İBB davasının 90’ıncı gününde itirafçı sanık Yakup Öner’in çapraz sorgusu, savcılığın iddianamenin önemli dayanaklarından biri haline getirdiği “sistem” anlatısındaki çelişkileri gündeme taşıdı. Öner, belediye içindeki yapılanmayı yolsuzluk mekanizması olarak değil, “işleyen bir yönetim mekanizması” anlamında kullandığını söylerken, iddianamede kendisine atfedilen bazı ifadeleri de açıkça reddetti.
İstanbul 33. Ağır Ceza Mahkemesi’nde, Silivri’deki Marmara Kapalı Cezaevi yerleşkesinde oluşturulan yeni duruşma salonunda görülen İBB davasının 90’ıncı gününde, tutuksuz sanıkların savunmaları ve itirafçı sanık Yakup Öner’in çapraz sorgusu sürdü.
Duruşmada Öner’e soruları yönelten Murat Ongun’un soruları, iddianamede belediye yönetimine ilişkin kurulan “sistem” anlatısının dayanaklarını doğrudan tartışmaya açtı. Öner, soruşturma aşamasında kullandığı bazı ifadelerin iddianamede kendisine yüklenen anlamı taşımadığını söyledi.
Öner: “Sistem” Derken Yolsuzluk Mekanizmasını Kastetmedim
Murat Ongun, Öner’in soruşturma aşamasındaki “Ekrem İmamoğlu’nun sisteminde, belediye içinde Fatih Keleş, Ertan Yıldız, Murat Ongun vardır” şeklindeki ifadesini gündeme getirdi.
Öner, “sistem” sözcüğünü iddianamede kullanılan anlamda bir yapılanmayı tarif etmek için söylemediğini belirterek, “Ben bunu anlattığım zaman sistem meselesi, henüz benim kafamda onların kullandığı anlamda bir yapı değildi. Ben daha çok işleyen bir mekanizma anlamında kullandım” dedi.
Ongun’un, “Yani siz öyle iddia konusu gibi bir yolsuzluk mekanizmasını kastetmiyorsunuz burada?” sorusuna Öner’in yanıtı ise net oldu:
“Hayır hayır, ben yönetim mekanizmasından bahsettim.”
Bu yanıt, iddianamenin “sistem” kavramı üzerinden kurduğu anlatının, Öner’in kendi ifadesine yüklenen anlamla birebir örtüşmediğini ortaya koydu.
“Fatih Keleş Sizin Alanınıza Giremiyordu”
Çapraz sorguda Öner’in daha önce kullandığı “korunaklı hiyerarşi” ifadesi de gündeme geldi.
Ongun’un soruları üzerine Öner, belediye içerisindeki farklı çalışma alanlarının birbirinden ayrı yürütüldüğünü söyledi. Öner, bu durumu “gizli bir yapılanma” olarak değil, görev ve çalışma alanlarının ayrılığı olarak tarif etti.
“Fatih Keleş nasıl sizin alanınıza giremiyorsa siz de Fatih Keleş’in alanına giremiyordunuz” diyen Öner, söz konusu ifadenin bir durum tespiti olduğunu belirtti.
Öner, “Bu alan ayrı yürürdü, yoksa birbirlerinden gizlerlerdi anlamı taşımıyor. Ben gördüğümü bir durum tespiti olarak ortaya koyuyorum” ifadelerini kullandı.
Böylece “korunaklı hiyerarşi” ifadesinin de çapraz sorguda, savcılığın kurduğu kapalı ve bütünlüklü yapı anlatısından farklı bir çerçevede ele alındığı görüldü.
İddianamede Öner’e Atfedilen “Mahiroğlu” İfadesine De Ret
Çapraz sorgunun bir başka bölümünde Cafer Mahiroğlu’na ilişkin eylem üzerinden iddianamede Öner’e atfedilen bir ifade gündeme geldi.
