Beş yılı aşkın süredir sonuçlandırılamayan Gülistan Doku soruşturmasında savcılıkların yürüttüğü yeni operasyonlar, yalnızca kayıp bir üniversite öğrencisinin akıbetine değil, delillerin sistematik biçimde karartıldığı ve olayın organize şekilde örtbas edildiği iddialarına da odaklandı. Erzurum ve Tunceli Cumhuriyet Başsavcılıklarının açıklamaları, bugüne kadar kamuoyunda dile getirilen birçok şüphenin ilk kez adli soruşturmanın merkezine taşındığını ortaya koydu.
Soruşturmada İki Ayrı Operasyon Düzenlendi
Erzurum ve Tunceli Cumhuriyet BaÅŸsavcılıkları, 5 Ocak 2020’den bu yana haber alınamayan Munzur Üniversitesi öğrencisi Gülistan Doku’nun kaybolmasına iliÅŸkin yürütülen soruÅŸturmada toplam 15 şüphelinin gözaltına alındığını açıkladı.
Savcılıkların verdiği bilgilere göre soruşturma, yalnızca tanık ifadeleriyle sınırlı kalmadı; derinlemesine ifade analizleri, HTS kayıtları, siber incelemeler, dijital materyaller, finansal hareketler ve saha araştırmaları birlikte değerlendirildi. Uzun yıllardır kamuoyunun yanıt beklediği dosyada kapsamlı ve çok yönlü bir soruşturma yürütüldüğü belirtildi.
Hastane Kayıtlarının Silindiği İddiası Soruşturmanın Odağına Yerleşti
Erzurum Cumhuriyet BaÅŸsavcılığı’nın açıklamasında, soruÅŸturmanın en kritik baÅŸlıklarından birinin Gülistan Doku’nun kaybolmadan önce Tunceli Devlet Hastanesi’nde gebelik şüphesi nedeniyle muayene gördüğüne iliÅŸkin iddialar olduÄŸu ifade edildi.
Savcılık, yürütülen teknik incelemeler sonucunda bu muayeneye iliÅŸkin tıbbi kayıtların “kasıtlı ve profesyonel ÅŸekilde silinerek delillerin organize ve bilinçli biçimde karartıldığı” yönünde önemli bulgu ve delillere ulaşıldığını açıkladı.
Bu kapsamda üç doktor, bir bilgi iÅŸlem uzmanı, beÅŸ veri giriÅŸ ve kontrol iÅŸletmeni ile bir hemÅŸire olmak üzere toplam on saÄŸlık çalışanı hakkında Tunceli, Elazığ ve Malatya’da eÅŸ zamanlı operasyon düzenlendi. Haklarında gözaltı kararı verilen tüm şüphelilerin yakalandığı bildirildi.
Savcılığın açıklaması, soruşturmanın artık yalnızca kayıp vakasını değil, kamu kurumlarında delillerin yok edilip edilmediğine ilişkin iddiaları da kapsamlı biçimde araştırdığını gösteriyor.
Koruculara Yönelik Cinayet Ve Delil Yok Etme İddiası
Tunceli Cumhuriyet Başsavcılığı ise soruşturmanın ikinci ayağında çok daha ağır iddiaların araştırıldığını duyurdu.
BaÅŸsavcılığın açıklamasına göre, tanık ve gizli tanık beyanları, ihbarlar, HTS kayıtları ve diÄŸer delillerin deÄŸerlendirilmesi sonucunda Gülistan Doku’nun yaÅŸamını yitirdiÄŸi, cansız bedeninin ise olayla baÄŸlantılı olduÄŸu deÄŸerlendirilen güvenlik korucuları tarafından “organize ve bilinçli ÅŸekilde gömüldüğü veya yok edildiÄŸi” yönünde önemli tespitlere ulaşıldı.
Bu deÄŸerlendirmeler doÄŸrultusunda Ankara, İstanbul, Elazığ ve Tunceli’de düzenlenen operasyonlarda ikisi güvenlik korucusu olmak üzere beÅŸ şüpheli gözaltına alındı.
Savcılık açıklamasında yer alan bu deÄŸerlendirmeler, yıllardır kamuoyunda dile getirilen “olayın yalnızca kayıp vakası olmadığı” yönündeki iddiaların ilk kez resmi soruÅŸturma kapsamında açık biçimde ifade edilmesi açısından dikkat çekici bulundu.
Altı Yıllık Dosyada İlk Kez Örtbas İddiaları Adli Sürecin Merkezinde
Gülistan Doku dosyası, Türkiye’de uzun yıllardır kamu vicdanını derinden etkileyen ve aydınlatılamayan kayıp vakalarının başında geliyor.
Ailesi, kadın örgütleri, insan hakları savunucuları ve hukuk çevreleri yıllardır soruşturmanın etkin yürütülmediğini, delillerin yeterince toplanmadığını ve olayın bütün yönleriyle araştırılmadığını dile getiriyordu. Savcılıkların son açıklamaları ise soruşturmanın yönünün önemli ölçüde değiştiğine işaret ediyor.
Özellikle delillerin organize biçimde silinmesi, kamu görevlilerinin olası sorumluluğu ve olayın örtbas edilmiş olabileceği iddialarının resmi soruşturmanın konusu haline gelmesi, dosyada bugüne kadarki en kritik aşamalardan biri olarak değerlendiriliyor.
Yargı Süreci Açısından Yeni Bir Eşik
Gözaltına alınan şüpheliler hakkında yürütülecek adli iÅŸlemler, yalnızca Gülistan Doku’nun akıbetinin ortaya çıkarılması bakımından deÄŸil, kamu görevlilerinin olası sorumluluÄŸu, delil karartma iddiaları ve organize suçlamalarının hukuki karşılığının belirlenmesi açısından da belirleyici olacak.
Altı yılı aÅŸkın süredir sonuç alınamayan soruÅŸturmada ilk kez bu ölçekte operasyon düzenlenmesi, dosyanın yeni deliller ışığında yeniden ÅŸekillendiÄŸini gösterirken, kamuoyunun temel beklentisi ise Gülistan Doku’nun akıbetinin bütün yönleriyle aydınlatılması ve sorumluların hukuk önünde hesap vermesi olmaya devam ediyor.
- Gülistan Doku Soruşturmasında Altı Yıl Sonra Kritik Kırılma - 21 Temmuz 2026
- Ayşe Tokyaz Cinayetinde Savcı Eski Polis İçin Ağırlaştırılmış Müebbet Talep Etti - 2 Temmuz 2026
- Manisa’da Bir Baba, Boşanma Sonrası Ailesinin Yanına Dönen 23 Yaşındaki Kızını Öldürdü - 21 Haziran 2026









