back to top
Ana Sayfa Haber Tayt Değil, Zihniyet Tartışılıyor

Tayt Değil, Zihniyet Tartışılıyor

Bir kamu görevlisinin icraatları, hukuka baÄŸlılığı, görev anlayışı ve kamu hizmetindeki performansı yerine bisiklet sürerken giydiÄŸi spor kıyafeti üzerinden hedef alınması, Türkiye siyasetinde tartışmanın geldiÄŸi noktayı göstermesi bakımından düşündürücü bir örnek olarak kayda geçti. Ardahan Valisi Mehmet Fatih Çiçekli’nin bisiklet sürerken giydiÄŸi taytı Türkiye Büyük Millet Meclisi kürsüsüne taşıyan CHP Kars Milletvekili İnan Akgün Alp’in sözleri, siyasal eleÅŸtirinin sınırlarını aÅŸarak kiÅŸisel yaÅŸam tarzına yönelik müdahale tartışmasını da beraberinde getirdi.

Bir valinin yaptığı hizmetler, uyguladığı kamu politikaları ya da hukuki işlemleri yerine spor yaparken tercih ettiği kıyafetin eleştiri konusu haline getirilmesi, demokratik siyasetin değil, bireyin yaşam alanını denetleme refleksinin yansımasıdır. Bisiklet, dünyanın her yerinde kendine özgü ekipmanlarıyla yapılan bir spor dalıdır. Tayt ise estetik bir tercih değil, güvenlik, hareket kabiliyeti ve sağlık açısından uluslararası standartların parçası olan teknik bir spor giysisidir. Bugün bir bisikletçinin taytını siyasal tartışma konusu haline getirmek, yarın koşucunun şortunu, yüzücünün mayosunu ya da dağcının ekipmanını sorgulamaya kadar uzanabilecek yasakçı bir anlayışın kapısını aralamaktır.

Yaşam Tarzı Üzerinden Siyaset

Türkiye’nin ağır ekonomik kriz, iÅŸ cinayetleri, kadın cinayetleri, eÄŸitimde derinleÅŸen eÅŸitsizlik, hukuksuzluk tartışmaları ve adalet sorunlarıyla boÄŸuÅŸtuÄŸu bir dönemde Meclis kürsüsünün bir spor kıyafetine ayrılması, siyasal öncelikler açısından da ciddi bir sorgulamayı hak ediyor. Vatandaşın gündeminde geçim, hukuk ve güvenlik varken, bir valinin bisiklet kıyafeti üzerinden siyaset üretmeye çalışmak kamuoyunun gerçek sorunlarından uzaklaÅŸmanın çarpıcı örneklerinden biri olarak deÄŸerlendiriliyor.

Eleştiri, kamu görevlisinin kamusal tasarruflarına yöneldiğinde demokrasiyi güçlendirir. Ancak bireyin özel yaşamı, spor yapma biçimi ya da kıyafet tercihi üzerinden yürütülen tartışmalar, eleştiriyi siyasal denetim olmaktan çıkarıp yaşam tarzına müdahaleye dönüştürür. Bu yaklaşımın, yıllardır eleştirilen muhafazakâr müdahalecilikten farklı bir yerde durduğunu söylemek güçtür.

“Arınma” Böyle Mi BaÅŸlıyor?

CHP’de son dönemin en çok dolaşıma sokulan kavramlarından biri “arınma”. Normalde bu sözcük, siyasetin yük olduÄŸu düşünülen yanlışlardan, hukuksuzluklardan, liyakatsizlikten, yolsuzluk iddialarından ya da toplumu kutuplaÅŸtıran dilden uzaklaÅŸmayı çaÄŸrıştırır. Fakat görünen o ki “arınma”nın ilk durağı bambaÅŸka bir adres olmuÅŸ. Ülkenin yakıcı sorunları yerli yerinde dururken, ilk büyük hesaplaÅŸma bir valinin bisiklet sürerken giydiÄŸi taytla baÅŸladı.

EÄŸer gerçekten bir “arınma” süreci baÅŸlatılacaksa, insan ister istemez bunun hukuksuzluklardan, yoksulluÄŸu büyüten politikalardan, iÅŸ cinayetlerinden, kadın cinayetlerinden, cezasızlık kültüründen ya da kamu yönetimindeki keyfilikten baÅŸlayacağını düşünür. Oysa ortaya çıkan tablo, sanki Kars’tan baÅŸlayan yeni “arınma” seferberliÄŸinin ilk hedefinin spor kıyafetleri olduÄŸunu gösteriyor. Bu durumda insan ister istemez ÅŸu soruyu soruyor: Siyasetin çözemediÄŸi onca mesele arasında gerçekten ilk arındırılması gereken ÅŸey bir bisiklet taytı mıydı?

Belki de bundan sonra “arınma” listesi geniÅŸler. KoÅŸucuların ÅŸortları, yüzücülerin mayoları, daÄŸcıların taytları, tenisçilerin etekleri de sıraya girer. Böylece ülkenin kronikleÅŸen ekonomik krizleri, iÅŸ cinayetleri, eÄŸitimdeki çöküş, adalet sistemindeki tıkanıklık ve kadın cinayetleri çözülmese bile en azından sporcuların gardırobu üzerinde tam bir siyasal mutabakat saÄŸlanmış olur. İroninin en acı tarafı ise ÅŸu: Gerçek sorunlar yerinde dururken sembollerle kavga etmek, siyaseti büyütmez; yalnızca ülkenin gerçek gündemini küçültür.