back to top
Ana Sayfa Haber İBB davasında 72. Gün: Tutuklu Sanıklar Tahliye Talep Etti, Savunmalarda “Somut Delil”...

İBB davasında 72. Gün: Tutuklu Sanıklar Tahliye Talep Etti, Savunmalarda “Somut Delil” ve “Çelişkili Beyan” Tartışması Öne Çıktı

Büyükşehir Belediyesi (İBB) Başkanı Ekrem İmamoğlu’nun da aralarında bulunduğu 53’ü tutuklu 414 sanıklı davanın 72. duruşma gününde, tutuklu sanıklar ve avukatları tahliye taleplerini sundu. Savunmalarda özellikle itirafçı sanıkların beyanlarının güvenilirliği, iddianamedeki suçlamalarla somut deliller arasındaki ilişki ve bazı sanıkların hangi somut eylem nedeniyle tutuklu bulunduğu tartışıldı. İSTTELKOM Genel Müdürü Melih Geçek’in avukatı Yiğit Gökçehan Koçoğlu, “İBB Hanem” uygulamasına ilişkin suçlamaların müvekkiliyle bağlantısının kurulamadığını savunurken, Raylı Sistemler Daire Başkanı Ceyhun Avşar ihalenin sözleşme aşamasına dahi gelmediğini söyledi. Şişli Belediye Başkanı Resul Emrah Şahan ise belediyenin imar süreçlerinde mevzuata uygun işlem yaptığını savundu.

İSTANBUL – İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Ekrem İmamoğlu’nun da aralarında bulunduğu 53’ü tutuklu 414 sanıklı İBB davasının ikinci celsesi, Silivri’de Marmara Kapalı Cezaevi’nin karşısında bulunan yeni duruşma salonunda 72’nci gününde devam etti.

İstanbul 33. Ağır Ceza Mahkemesi’nin yürüttüğü duruşmanın bu haftaki bölümünde tutuklu sanıkların tahliye talepleri alınmaya başlandı. Bugünkü oturumda çok sayıda tutuklu sanık ve avukatı, dosyada yer alan iddiaların somut delillerle desteklenmediğini, bazı suçlamaların ise itirafçı veya etkin pişmanlık hükümlerinden yararlanan sanıkların çelişkili beyanlarına dayandığını savundu.

Duruşmada Ağaç AŞ Genel Müdürü Ali Sukas, Şişli Belediye Başkanı Resul Emrah Şahan, Raylı Sistemler Daire Başkanı Ceyhun Avşar ve İSTTELKOM Genel Müdürü Melih Geçek başta olmak üzere çok sayıda sanık ve avukatları söz aldı.

Günün sonunda mahkeme, Melih Geçek’in avukatı Yiğit Gökçehan Koçoğlu’nun beyanının ardından duruşmayı sona erdirdi.

Duruşmanın yarın, Ekrem İmamoğlu’nun siyasi danışmanı Necati Özkan’ın tahliye talebine ilişkin beyanıyla devam etmesi bekleniyor.

Günün ilk tartışması: İtirafçı beyanlarının güvenilirliği

Duruşmanın sabah bölümünde savunmaların ortak başlıklarından biri, etkin pişmanlık hükümlerinden yararlanan veya itirafçı sıfatıyla ifade veren sanıkların beyanlarının tutukluluk açısından ne ölçüde yeterli olduğu oldu.

Aykut Erdoğdu’nun avukatı Tuğba Torun, müvekkili hakkındaki rüşvet iddiasında miktarlara ilişkin farklılıklar bulunduğunu ve itirafçı sanık Ertan Yıldız’ın soruşturma aşamasındaki ifadeleriyle duruşmadaki anlatımları arasında tutarsızlıklar olduğunu savundu.

Torun, Yıldız’ın müvekkiline husumet beslediğini ve bazı ticari ilişkiler konusunda Erdoğdu’nun müdahale ettiği yönündeki iddiaların dosyadaki diğer verilerle örtüşmediğini ileri sürdü.

Avukat ayrıca, isnat edilen eylemin tarihine ve infaz düzenlemelerine ilişkin değerlendirmede bulunarak, müvekkili hakkında verilecek olası bir cezanın infaz kabiliyetinin kalmadığını savundu.

“Belgelerle değil, bir kişinin beyanıyla tutuklandım”

Torun’un ardından sanık kürsüsüne Bulut Aydöner geldi.

