İngiliz dergisi The Economist, CHP Genel Başkanı Özgür Özel ve Türkiye’deki muhalefet hareketi üzerine yayımladığı analizde, Türkiye’nin demokrasi mücadelesini Macaristan’daki “illiberal demokrasi” modeliyle karşılaştırdı. Dergi, Viktor Orbán yönetimindeki Macaristan’da seçimlerin varlığını sürdürmesine rağmen medya, yargı, ekonomi ve devlet gücünün iktidar lehine yeniden şekillendirildiğini vurgularken, Türkiye’de benzer bir yapının çok daha sert ve karmaşık biçimde işlediğine dikkat çekti.
“İlliberal Demokrasi” Tartışması Türkiye’ye Taşındı
The Economist analizinde, Macaristan’daki siyasal dönüşümün uzun süredir Avrupa’da “illiberal demokrasi” kavramının en görünür örneklerinden biri olarak değerlendirildiği belirtildi.
Dergiye göre Viktor Orbán yönetiminde seçim mekanizması biçimsel olarak korunurken; medya alanı büyük ölçüde iktidar kontrolüne girdi, yargı bağımsızlığı aşındı, sivil toplum baskı altına alındı ve ekonomik kaynaklar siyasal sadakat üzerinden yeniden dağıtıldı.
Analizde, Avrupa’daki demokrat çevrelerin son seçimlerde Orbán’a yönelik toplumsal tepkiyi dikkatle izlediği belirtilirken, Türkiye’nin ise çok daha derin bir demokratik aşınma süreciyle karşı karşıya olduğu ifade edildi.
Türkiye’nin Mücadelesi “Daha Sert” Görülüyor
Dergi, Türkiye’deki mevcut siyasal yapının yalnızca seçim rekabeti üzerinden okunamayacağını savunuyor. Analize göre Türkiye’de medya yapısı, yargı sistemi, ekonomik güç merkezleri ve devlet bürokrasisi uzun yıllar içinde iktidar ekseninde yeniden şekillendi.
Bu nedenle muhalefetin yalnızca sandıkta değil, aynı zamanda “eşitsizleşmiş bir siyasal ekosistem” içinde mücadele verdiği vurgulanıyor.
Özgür Özel liderliğindeki ana muhalefetin son dönemde yükselen toplumsal desteğine dikkat çeken dergi, buna rağmen Türkiye’de demokratik rekabet koşullarının Macaristan’dan bile daha zorlayıcı olduğuna işaret ediyor.
Özgür Özel Ve Muhalefet Stratejisi
Analizde, CHP’nin özellikle yerel seçimler sonrası geliştirdiği siyasal dilin dikkat çektiği belirtiliyor. Özgür Özel’in yalnızca klasik parti muhalefeti değil, daha geniş toplumsal memnuniyetsizlik alanlarını bir araya getirmeye çalışan bir çizgi izlediği kaydediliyor.
Dergiye göre ekonomik kriz, yüksek enflasyon, genç işsizliği ve hukuk sistemine duyulan güvensizlik, Türkiye’de siyasal değişim talebini büyüten temel faktörler arasında yer alıyor.
Ancak analizde, mevcut iktidar yapısının yalnızca seçim performansıyla değerlendirilemeyeceği; medya erişimi, kamu kaynaklarının kullanımı ve devlet kurumları üzerindeki etkisinin muhalefetin hareket alanını ciddi biçimde sınırladığı ifade ediliyor.
Avrupa İçin Türkiye Uyarısı
The Economist yazısının dikkat çekici yönlerinden biri de Türkiye’nin artık yalnızca “yerel bir demokrasi sorunu” olarak değil, Avrupa’daki genel demokratik gerilemenin önemli örneklerinden biri olarak ele alınması oldu.
Analizde, seçimlerin tek başına demokratik sistemin varlığı için yeterli olmadığı vurgulanırken; medya çoğulculuğu, bağımsız yargı, ifade özgürlüğü ve kurumsal denge mekanizmalarının demokrasinin asli unsurları olduğu hatırlatıldı.
Bu çerçevede Türkiye’nin yaşadığı süreç, yalnızca iktidar-muhalefet rekabeti değil; modern demokrasilerin otoriterleşme baskısı altında nasıl dönüşebileceğine dair daha geniş bir küresel tartışmanın parçası olarak değerlendiriliyor.
“Seçim Var Ama Eşit Rekabet Yok” Eleştirisi
Derginin satır aralarında en güçlü vurgu, seçimlerin sürüyor olmasının tek başına demokratik meşruiyet anlamına gelmeyeceği fikri oldu.
Analize göre Türkiye’de muhalefet, yalnızca bir siyasi rakiple değil; medya gücü, ekonomik kaynaklar, bürokratik yapı ve yargısal baskılarla iç içe geçmiş geniş bir iktidar mekanizmasıyla mücadele ediyor.
Bu nedenle The Economist, Türkiye’deki demokrasi mücadelesini Macaristan örneğine benzetmekle birlikte, “daha zor ve daha sert bir sınav” olarak tanımlıyor.
- TB / The Economist
- The Economist: Türkiye’de Demokrasi Macaristan’dan Daha Zor Bir Sınavda - 19 Mayıs 2026
- Ece Temelkuran: Türkiye Yorgun Bir Sessizliğe Teslim Edildi - 19 Mayıs 2026
- Türkiye’de Gençlik İşsizliğin Değil, Güvencesizliğin İçinde Büyüyor - 18 Mayıs 2026












