Diken yazarı Murat Sevinç, CHP’nin son bir yılda sürdürdüğü miting hattının “ne işe yaradı” diye küçümsenmesinin haksızlık olduğunu belirterek, asıl sorulması gerekenin “Bu mitingler yapılmasaydı ülke ve muhalefet hangi noktaya savrulurdu?” sorusu olduğunu vurguluyor. Sevinç’e göre mitingler, tek başına bütün sorunu çözmese de, toplumsal umudu ve siyasal direnci diri tutan kritik bir eşik işlevi görüyor.
Mitingler Olmasaydı Ne Olurdu?
CHP’nin son bir yıldır sürdürdüğü mitinglerin etkisini yalnızca “somut sonuç” ölçütüyle değerlendirmek, Sevinç’e göre, siyasetin gerçek koşullarını görmezden gelmek anlamına geliyor. Yazar, mevcut tabloda CHP’nin sıradan bir muhalefet partisi gibi değil, iktidarın tüm araçlarıyla baskı altında tuttuğu ana muhalefet kurumu olarak hareket ettiğini hatırlatıyor. Bu nedenle mitingler, yalnızca birer kalabalık buluşması değil; seçmene, muhalefete ve topluma “hala buradayız” deme biçimi olarak okunmalı.
Sevinç’in temel itirazı da burada yoğunlaşıyor: Mesele, mitinglerin her sorunu çözüp çözmediği değil; hiç yapılmamış olsaydı nasıl bir siyasal çoraklık ortaya çıkacağıdır. Cumhurbaşkanı adayının cezaevinde olduğu, partinin içeriden ve dışarıdan parçalanmaya çalışıldığı bir dönemde meydanları doldurmak, sıradan bir taktik değil, demokratik varoluş mücadelesi olarak görülüyor.
CHP’ye Yüklenen Sorumluluk Ve Yalnızlaştırma
Yazıda, CHP’nin diğer muhalefet bileşenleri tarafından yeterince desteklenmediği de açık biçimde dile getiriliyor. Sevinç, birkaç küçük sol parti dışında, CHP’nin yaşadığı baskıya güçlü ve tutarlı bir dayanışma gösterilmediğine dikkat çekiyor. Bu yalnızlık, yalnızca parti siyaseti açısından değil, demokrasinin bütününü ilgilendiren bir zafiyet olarak sunuluyor.
Murat Sevinç’e göre CHP’nin maruz kaldığı muamele, yalnızca bir partinin iç meselesi değil; çok partili yaşamın geleceğine dönük bir test niteliğinde. Bu yüzden CHP’ye omuz vermek için illa CHP seçmeni olmak gerekmiyor. Yazının omurgasını da bu düşünce kuruyor: CHP’nin ayakta kalması, mevcut rejimde demokratik alanın tamamen daralmaması açısından yaşamsal önemde.
Yanlış Sorular, Yanıltıcı Tartışmalar
Sevinç, kamuoyu araştırmalarında ve siyasal yorumlarda sıkça sorulan bazı soruları da sert biçimde eleştiriyor. “CHP ülkeyi yönetebilir mi?” gibi soruların, mevcut eşitsiz siyasal zemini yok saydığını savunuyor. Ona göre ortada normal bir yarış yokken, taraflardan birine normale uygun sorular yöneltmek gerçeği perdelemekten başka bir işe yaramıyor.
Bu noktada yazar, durumu futbol benzetmesiyle anlatıyor: Kuralların bir taraf lehine değiştirildiği, hakemin, federasyonun ve yayıncıların güçlü takımı koruduğu bir maçta zayıf tarafa “Şampiyon olabilir mi?” diye sormak nasıl anlamsızsa, bugünün siyasal koşullarında da benzer sorular sormak o kadar yanıltıcı. Asıl mesele, CHP’nin bu baskı koşullarında varlığını koruyup koruyamadığı değil; bu varlığın toplumda nasıl bir direnç hattı oluşturduğudur.
Samimi Çaba Ve Siyasal Hafıza
Yazının sonunda Sevinç, her eksikliğine rağmen CHP’nin ve Özgür Özel’in sergilediği çabayı küçümsememek gerektiğini vurguluyor. Ona göre, milyonların meydanlara taşan öfkesi ve umudu, parti yönetimi tarafından tamamen görmezden gelinmemiş durumda. Bu da son bir yılda siyasetin tamamen donmasının önüne geçen en önemli unsurlardan biri olarak öne çıkıyor.
Sevinç’in çıkardığı sonuç açık: Mitingler her şeyi çözmemiş olabilir, fakat yapılmasaydı çok daha karanlık bir tabloyla karşı karşıya olunabilirdi. Bu yüzden tartışılması gereken şey mitinglerin değersizliği değil, onların hangi tarihsel boşluğu doldurduğudur. Yazıya göre bugün CHP’nin sergilediği çaba, bir partinin dar çıkarlarını aşan, doğrudan cumhuriyetin ve demokratik siyasal hayatın geleceğine dokunan bir emek niteliği taşıyor.
Kaynaklar: Diken, Murat Sevinç’in ilgili köşe yazısı; yazı metninde aktarılan değerlendirmeler ve örnekler.














