Aziz İhsan Aktaş davasının karar duruşmasında savunmasını sürdüren tutuklu Beşiktaş Belediye Başkanı Rıza Akpolat, yargı sürecine ilişkin dikkat çekici iddialarda bulundu. Akpolat, kendisine CHP’nin 38. Olağan Kurultayı hakkında konuşması karşılığında tahliye edilebileceğinin söylendiğini öne sürerken, soruşturma boyunca sistematik bir algı operasyonu yürütüldüğünü, etkin pişmanlık ifadelerinin baskı altında alındığını ve masumiyet karinesinin ihlal edildiğini savundu. Akpolat’ın beyanları, davanın hukuki sınırlarının ötesine taşan siyasi tartışmaları yeniden gündeme getirdi.
Kurultay İddiasını Mahkeme Huzurunda Dile Getirdi
İş insanı Aziz İhsan Aktaş’ın liderliğini yaptığı öne sürülen suç örgütüne ilişkin davanın İstanbul 1. Ağır Ceza Mahkemesi’nde görülen karar duruşmasının 27’nci gününde savunmasını sürdüren Beşiktaş Belediye Başkanı Rıza Akpolat, soruşturma sürecinde kendisine siyasi içerikli tekliflerde bulunulduğunu iddia etti.
Mahkeme heyetine hitaben konuşan Akpolat, kendisine, “CHP’nin 38. Kurultayı’yla ilgili konuş, çık. Beşiktaş dosyasını temizleyelim” denildiğini öne sürdü. Bu iddiasını daha önce de mahkeme huzurunda dile getirdiğini belirten Akpolat, isim vermemesinin nedenini ise yargı makamına duyduğu saygıyla açıkladı.
“Sorsaydınız kimlerin söylediğini de söylerdim. Ben mahalle dedikodusu yapmıyorum. Her şeyi mahkeme huzurunda söyleyeceğime dair söz verdim.”
Akpolat, böyle bir iddianın araştırılmasının yargı makamlarının sorumluluğunda olduğunu ifade ederek, kendisine soru yöneltilmesi halinde bu kişilerin kim olduğunu mahkeme huzurunda açıklayabileceğini söyledi.
“Sistematik Algı Operasyonu Yürütüldü”
Savunmasının önemli bölümünü soruşturma sürecinde kamuoyuna servis edilen haberlere ayıran Akpolat, daha iddianame hazırlanmadan hakkında çok sayıda asılsız iddianın dolaşıma sokulduğunu savundu.
Tutuklandıktan sonra “itirafçı olduğu”, “savcılığa gizlice giderek ifade verdiği” ve “başkalarının üzerine suç atmaya çalıştığı” yönünde haberlerin yayımlandığını belirten Akpolat, bu iddiaların tamamının resmi kayıtlarla çürütüldüğünü söyledi.
Cezaevine giriş tarihleri ile revire çıkış kayıtlarını hatırlatan Akpolat, söz konusu tarihlerde savcılığa gitmesinin fiilen mümkün olmadığını belirterek, kamuoyunun bilinçli biçimde yanıltıldığını öne sürdü.
“Önce ’40 sayfa itiraf yazdı’ dediler. Sonra bunun doğru olmadığı ortaya çıktı. Ardından başka bir iddia ortaya atıldı. O da çökünce yeni bir yalan üretildi.”
Akpolat’a göre soruşturma süreci boyunca sürekli yeni iddiaların gündeme taşınmasının amacı, kamuoyunda suçluluk algısını canlı tutmaktı.
“Yalan Üretmek Zorundalar”
Akpolat, hakkında ortaya atılan iddiaların birbirini takip eden bir propaganda zinciri oluşturduğunu savunarak, bunun davanın hukuki niteliğinden çok siyasi yönünü güçlendirdiğini ileri sürdü.
Kendisinin avukat göndererek çalışma arkadaşlarını suçlamaya çalıştığı yönündeki iddiaları da reddeden Akpolat, yıllardır birlikte çalıştığı isimleri hedef göstererek tahliye olabileceği yönündeki söylemlerin hayatın olağan akışına aykırı olduğunu ifade etti.