Aydöner, tutukluluğunun itirafçı sanık Serbülent Danış’ın beyanlarına dayandığını savundu. Kendisine yöneltilen iddialara karşı resmi belgeler sunduğunu belirten Aydöner, ticari işlemlerin tapu kayıtları, ödeme belgeleri ve diğer resmi kayıtlarla ortaya konulabileceğini söyledi.

Aydöner, Pendik Arkatlı’daki KİPTAŞ konutlarına ilişkin suçlamalara da değinerek, ailesinin mezarlık yeri tahsisi üzerinden herhangi bir suç isnadının kurulmasını eleştirdi.

Aydöner’in avukatının da Serbülent Danış’ın beyanlarına karşı resmi belgeler sunduklarını ve müvekkilinin bu beyanlar nedeniyle tutuklandığını söylediği aktarıldı.

Ağaç AŞ dosyası: “Liste 2020’de oluşturuldu”

Duruşmanın bir başka bölümünde Ağaç AŞ Genel Müdürü Ali Sukas’ın avukatı Kaptan Yılmaz söz aldı.

Yılmaz, iddianamede 2024-2025 döneminde rüşvet amacıyla kullanıldığı ileri sürülen bir listenin 2020 yılında oluşturulduğuna dikkat çekti. Avukat, itirafçı sanık Ertan Yıldız’ın anlatımlarının dosyada kurulan neden-sonuç ilişkisiyle örtüşmediğini savundu.

Yılmaz ayrıca Ağaç AŞ ile iş yapan şirketlerin 2019 öncesinde hangi koşullarda çalışıyorsa sonrasında da aynı koşullarda çalıştığını ileri sürdü. İddianamede suçlamaya konu edilen şirketlerin önemli bölümünün 2019’dan önce de Ağaç AŞ ile çalıştığını ve iş hacimlerinde kayda değer bir değişiklik bulunmadığını söyledi.

Avukatın ardından Ağaç AŞ çalışanı Murat Or söz aldı.

AKP döneminde de Ağaç AŞ’de özel kalem olarak görev yaptığını ve 2019’da İBB yönetiminin değişmesinin ardından görevine devam ettiğini belirten Or, savcılık ifadesinin iddianameye yanlış aktarıldığını savundu.

Or, Ali Sukas’ın herhangi bir kişiye para verdiğini görmediğini, herhangi bir suça tanık olmadığını ve etkin pişmanlıktan yararlanmadığını söyledi.

Hüsnü Yüksel Tunar: “Kimsenin kul hakkına girmek istemedim”

Or’un ardından sanık Hüsnü Yüksel Tunar tahliye talebine ilişkin beyanda bulundu.

Tunar, siyasi bir kimliği olmadığını belirterek hakkındaki suçlamaları reddetti. İfadesinde yalnızca gördüğü ve duyduğu şeyleri aktardığını söyleyen Tunar, bilmediği bir olayı biliyormuş gibi anlatmadığını ve kimsenin “kul hakkına girmek istemediğini” ifade etti.

Etkin pişmanlık hükümlerinden yararlanan Ümit Polat’ın avukatının da müvekkilinin tahliye edilmesi gerektiği yönündeki taleplerini mahkemeye sunduğu belirtildi.

Şişli Belediye Başkanı Şahan: “Biz işimizi yaptık”

Öğleden sonraki oturumun önemli bölümünü Şişli Belediye Başkanı Resul Emrah Şahan’ın savunması oluşturdu.

Şahan, hakkında 17 aydır tutukluluk kararı bulunduğunu ve makamında kayyumun görev yaptığını söyledi. İBB davası kapsamındaki suçlamalara ilişkin ise belediye başkanı olarak görev ve yetki sınırları içinde hareket ettiğini savundu.

Şahan, özellikle kamuoyunda Torun Center adıyla bilinen projeye ilişkin imar ve ruhsat süreçlerini anlattı.

Taşyapı projesine ilişkin belediyenin ruhsat ve imar kararlarının bulunduğunu belirten Şahan, belediye ekiplerinin mevzuata aykırılıkları tespit ettiğini, gerekli cezai işlemleri uyguladığını ve aykırılıklar giderildiğinde ilgili idari sürecin mevzuata göre sonuçlandığını söyledi.

Şahan’ın savunmasının merkezindeki tez, kendisine yöneltilen suçlamaların belediyenin mevzuata uygun biçimde yürüttüğü işlemlerden kaynaklandığı yönünde oldu.

“Biz işimizi yaptık” diyen Şahan, kamu görevinin gerektirdiği işlemleri yerine getirdiğini savundu.

