Sosyal medya paylaşımı nedeniyle gözaltına alınan gazeteci Alican Uludağ, çıkarıldığı mahkeme tarafından haftada dört gün imza verme ve yurt dışına çıkış yasağı şeklindeki adli kontrol tedbirleri uygulanarak serbest bırakıldı. Karar, basın özgürlüğü, ifade hürriyeti ve ceza soruşturmalarında adli kontrol uygulamalarının kapsamına ilişkin tartışmaları yeniden gündeme taşıdı.
Gözaltıdan Adli Kontrole
Gazeteci Alican Uludağ, sosyal medya hesabından yaptığı paylaşım nedeniyle hakkında yürütülen soruşturma kapsamında dün Ankara’daki evinde gözaltına alındı. Uludağ’a, Türk Ceza Kanunu kapsamında “halkı yanıltıcı bilgiyi alenen yayma” ile “halkı kin ve düşmanlığa alenen tahrik etme” suçlamaları yöneltildi.
Geceyi Ankara Emniyet Müdürlüğü Özel Güvenlik Şube Müdürlüğü’nde geçiren Uludağ, bugün öğle saatlerinde Ankara Adliyesi’ne sevk edildi. Nöbetçi Sulh Ceza Hakimliği, soruşturma kapsamında gazeteci hakkında tutuklama yerine adli kontrol uygulanmasına karar verdi.
Haftada Dört Gün İmza Ve Yurt Dışı Yasağı
Mahkeme, Uludağ’ın “halkı kin ve düşmanlığa alenen tahrik” suçlaması yönünden haftada dört gün en yakın kolluk birimine imza verme yükümlülüğü ile yurt dışına çıkış yasağı tedbirleri altında serbest bırakılmasına hükmetti.
Kararla birlikte gazeteci hakkında yürütülen ceza soruşturması devam edecek. Savcılık soruşturmasının tamamlanmasının ardından dosyanın iddianame düzenlenerek dava aşamasına taşınıp taşınmayacağına karar verilecek.
Basın Özgürlüğü Tartışmaları Derinleşiyor
Uludağ’ın gözaltına alınması, gün içerisinde çok sayıda basın meslek örgütü tarafından Ankara Adliyesi önünde protesto edilmiş; Çağdaş Gazeteciler Derneği (ÇGD), Türkiye Gazeteciler Sendikası (TGS), Gazeteciler Cemiyeti ve İletişim Emekçileri Dayanışma Ağı, gözaltı yönteminin ölçülülük ilkesine aykırı olduğunu savunarak gazetecinin derhal serbest bırakılması çağrısında bulunmuştu.
Uludağ’ın adli kontrol şartıyla serbest bırakılması, gözaltı kararını ve soruşturmanın hukuki dayanaklarını tartışma konusu olmaktan çıkarmadı. Basın ve insan hakları örgütleri, özellikle gazetecilerin haberleri, yorumları veya sosyal medya paylaşımları nedeniyle ceza soruşturmalarına maruz bırakılmasının, ifade ve basın özgürlüğü üzerinde caydırıcı etki yaratabileceğine dikkat çekerken; yargı makamları ise soruşturmaların yürürlükteki mevzuat çerçevesinde sürdürüldüğünü belirtiyor.
Türkiye’de son yıllarda özellikle “halkı yanıltıcı bilgiyi alenen yayma” suçlamasının gazeteciler ve medya çalışanları hakkında açılan soruşturmalarda giderek daha sık uygulanması, ulusal ve uluslararası basın özgürlüğü raporlarında da yakından izlenen başlıklardan biri olmayı sürdürüyor.