“Yalan üretmek zorundalar; çünkü birilerini ikna etmek zorundalar.”
Akpolat, operasyonların yalnızca belediye bürokrasisini değil, doğrudan seçilmiş belediye başkanlarını hedef aldığını belirterek, bu nedenle alt kadroları suçlayarak kişisel kurtuluş sağlamasının zaten mümkün olmadığını söyledi.
Etkin Pişmanlık Sürecine Sert Eleştiri
Savunmasının en dikkat çekici bölümlerinden biri de dosyada etkin pişmanlık hükümlerinden yararlanan sanıklara ilişkin değerlendirmeleri oldu.
İlk savunmalarında bu kişilerin ağır baskılar altında ifade vermek zorunda bırakıldığını düşündüğünü belirten Akpolat, duruşmalardaki tavırlarını gördükten sonra bu değerlendirmesini değiştirdiğini söyledi.
“İlk savunmamdaki bazı şeyleri geri almak istiyorum. Bu arkadaşlar kendi iradeleriyle itirafçı olmuşlar. Yarın ‘Bize baskı yaptılar’ diyemeyecekler. Tarihe böyle geçmesini istiyorum.”
Bu sözleriyle Akpolat, daha önce baskı altında hareket ettiklerini düşündüğü bazı sanıkların, mahkeme salonundaki tutumları nedeniyle artık bilinçli tercihle hareket ettikleri kanaatine vardığını ifade etti.
“İradeleri Sakatlandı” İddiasını Yineledi
Buna karşın etkin pişmanlık sürecinin genel işleyişine yönelik eleştirilerini sürdüren Akpolat, soruşturma aşamasında çok sayıda kişinin aile fertlerinin gözaltına alınması, farklı cezaevlerine sevk edilme tehdidi ve kişisel baskılarla karşı karşıya bırakıldığını öne sürdü.
Bazı sanıkların eşlerinin doğum yapacak olması, aile bireylerinin gözaltına alınması veya özel yaşamlarına ilişkin hassasiyetlerin baskı aracı olarak kullanıldığını iddia eden Akpolat, bu yöntemlerin özgür iradeyi zedelediğini savundu.
Akpolat, buna rağmen bu uygulamaların halen devam ettiğini öne sürerek, yargı makamlarının bu iddiaları araştırması gerektiğini söyledi.
Aziz İhsan Aktaş’ın Beyanlarına Dikkat Çekti
Savunmasında dosyanın temel isimlerinden Aziz İhsan Aktaş’ın mahkemedeki ifadelerine de değinen Akpolat, Aktaş’ın duruşmada açık biçimde kendisiyle herhangi bir rüşvet pazarlığı veya anlaşması yapmadığını söylediğini hatırlattı.
Akpolat’a göre dosyada yer alan birçok etkin pişmanlık ifadesi birbirini çelişen beyanlardan oluşurken, mahkeme aşamasında bu çelişkilerin önemli bölümünün ortadan kalktığı görüldü.
Birbirleri aleyhine çok sayıda ifade veren bazı sanıkların duruşmada aynı iddiaları tekrar etmediğine dikkat çeken Akpolat, bunun dosyanın güvenilirliği açısından ayrıca değerlendirilmesi gerektiğini ifade etti.
Yargı Sürecine İlişkin Tartışmalar Derinleşiyor
Rıza Akpolat’ın savunması, yalnızca kendisine yöneltilen suçlamalara verilen hukuki yanıtlarla sınırlı kalmadı. Mahkeme huzurunda dile getirilen “kurultay hakkında konuşması karşılığında tahliye önerildiği” iddiası, soruşturmanın siyasi etkiler altında yürütüldüğü yönündeki tartışmaları yeniden gündeme taşıdı.
Öte yandan Akpolat’ın etkin pişmanlık mekanizmasının işleyişine, soruşturma belgelerinin medyaya sızdırıldığı iddiasına ve kamuoyunda oluşturulan suçluluk algısına ilişkin açıklamaları da davanın yalnızca ceza hukuku boyutuyla değil, adil yargılanma ilkesi ve yargının bağımsızlığı ekseninde de tartışılmaya devam edeceğine işaret etti.











