Ece Temelkuran, Kraków’dan kaleme aldığı ve Avrupa merkezli The European Reviewof of Books edebiyat dergisinde yayımlanan mektubunda, yükselen otoriterlik, savaşlar ve yapay zekâ çağında insanlığın “ahlaki, siyasi ve ruhsal evsizleşme” sürecine girdiğini savundu; okurlara “Hâlâ evde misiniz, ne kadar süreyle?” diye sordu.
Kraków’dan Yazılan Bir Uyarı
Temelkuran, 24 Ekim 2025 tarihli mektubunu Polonya’nın Kraków kentinden yazdı. Auschwitz’e gelen turistlerin dolaştığı tarihsel mekânların yarattığı “estetik konfor” ile faşizmin tarihsel yükü arasındaki gerilimi betimleyen yazar, Avrupa’da ve dünyada yeniden yükselen otoriter eğilimleri “radikal kötülüğün yeni markası” olarak niteledi.
Yazar, ertesi gün konuşma yapmak üzere gideceği Łódź öncesinde kaleme aldığı metinde, siyasi mücadelenin ancak insanlığın “doğuştan gelen güzelliğine duyulan inançla” mümkün olabileceğini ileri sürdü. Temelkuran’a göre, çağdaş faşizm yalnızca kurumları değil, dili de tahrip ediyor; muhalifleri sürekli bir “hayır” tekrarına hapsederek düşünsel alanı daraltıyor.
Dil, Ev Ve Yapay Zekâ
Mektubun merkezinde “ev” metaforu yer alıyor. Temelkuran, insanların asıl evini dilde kurduğunu, kelimelerin “insanın yeryüzünden hiçbir şey çekmeden yarattığı tek mucize” olduğunu belirtiyor. Ancak bu evin iki yönden kuşatma altında olduğunu savunuyor: bir yanda dili kabalaştıran, içini boşaltan otoriter siyaset; diğer yanda ise anlam alanına nüfuz eden yapay zekâ teknolojileri.
“Konuşkan bir makine ‘Şiir yazayım mı?’ dediğinde, hâlâ onun hissetmediğini hatırlayabilecek miyiz?” sorusunu yönelten yazar, duygu ile dil arasındaki bağı koparan bir teknolojik düzenin insanlığın anlam üretme kapasitesini zayıflatabileceği uyarısında bulunuyor.
Ahlaki Ve Siyasi Evsizlik
Temelkuran, 43 yaşında Türkçeyi bırakıp İngilizce yazmaya başlamasını kişisel bir “yerinden edilme” deneyimi olarak anlatırken, “sürgün” yerine “evsizleşmiş” kavramını tercih ettiğini vurguluyor. Ona göre günümüz dünyasında yalnızca mülteciler değil; ahlaki değerleri mevcut siyasal gerçeklikle örtüşmeyen herkes evsizleşiyor.
Yazar, “onur ve eşitlik” taleplerinin reel politikada karşılık bulmamasının geniş kesimleri “siyasi evsizlik” duygusuna ittiğini savunuyor. Savaşlar, iklim krizi ve artan eşitsizlikler nedeniyle fiziksel evsizliğin de kitlesel bir gerçeklik haline geldiğini belirtiyor.
“Yabancılar Ulusu” Ve Yeni Bir Ev Arayışı
Temelkuran’ın 2026 baharında yayımlanan Nation of Strangers: Rebuilding Home in the 21st Century adlı kitabı, farklı dillere çevrilerek Avrupa başta olmak üzere çeşitli ülkelerde okurla buluştu. Kitap, “yabancılara yazılmış mektuplar” formatında, ortak bir kırılganlık zemininde yeni bir aidiyet imkânını tartışıyor.
Yazar, sosyal medya paylaşımında okurları yanıt vermeye çağırarak, mektupların yayımlanabileceğini belirtti. “Yabancı” kelimesinin taşıdığı potansiyel dayanışmaya dikkat çeken Temelkuran, evsizleşmenin kabulü üzerinden yeni bir “insanlık evi”nin kelimelerle kurulabileceğini savunuyor.
Mektup, bir yandan geçmişin travmalarına (Auschwitz’in simgesel ağırlığına) işaret ederken, diğer yandan süren savaşlar ve soykırım iddiaları eşliğinde geleceğin de “yas tutulan bir zaman” haline geldiğini ileri sürüyor. Temelkuran’a göre insanlık ilk kez “gelecek zaman kipinde yas” tutuyor.
Metnin sonunda okura yöneltilen soru ise açık: “Hâlâ evde misiniz? Ne kadar süreyle?”
Kaynaklar: European Review of Books’ta yayımlanan mektup (24 Ekim 2025); Nation of Strangers: Rebuilding Home in the 21st Century; Ece Temelkuran’ın sosyal medya paylaşımı.
