Şahan’ın savunmasının ardından avukatı Doğa Şanlıoğlu da müvekkilinin Beylikdüzü döneminden itibaren bir “örgüt” içinde bulunduğunun ileri sürüldüğünü ancak bu yönde somut bir suçlama bulunmadığını belirtti.

Raylı Sistemler Daire Başkanı Avşar: “İhale sözleşmeye dahi gitmedi”

Şahan ve avukatlarının ardından tutuklu Raylı Sistemler Daire Başkanı Ceyhun Avşar söz aldı.

Avşar, suçlama konusu yapılan ihalede davet edilen şirketin SGK borcu bulunduğunu ve bu nedenle sürecin sözleşme aşamasına ilerlemediğini belirtti.

İhalenin hiçbir zaman sözleşmeye davet aşamasına geçmediğini söyleyen Avşar, bu nedenle kendisinin kamu zararı yaratmakla suçlanamayacağını savundu.

Mahkemeye daha önce 11 dilekçe verdiğini belirten Avşar, yaklaşık 300 kişinin görev yaptığı birimde ihale süreçlerinin mevzuat çerçevesinde yürütüldüğünü söyledi.

Avşar, savunmasının sonunda ailesinden ve çocuklarından söz ederek, hasta babasının yanında olmak istediğini ve artık cezaevinde kalmak istemediğini ifade etti.

“İBB Hanem” tartışması: Geçek suçlamanın dayanağını sordu

Günün son bölümünde tutuklu İSTTELKOM Genel Müdürü Melih Geçek söz aldı.

Geçek, suçlamaların önemli bölümünün “İstanbul Senin” ve “İBB Hanem” uygulamalarıyla bağlantılı olduğunu belirterek, “İBB Hanem” uygulamasını cezaevine girdikten sonra duyduğunu ve uygulamanın adını dahi daha önce bilmediğini savundu.

İBB’nin zaten milyonlarca kişinin verisine sahip olduğunu belirten Geçek, uygulama üzerinden 3,5 milyon kişinin verisinin kullanılmasına ihtiyaç bulunmadığını söyledi.

Geçek, “Adını bile bilmediğim bir işin sorumluluğunu kabul etmiyorum” diyerek suçlamayı reddetti.

Ayrıca Ekrem İmamoğlu’nun eski cep telefonuna ilişkin suçlamayı da kabul etmedi.

Geçek, cezaevindeki görüş kabininde Hüseyin Gün’e selam verdiğini, Gün’ün kendisini tanımadığını söylemesi üzerine kendisini tanıttığını anlattı.

Savunmasının sonunda Geçek, iddianamede çok sayıda iddia bulunmasına karşın kendi ifadesinin yer almadığını savunarak, savcılığın ve mahkemenin kendisine örgüt üyeliğine ilişkin doğrudan bir soru yöneltmediğini söyledi.

Koçoğlu: “Müvekkilim neden tutuklu?”

Geçek’in ardından avukatı Yiğit Gökçehan Koçoğlu söz aldı.

Koçoğlu, savunmasının merkezine “İBB Hanem” uygulamasını yerleştirdi.

Avukat, dosyada bu uygulamayla ilgili yargılanan diğer kişilerin “talimat almadıklarını” söylediklerini, itirafçı sanık Naim Erol Özgüner’in ise duruşmada Melih Geçek’in uygulamanın yürütülmesindeki rolüne ilişkin doğrudan bir anlatım ortaya koymadığını savundu.

Koçoğlu, Özgüner’in daha önce uygulamaya ilişkin kendisinin proje üzerinde çalıştığını, uygulamayı yaptığını, sunumunu gerçekleştirdiğini ve seçmen verilerini talep ettiğini söylediğini hatırlattı.

Bu nedenle müvekkilinin “İBB Hanem” uygulamasıyla nasıl ilişkilendirildiğinin açıklanması gerektiğini belirten Koçoğlu, “Savcılık müvekkilimin bu uygulamayla ilgili olduğunu nereden çıkartıyor? Benim müvekkilim neden tutuklu?” diye sordu.

Koçoğlu’nun bu yöndeki savunması daha önceki duruşmalarda da gündeme gelmişti. Avukat, Melih Geçek’in uygulamayı ilk kez kendisinden duyduğunu ve dosyada Geçek’in uygulamanın yönetiminde olduğuna ilişkin doğrudan bir beyan bulunmadığını savunmuştu.

