CHP Genel Başkanı Özgür Özel, parti içi tartışmaların yargı üzerinden dizayn edilmeye çalışıldığını savunarak hem iktidara hem de parti içindeki “mahkeme yoluyla siyaset” arayışlarına sert mesaj verdi; açıklamalar, CHP’de yalnızca liderlik değil, muhalefetin geleceği üzerine de kritik bir kırılmaya işaret etti.
Parti İçi Gerilimden Rejim Tartışmasına
Özgür Özel’in açıklamaları, CHP’de uzun süredir perde arkasında sürdüğü konuşulan iç gerilimin artık açık bir siyasi mücadeleye dönüştüğünü ortaya koydu. Gazete Pencere’ye konuşan Özel, “butlan ittifakı” ifadesiyle yalnızca iktidarı değil, parti içinde kurultay sonuçlarını yargı yoluyla tartışmaya açmak isteyen çevreleri de hedef aldı.
Özel’in sözlerinde en dikkat çekici vurgu, “delegenin vermediği yetkiyi mahkemeden alma” arayışına yönelik oldu. Bu çıkış, CHP’de olası bir yargı müdahalesi ya da kurultay tartışmasının sadece teknik bir hukuk meselesi değil; doğrudan siyasal meşruiyet krizi olarak görüldüğünü gösteriyor.
CHP lideri, özellikle 19 Mart süreci sonrası yaşananları “darbe” olarak tanımlarken, iktidarın yargı ve devlet mekanizmalarını kullanarak muhalefeti baskı altına almaya çalıştığını savundu.
Akın Gürlek Üzerinden Sertleşen Dil
Özel’in açıklamalarında Adalet Bakanı Akın Gürlek merkezi bir yerde durdu. CHP lideri, Gürlek’i yalnızca siyasi bir aktör olarak değil, “Ak Toroslar Çetesi” ifadesiyle tanımladığı daha geniş bir yapının parçası olarak tarif etti.
Muhittin Böcek ve oğlu Gökhan Böcek üzerinden yürütülen soruşturmaların siyasi operasyon niteliği taşıdığını öne süren Özel, yargı süreçlerinin medya manipülasyonları ve itibarsızlaştırma kampanyalarıyla birlikte işletildiğini iddia etti.
Özel’in açıklamalarında sık sık tekrar ettiği “belimi kırmak istiyorlar” vurgusu ise, süreci kişisel bir hedef alma operasyonundan ziyade CHP’nin iktidar yürüyüşünü durdurma girişimi olarak gördüğünü ortaya koydu.
Kılıçdaroğlu’na Mesafe, Kapıyı Kapatmayan Dil
Açıklamaların en hassas başlıklarından biri de CHP’nin 7. Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu ile ilişkiler oldu.
Özel, doğrudan Kılıçdaroğlu’nu hedef almadığını vurgularken, “önceki genel başkanların hukukunun kendisine emanet olduğunu” söyledi. Ancak aynı anda “partinin hukukunu koruma” sorumluluğunu öne çıkararak, kurultay iradesinin mahkeme yoluyla tartışmaya açılmasına izin vermeyeceğini açık biçimde ilan etti.
Bu yaklaşım, CHP yönetiminin Kılıçdaroğlu ile doğrudan bir kopuş görüntüsü vermekten kaçınırken, olası “mutlak butlan” tartışmalarına karşı sert bir siyasi savunma hattı kurduğunu gösteriyor.
Özel’in, Kılıçdaroğlu’nun son videosundaki ifadeler için “Her iki anlama da açık” değerlendirmesi yapması ise parti içindeki belirsizliğin henüz tamamen ortadan kalkmadığına işaret etti.
İmamoğlu Israrı Ve “Muhalefette Rahat Et” Teklifi
CHP lideri, Ekrem İmamoğlu üzerindeki yargı baskısının siyasi olduğunu savunarak, adaylık tartışmalarında geri adım atmayacaklarını söyledi.
Özel’e göre iktidarın temel hedefi, İmamoğlu’nu siyasetin dışına iterek CHP’yi yeniden “kontrollü muhalefet” çizgisine çekmek. Bu nedenle kendisine yönelik “İmamoğlu’ndan vazgeç, rahat et” mesajlarını, doğrudan CHP’nin iktidar iddiasını sona erdirme çağrısı olarak yorumladı.
Bu noktada dikkat çeken unsur, Özel’in yalnızca İmamoğlu’na değil, Mansur Yavaş konusunda da kontrollü bir siyasi pozisyon alması oldu. Yavaş’ı “yedek aday” tartışmalarının dışında tutan Özel, olası bir adaylık tartışmasının iktidarın işine yarayacağını savundu.
Erken Seçim Ve “Devlet-Millet” Çatışması
Özel’in açıklamalarındaki en sert politik çerçeve ise seçim ve rejim tartışmalarında ortaya çıktı. CHP lideri, iktidarın sandıktan kaçtığını ve devlet gücüyle siyasal üstünlük sağlamaya çalıştığını öne sürdü.
Ara seçimden baskın seçime kadar her senaryoya hazır olduklarını söyleyen Özel, asıl tehlikenin CHP’nin siyasal kapasitesini zayıflatacak yargısal ya da idari müdahaleler olduğunu ifade etti.
“Devletle milleti yarıştırırsanız millet kazanır” sözleri ise, CHP’nin önümüzdeki dönemde yalnızca ekonomik ya da yerel yönetim performansı üzerinden değil; doğrudan demokrasi, seçim güvenliği ve siyasal meşruiyet ekseninde bir mücadele hattı kuracağını gösteriyor.
CHP’de Mücadele Sadece Liderlik Değil
Özel’in açıklamaları, CHP’deki tartışmanın artık yalnızca bir genel başkanlık meselesi olmadığını ortaya koyuyor. Parti içindeki gerilim; yargının siyasetteki rolü, muhalefetin sınırları, adaylık stratejisi ve Türkiye’de seçimli siyasetin geleceği gibi daha geniş bir rejim tartışmasına dönüşmüş durumda.
Bu nedenle CHP’de yaşanan kriz, yalnızca bir iç parti meselesi değil; Türkiye’de muhalefetin nasıl ayakta kalacağına ilişkin daha büyük bir siyasal mücadelenin parçası olarak okunuyor.
- TB / Gazete Pencere













