back to top
Ana Sayfa Haber Özel’e Göre Yargıdan Medyaya Organize Bilgi Servisi

Özel’e Göre Yargıdan Medyaya Organize Bilgi Servisi

CHP Genel Başkanı Özgür Özel, Ataşehir mitinginde Adalet Bakanlığı’nın gözaltındaki Ataşehir Belediye Başkanı Onursal Adıgüzel hakkında iktidara yakın medya organlarına eş zamanlı ve yanıltıcı bilgiler servis ettiğini öne sürdü. Özel, “Beş gazeteciye aynı anda yalan ifadeler gönderildi, kayıtları elimizde” diyerek hem yargı bağımsızlığına hem de gazetecilik etiğine ilişkin ağır bir tartışma başlattı.

CHP’nin “Millet İradesine Sahip Çıkıyor” mitinglerinin 105’incisi, gözaltına alınan Ataşehir Belediye Başkanı Onursal Adıgüzel’e destek amacıyla İstanbul Ataşehir’de gerçekleştirildi. Mitingin en dikkat çekici başlıklarından biri ise, CHP Genel Başkanı Özgür Özel’in doğrudan Adalet Bakanlığı’nı ve iktidara yakın medya kuruluşlarını hedef alan açıklamaları oldu.

Özel’in iddiasına göre, Adıgüzel’in gözaltına alınmasının hemen ardından bazı televizyon yorumcuları ve gazetecilere aynı merkezden aynı içerikte bilgiler servis edildi; henüz yargısal süreç başlamadan kamuoyunda suçluluk algısı oluşturulmaya çalışıldı.

Yargıdan Medyaya Bilgi Akışı İddiası

Özgür Özel, Adalet Bakanı Akın Gürlek’e seslenerek, Adalet Bakanlığı’nın bir siyasi partinin “yargı kolları başkanlığı” gibi hareket ettiğini söyledi. Özellikle beş gazeteciye aynı anda ulaştırıldığı öne sürülen ve “Onursal Adıgüzel’in 7 milyon dolarlık rüşveti kanıtlandı” şeklinde özetlenen bilginin, aynı saatlerde farklı televizyon kanallarında dile getirilmesini dikkat çekici bulduklarını ifade etti.

TGRT, A Haber ve benzeri yayın organlarında aynı dil ve aynı iddialarla yapılan yayınların tesadüf olmadığını savunan Özel, bu sürecin yalnızca siyasi değil aynı zamanda hukuki sonuçları olacağını belirtti. “Bu bilgi Adalet Bakanlığı’ndan nasıl servis edildi? Bunun da bir gün iddianamesi olacak” sözleri, doğrudan kurumsal sorumluluk tartışmasını gündeme taşıdı.

Bu çıkış, Türkiye’de uzun süredir tartışılan “yargı-medya-siyaset ilişkisi” ekseninde yeni bir gerilim başlığı açtı. Özellikle soruşturma süreçlerinde henüz iddianame dahi oluşmadan medyada dolaşıma sokulan bilgiler, masumiyet karinesi ve adil yargılanma hakkı açısından ciddi eleştirilere konu oluyor.

Gazetecilik Etiği Ve Algı Operasyonu Tartışması

Özel’in açıklamalarının yalnızca siyasi iktidarı değil, bu bilgileri sorgulamadan yayınlayan medya aktörlerini de hedef aldığı görüldü. “Eline gelen WhatsApp mesajını doğruymuş gibi televizyondan anlatanlara” seslenen Özel, gazetecilik pratiğinin iktidar kaynaklı bilgi akışına teslim edilmesini sert sözlerle eleştirdi.

Bu vurgu, özellikle Türkiye’de son yıllarda sıkça tartışılan “yargı haberciliği” meselesini yeniden gündeme taşıdı. Haber merkezlerinin savcılık ya da bakanlık kaynaklı iddiaları doğrulama mekanizmasından geçirmeden yayımlaması, kamuoyunda peşin hüküm yaratırken; gazeteciliği kamusal denetim işlevinden uzaklaştırıp siyasi operasyonların parçası haline getirebiliyor.

Uluslararası gazetecilik ilkeleri açısından bakıldığında ise, henüz yargı kararı olmadan suç isnadının kesin hüküm gibi sunulması; doğrulama, kaynak çeşitliliği ve masumiyet karinesi ilkeleriyle açık biçimde çelişiyor. Özel’in “haysiyet cellatlığı” ifadesi de tam olarak bu noktaya işaret ediyor: Haber verme değil, itibarsızlaştırma pratiği.

Onursal Adıgüzel Dosyasında Suçlama Krizi

CHP lideri, Adıgüzel hakkında somut bir delil bulunmadığını, ne teknik takip ne baz kaydı ne de doğrudan bir maddi suç isnadı ortaya konulabildiğini savundu. Buna rağmen “örgüt kurmak” suçlamasıyla sürecin genişletildiğini belirterek bunun hukuki değil siyasi bir operasyon olduğunu öne sürdü.

Özel’e göre burada amaç, yalnızca bir belediye başkanını değil; Ekrem İmamoğlu etrafında şekillenen muhalefet hattını baskı altına almak. Ataşehir dosyasının, 19 Mart süreci olarak tarif edilen daha geniş bir siyasi müdahale zincirinin parçası olduğunu söyledi.

Bu nedenle mesele yalnızca bir belediye soruşturması değil; seçim rekabetinin yargı üzerinden yeniden dizayn edilmesi tartışması olarak okunuyor.

Hukuk Devleti Mi, Siyasal Mühendislik Mi?

Özel’in konuşmasının merkezinde şu temel soru vardı: Yargı gerçekten bağımsız mı, yoksa siyasi iktidarın seçim mühendisliğinde kullanılan bir aygıta mı dönüşüyor?

Muhalefetin uzun süredir dile getirdiği temel eleştiri, soruşturmaların hukuki delil üretmekten çok siyasi sonuç üretmeye odaklandığı yönünde. Özellikle belediye başkanları üzerinden yürüyen süreçlerde gece baskınları, medya sızıntıları ve peşin suçlama dili bu eleştiriyi güçlendiriyor.

Ataşehir mitingi bu nedenle yalnızca bir dayanışma gösterisi değil; aynı zamanda Türkiye’de yargının meşruiyeti, medyanın bağımsızlığı ve demokratik rekabetin sınırları üzerine kurulan daha büyük bir siyasal tartışmanın sahnesi oldu.


  • NHY / CHP Genel Başkanı Özgür Özel’in Ataşehir Belediyesi önünde yaptığı miting konuşması