Naim Erol Özgüner ise davada tutuksuz sanık olarak yer alıyor. Daha önceki duruşmalarda savcılık tarafından “İBB Hanem” uygulamasına ilişkin kişisel verilerin kaydedilmesi ve hukuka aykırı olarak ele geçirilmesi iddiaları kapsamında Özgüner hakkında suç duyurusunda bulunulması talep edilmişti.

USOM raporu tartışması

Koçoğlu, dosyadaki teknik incelemeler konusunda da mahkemeden bağımsız bir rapor alınmasını istedi.

Cumhurbaşkanlığı’na bağlı Ulusal Siber Olaylara Müdahale Merkezi’nden (USOM) alınan raporların siyasi bir kurum bünyesinde hazırlandığını savunan avukat, bunun yerine bağımsız bir teknik inceleme yapılması gerektiğini söyledi.

Bu değerlendirme Koçoğlu’nun savunmasına ilişkin bir iddia niteliğinde. Mahkemenin bu talep konusunda nasıl bir karar vereceği ise duruşma akışında açıklanmadı.

Savunmaların ortak noktası: “Somut delil nerede?”

72’nci günün genelinde farklı sanıkların ve avukatların savunmalarında birbirinden bağımsız dosya başlıklarına rağmen ortak bir hukuki itiraz öne çıktı:

Tutukluluğun ve suçlamaların dayanağını oluşturan somut deliller ile tanık veya itirafçı beyanları arasındaki ilişkinin açık biçimde kurulması gerektiği.

Aydöner, resmi belgelerin kendi lehindeki iddiaları desteklediğini savunurken; Ağaç AŞ dosyasındaki avukatlar itirafçı sanıkların anlatımlarındaki tarih ve miktar farklılıklarına dikkat çekti. Şahan, belediyenin imar işlemlerinin mevzuata uygun olduğunu söyledi. Avşar ise suçlama konusu ihalenin sözleşme aşamasına ulaşmadığını belirtti.

Geçek’in avukatı Koçoğlu ise “İBB Hanem” başlığında, müvekkili ile uygulama arasında doğrudan bağ kurulmadığını ve uygulamanın sorumluluğunu üstlenen kişinin dosyada farklı bir hukuki konumda bulunduğunu savundu.

Bu itirazların tamamı savunma makamlarının değerlendirmeleri. Mahkeme heyeti henüz bu iddiaların esasına ilişkin nihai bir karar vermiş değil.

Duruşmada bir başka tartışma: Zafer Keleş dosyası

Günün ilerleyen bölümünde İBB Spor Kulübü Başkanı Fatih Keleş’in ağabeyi Zafer Keleş’in avukatı Yağmur Kavak da söz aldı.

Kavak, müvekkilinin itirafçı sanık Ertan Yıldız’ın tek bir cümlesi nedeniyle tutuklu bulunduğunu savundu. Avukat, Yıldız’a bu konuda soru yöneltilmesinin mahkeme başkanı tarafından engellendiğini ileri sürdü.

Bu savunma da tutuklama tedbirinin dayandığı delillerin kapsamına ilişkin tartışmayı yeniden gündeme getirdi.

72. günün sonunda: Gözler İmamoğlu’nun beyanında

İBB davasının ikinci celsesinde bu hafta tutuklu sanıkların tahliye talepleri alınmaya devam edecek.

31 Ağustos’taki 72’nci günün ardından duruşmanın 1 Eylül’de Ekrem İmamoğlu’nun siyasi danışmanı Necati Özkan’ın tahliye talebine ilişkin beyanıyla sürmesi bekleniyor. Haftanın devamında tutuklu sanıkların tahliye taleplerinin tamamlanmasının ardından savcının ara mütalaa vermesi ve mahkemenin ara karar oluşturması bekleniyor.

Bugünkü duruşmanın dikkat çekici yanı ise tek tek sanıkların suçlamaları reddetmesinden çok, davanın temel delil yapısına ilişkin tartışmanın yeniden öne çıkması oldu.

İtirafçı sanıkların beyanlarının ne ölçüde güvenilir olduğu, bu beyanların bağımsız delillerle desteklenip desteklenmediği, teknik raporların hangi kurumlar tarafından hazırlandığı ve her tutuklu sanığın kendisine isnat edilen somut eylemle nasıl ilişkilendirildiği, savunmaların ortak eksenini oluşturdu.

Davanın bundan sonraki aşamasında mahkemenin vereceği ara karar, yalnızca tutukluların özgürlük durumunu değil, tutukluluk gerekçelerinin ve dosyadaki delillerin mahkeme tarafından nasıl değerlendirildiğine ilişkin önemli bir göstergeyi de ortaya koyacak.