Tutuklu gazeteci Merdan Yanardağ, kayyum atanan Tele1’in TMSF eliyle satışa çıkarılmasını “siyasi bir çökme operasyonu” olarak nitelendirdi. Yanardağ, 28 milyon TL’lik ihale bedelinin kanalın gerçek değerinin çok altında olduğunu belirterek, sürecin yalnızca ekonomik değil, doğrudan muhalif medyayı tasfiye etmeye dönük politik bir müdahale olduğunu savundu.
Kayyum Sürecinden Satışa
Kayyum yönetimine devredilen TELE1’in Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonu (TMSF) aracılığıyla satışa çıkarılması, medya özgürlüğü ve basın bağımsızlığı tartışmalarını yeniden gündeme taşıdı. Kanalın önceki Genel Yayın Yönetmeni Merdan Yanardağ adına yapılan açıklamada, 28 milyon TL’lik ihale bedelinin “bir yağma fiyatı” olduğu belirtilerek, bunun kanalın yalnızca üç aylık işletme giderinden bile düşük olduğu vurgulandı.
Yanardağ, TELE1’in halkın desteği ve çalışanlarının emeğiyle Türkiye’nin en büyük dört haber kanalı arasına yükseldiğini hatırlatarak, mevcut satış girişiminin ekonomik bir tasarruf değil, siyasi bir tasfiye operasyonu olduğunu ifade etti. Açıklamada, “Amaç Tele1’e çökmek, susturmaya çalışmaktı” denilerek, geçmişte yöneltilen “casusluk” suçlamalarının da bu planın parçası olduğu ileri sürüldü.
Gerçek Değer Ve Baskı İddiası
Yanardağ, kamuoyuyla ilk kez paylaştığını belirttiği bir bilgiyle, geçen yıl TELE1’e mevcut ihale bedelinin yaklaşık 15 katı tutarında teklif yapıldığını, hatta kanalın yalnızca yüzde 50 hissesi için bile bugünkü başlangıç fiyatının yaklaşık on katı önerildiğini söyledi. Ancak bu teklifler, kanalın “topluma ait olduğu” düşüncesiyle reddedildi.
Açıklamada dikkat çeken bir diğer bölüm ise, satış tekliflerinin yalnızca ticari değil aynı zamanda siyasi mesajlar taşıdığı iddiası oldu. Yanardağ, “Eğer satsaydık ben tutuklanmayabilirdim” diyerek, bazı çevrelerden dolaylı biçimde “rahat bir yaşam” önerisiyle kanalın devrinin telkin edildiğini öne sürdü. Bu ifadeler, Türkiye’de medya sahipliği ile siyasal baskı arasındaki ilişkiye dair tartışmaları yeniden derinleştirdi.
Bağımsız Medya Ve Kamusal Sorumluluk
Yanardağ, TELE1’in yalnızca ticari bir yayın kuruluşu olmadığını, halktan yana yayıncılığı ilke edinmiş bağımsız bir sosyal sorumluluk girişimi olduğunu belirtti. Gazetecilik etiği ve kamusal sorumluluğun temel ilke olduğunu vurgulayan açıklamada, “Ne para ne de baskıyla bizi teslim alabilirlerdi” ifadeleri kullanıldı.
Son bölümde ise kamuoyuna açık bir çağrı yapıldı. “Bütün namuslu insanlara, medyadaki dostlarımıza, iş dünyasına, Cumhuriyetçilere ve topluma çağrı yapıyorum; Tele1’in yağmalanmasına engel olalım” sözleriyle destek isteyen Yanardağ, meselenin yalnızca bir televizyon kanalının satışı değil, Türkiye’de bağımsız haberciliğin geleceği olduğunu savundu.
Medya Mülkiyeti Ve Demokratik Alan
Tele1 dosyası, Türkiye’de medya mülkiyetinin siyasal iktidarla ilişkisi bağlamında daha geniş bir yapısal soruna işaret ediyor. Muhalif yayın organlarının ekonomik baskılar, yargı süreçleri ve idari müdahaleler yoluyla yeniden yapılandırılması; yalnızca basın özgürlüğü değil, kamusal tartışma alanının daraltılması anlamına da geliyor.
Bu nedenle TELE1’in satış süreci, sıradan bir ticari ihale değil; demokratik alanın sınırlarını belirleyen siyasal bir eşik olarak değerlendiriliyor.
- NHY / Merdan Yanardağ sosyal medya açıklaması













