gerektiğini dile getirdi.

Aile Dayanışma Ağı’nın 48’inci buluşması, uzun tutuklulukların mahkeme dosyalarının ötesinde ailelerin gündelik yaşamında nasıl karşılık bulduğunu gösterdi. Saraçhane’de konuşan eşlerin ve babaların ortak isteği, yakınlarının özgürlüklerine kavuşması ve herkesin aynı hukuk güvencelerine sahip olmasıydı. Buluşmanın sonunda geriye, adalet talebinin yanı sıra çocukların babalarını, eşlerin birbirlerini ve ailelerin sevdiklerini beklediği uzun bir ayrılığın anlatısı kaldı.


  • NHY / ANKA, T24, Evrensel, Gazete Pencere, Cumhuriyet, Medyascope, Cumhuriyet