Murat Ongun, iddianamenin değerlendirme bölümünde Mahiroğlu’nun “kendilerine destek veren tek kanalın Halk TV olduğu” ve Mahiroğlu’ndan nasıl rüşvet talep edileceğine ilişkin Öner’e atfedilen ifadeyi hatırlatarak, “Bu beyan sizin mi?” diye sordu.
Öner’in yanıtı kısa oldu:
“Hayır, değil.”
Bu yanıtla birlikte, iddianamede Öner’in beyanı olarak sunulan bir başka ifadenin de kendisi tarafından söylenmediği savunması duruşma tutanağına yansıdı.
“Ongun’un İhalelerine İlişkin Bilgim, Görgüm, Şahitliğim Yok”
Ongun, kendisine yöneltilen etkinlik, organizasyon ve reklam ihalelerine ilişkin iddialar konusunda Öner’in doğrudan bilgisi, görgüsü veya şahitliği bulunup bulunmadığını da sordu.
Öner, bu soruya “Yok” yanıtını verdi.
Ongun ayrıca, Muhittin Palazoğlu’nun kendisine yönlendirilmesi ve işinin çözülmesi için herhangi bir baskı veya zorlama yapıp yapmadığını sordu. Öner, böyle bir baskı ya da zorlama olmadığını söyledi.
Çapraz sorgunun bu bölümü, Öner’in doğrudan tanıklık etmediği bazı olayların iddianamede onun anlatımları üzerinden nasıl ilişkilendirildiği tartışmasını da gündeme getirdi.
İmamoğlu: “Dedikoduyla Ve Tehditle Oluşturulan Sanık İfadelerini Reddediyorum”
Yakup Öner’in sorgusu sırasında söz alan tutuklu cumhurbaşkanı adayı ve İBB Başkanı Ekrem İmamoğlu ise savcılığın önceki gün ortaya koyduğu rakamlar üzerinden yürütülen tartışmaya tepki gösterdi.
İmamoğlu, savcılığın kendi iddianamesinde yer alan rakamları toplamak suretiyle “40-50 milyon dolar” üzerinden bir yolsuzluk algısı oluşturmaya çalıştığını savundu.
Beylikdüzü ve İstanbul’daki belediyecilik dönemlerine ilişkin kamu hizmetlerini anlatan İmamoğlu, sosyal desteklerden metro yatırımlarına kadar çeşitli alanlarda kamu yararına çalışmalar yapıldığını söyledi. Yurttaşların ve şirketlerin katkılarıyla kreş, yurt, okul, ibadethane, kütüphane, spor salonu ve kültür yapıları gibi alanlarda milyarlarca liralık değerin kamuya kazandırıldığını ifade etti.
Mahkeme Başkanı, İmamoğlu’nun konuşmasına iki kez “Bunu soruya bağlayacağız değil mi?” ve “Ekrem Bey, soruya bağlayabilir miyiz?” diyerek müdahale etti.
İmamoğlu ise sözlerini şöyle sürdürdü:
“Ben burada yaratılan dedikoduyla, tehditle oluşturulan sanık ifadelerini ve bunun üzerinden yürütülen algı operasyonlarını, sanık hallerini, bütün bunları yaratan senaryoyu yazanları reddediyorum. Milletimizin içi rahat olsun, tek bir haram kuruş boğazımızdan geçmemiştir Sayın Başkan.”
Duruşmanın 90’ıncı gününde özellikle Yakup Öner’in çapraz sorgusu, davanın temel anlatılarından biri olarak öne çıkarılan “sistem” kavramının hangi somut anlatımlara dayandığı sorusunu yeniden gündeme getirdi. Öner’in “sistem” ifadesine ilişkin açıklaması, bunu bir “yolsuzluk mekanizması” değil, “yönetim mekanizması” anlamında kullandığını ortaya koyarken, iddianamede kendisine atfedilen bazı ifadeleri de kabul etmemesi çapraz sorgunun dikkat çeken başlıklarından biri oldu.
- TB / ANKA, Cumhuriyet, Sözcü, T24, Bianet












