back to top
Ana Sayfa Haber Devlet Aklı Tartışmasında Kılıçdaroğlu Eleştirisi

Devlet Aklı Tartışmasında Kılıçdaroğlu Eleştirisi

Birikim Güncel’de yayımlanan analizinde Ali Cebe, CHP’nin eski Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu’nun son dönemdeki siyasi pozisyonunun, Türkiye’de uzun süredir etkili olan “devlet aklı” söylemiyle örtüştüğünü savundu. Cebe’ye göre Kılıçdaroğlu’nun yazıları ve siyasi tutumu, çoğulcu bir demokratik perspektiften ziyade, iç-dış tehdit eksenli çatışmacı bir siyasal anlayışa yakınlaşıyor.

Kılıçdaroğlu’nun Dönüşü Ve Yeni Tartışmalar

Cumhuriyet Halk Partisi’nin 7. Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu’nun kurultaya ilişkin yargı sürecinin ardından yeniden parti yönetimine dönmesi, siyaset sahnesinde yeni tartışmaları beraberinde getirdi. Birikim Güncel’de yayımlanan değerlendirmesinde Ali Cebe, Kılıçdaroğlu’nun kamuoyunda uzun yıllar boyunca “sakin”, “vakur” ve “uzlaştırıcı” bir lider olarak sunulduğunu, ancak son dönemde verdiği görüntünün bu algıyla çeliştiğini ileri sürdü.

Cebe, özellikle kurultay süreci sonrasında yapılan açıklamalarda ve kamuoyu önündeki tutumunda Kılıçdaroğlu’nun daha gergin ve savunmacı bir profil sergilediğini öne sürerken, çeşitli iletişim çalışmalarının da bu yeni dönemde sürdürüldüğünü iddia etti.

“Yeni Dünya Düzeni” Yazıları Mercek Altında

Analizin merkezinde, Kılıçdaroğlu’nun son dönemde T24’te yayımlanan “yeni dünya düzeni” temalı yazıları yer aldı. Cebe’ye göre bu yazıların ortak ekseni, küresel sistemde yaşanan dönüşümler karşısında Türkiye’nin “iç cepheyi sağlamlaştırması” ve “çok boyutlu dış politika” yürütmesi gerektiği görüşüne dayanıyor.

Yazar, söz konusu yaklaşımın son yıllarda iktidar çevrelerinde sıkça kullanılan “devlet aklı” söylemiyle önemli ölçüde örtüştüğünü savundu. Özellikle jeopolitik krizlerin yoğunlaştığı bir dönemde iç bütünlüğün korunması ve dış politikada esnek hareket edilmesi yönündeki vurguların, Türkiye’de hâkim hale gelen güvenlik merkezli siyasal yaklaşımın temel unsurları olduğunu belirtti.

Cebe’ye göre Kılıçdaroğlu’nun bu kavramsal çerçeveyi benimsemesi, muhalif bir siyasal hattın savunulmasından çok, mevcut devlet paradigmasıyla uyum arayışına işaret ediyor.

İç Cephe Ve Dış Dünya Arasındaki Karşıtlık

Yazıda öne çıkan temel eleştirilerden biri de Kılıçdaroğlu’nun siyasal dili üzerine kuruldu. Cebe, “iç cephe” ve “dış dünya” ayrımının yalnızca coğrafi değil, aynı zamanda siyasal bir anlam taşıdığını savundu.

Bu yaklaşımın toplumsal ve siyasal çoğulluğu geri plana ittiğini öne süren yazar, içeriyi homojen ve tekil bir bütün olarak tanımlayan güvenlik merkezli anlayışın demokratik çoğulculuk açısından sorunlu olduğunu ifade etti.

Cebe’ye göre içerinin birlik ve bütünlük üzerinden tanımlanması, farklı toplumsal taleplerin ve siyasal kimliklerin görünmez hale gelmesine yol açabilecek bir siyasal tahayyülün parçası olarak değerlendirilmeli.

Carl Schmitt Göndermesi Ve Antagonistik Siyaset

Ali Cebe’nin analizindeki en dikkat çekici bölüm ise Alman hukuk ve siyaset kuramcısı Carl Schmitt üzerinden yaptığı değerlendirme oldu.

Cebe, Kılıçdaroğlu’nun kullandığı siyasal çerçevenin Schmitt’in siyaset teorisinde merkezi yer tutan “dost-düşman ayrımı” anlayışıyla benzerlik taşıdığını ileri sürdü. Schmitt’e göre siyasal olanın temelinde uzlaşmadan çok çatışma ve karşıtlık bulunurken, Cebe bu yaklaşımın günümüz demokratik çoğulculuğuyla gerilimli bir ilişki içinde olduğunu vurguladı.

Yazara göre Kılıçdaroğlu, söz konusu yaklaşımı eleştirel bir analiz nesnesi olarak değil, fiilen siyasal pozisyonunun parçası haline getiriyor. Bu nedenle Kılıçdaroğlu’nun son dönemdeki tutumu, iktidarın tanımladığı siyasal zemine eklemlenme ve “egemen olanla hizalanma” girişimi olarak okunabilir.

Muhalefetin Geleceğine Dair Soru İşaretleri

Cebe’nin değerlendirmesi, yalnızca Kılıçdaroğlu’nun kişisel siyasi yönelimine değil, aynı zamanda Türkiye’de muhalefetin geleceğine ilişkin daha geniş bir tartışmaya da işaret ediyor.

Analizde, demokratik siyasetin çoğulculuk, müzakere ve toplumsal farklılıkları tanıma kapasitesinin zayıflaması halinde, muhalefetin de iktidarın kurduğu siyasal dilin sınırları içinde hareket etmeye başlayacağı uyarısı yapılıyor. Bu nedenle Kılıçdaroğlu’nun son dönemdeki söylemleri, yalnızca bir liderin pozisyon değişikliği olarak değil, Türkiye siyasetinde “devlet aklı” kavramının muhalefet üzerindeki etkisinin de göstergesi olarak değerlendiriliyor.


Kaynaklar:

  • Ali Cebe, “Kılıçdaroğlu’nun Antagonistik Devlet Aklı”, Birikim Güncel.
  • Kemal Kılıçdaroğlu’nun T24’te yayımlanan “Yeni Dünya Düzenine Doğru” başlıklı yazıları.
  • Carl Schmitt, The Concept of the Political (1932).
  • Carl Schmitt, Political Theology (1922).
  • Carl Schmitt, The Crisis of Parliamentary Democracy (1923).