back to top
Ana Sayfa Kültür ve Sanat Ece Temelkuran: Yabancılaşma Artık Bir Göç Hikâyesi Değil, Küresel Bir Siyasi Kader

Ece Temelkuran: Yabancılaşma Artık Bir Göç Hikâyesi Değil, Küresel Bir Siyasi Kader

Gazeteci ve yazar Ece Temelkuran, Alman kamu yayıncısı WDR’ye verdiği kapsamlı röportajda, ABD’den Avrupa’ya uzanan antidemokratik siyasal pratiklerin insanlarda “ülkesine yabancılaşma” duygusu yarattığını belirterek, sürgünlüğün artık yalnızca göçmenlerin değil, çağın ortak kaderi haline geldiğini söyledi.

ABD’de Yaşananlar Küresel Bir Kırılmanın İşareti

Temelkuran, ABD’de başkanlık makamından yürütülen antidemokratik uygulamalar ve güvenlik güçlerinin yol açtığı ölümcül şiddetin, Amerikalılar arasında derin bir yabancılaşma hissi yarattığını vurguluyor. Röportajda, “İnsanlar ülkelerini artık tanıyamadıklarını söylüyor” diyen Temelkuran, bu duygunun sadece bireysel bir korku değil, siyasal rejimin yarattığı yapısal bir çözülme olduğuna dikkat çekiyor. Ona göre, yurttaşların kendi ülkelerinde güvensizlik ve evsizlik hissi yaşaması, demokrasinin içten içe çöktüğünün en açık göstergelerinden biri.

Sürgünlük: Geri Dönüşü Olmayan Bir Eşik

2016 yılında Türkiye’den ayrılan Temelkuran, sürgünlüğü romantize edilen bir deneyim olarak değil, insanın benliğini ikiye bölen sert bir kırılma olarak tanımlıyor. “Ev dediğin şey, aslında geride kalmış bir zamandır” diyen yazar, geri dönüş arzusunun çoğu zaman imkânsız bir nostaljiye dönüştüğünü söylüyor. Eski benliğin geride kaldığını, yeni bir benliğin ise zorunlu olarak inşa edildiğini belirten Temelkuran, bu dönüşümün bedelinin ağır olduğunu vurguluyor.

Türkiye’den Çıkış Ve Uluslararası Bir Sesin Doğuşu

Temelkuran, İstanbul’dan ayrılma kararını “zamanında atılmış bir adım” olarak nitelendiriyor. Arkadaşlarının cezaevine girdiğini, rejim eleştirisinin ağır bedelleri olduğunu hatırlatan yazar, Zagreb ve Berlin’e uzanan yolculuğunda kendini yeniden tanımlamak zorunda kaldığını söylüyor. Türkiye’de tanınmış bir rejim eleştirmeni olan Temelkuran, sürgünde yalnızca Türkiye’yi değil, küresel ölçekte yükselen faşizmi anlatan bir figüre dönüşüyor. Ancak uluslararası görünürlük, kişisel iyileşme anlamına gelmiyor.

“Bu Kitabı Delirmemek İçin Yazdım”

Yedi yılın ardından sürgünün kalıcı olduğunu kabullendiğini belirten Temelkuran, Nation of Strangers kitabını bir tür zihinsel hayatta kalma çabası olarak kaleme aldığını ifade ediyor. Kitapta okurlara yazılan mektuplar, yazarın “yeni benliğiyle” kurduğu bağın bir parçası. Temelkuran, bu mektuplarla okurları sınırları olmayan bir topluluğun, yani “Yabancılar Ulusu”nun yurttaşları olmaya davet ediyor.

Yabancılık Göçle Sınırlı Değil

Berlin sokaklarında yaptığı uzun yürüyüşlerin kendisine önemli bir gerçeği gösterdiğini söyleyen Temelkuran’a göre, yabancılık artık yalnızca göçmenlerin deneyimi değil. İnsanlar zamanlarına, siyasetlerine ve hatta gezegenlerine yabancılaşıyor. İklim kriziyle birlikte “nihai ev” olan dünyanın tehdit altında olduğunu belirten yazar, bunun yeni ve evrensel bir yurtsuzluk hali yarattığını savunuyor. Politik olarak belirli ahlaki değerleri savunan bireylerin de kendi toplumlarında yalnızlaştığını vurguluyor.

Şiddeti Yaşamış Olanlar Uyarıyor

Temelkuran, Avrupa ve ABD’de yaşanan siyasal sarsıntıların, Ortadoğu ve çevresindeki toplumlar için yabancı olmadığını açıkça dile getiriyor. Afganlar, Suriyeliler, Kürtler ve Türkiyelilerin devlet şiddeti, keyfilik ve baskıyla yaşamayı deneyimlediğini hatırlatarak, “Biz bunu yaşadık ve hayatta kaldık” diyor. Bu deneyimin bugün Batı toplumları için bir uyarı niteliği taşıdığını ifade ediyor.

Yalnızlık Ve Dayanışmanın Politik Önemi

Röportajda öne çıkan bir diğer vurgu, yalnızlığın yıkıcı etkisi. Temelkuran’a göre insanı çökerten şey korku değil; destekten ve dayanışmadan yoksun bırakılmak. Berlin’deki Refugio adlı sosyal dayanışma merkezini bu nedenle örnek gösteren yazar, burada insanlara sorulan tek sorunun belirleyici olduğunu söylüyor: “Bizimle dayanışma içinde olacak mısın?” Ona göre bir ülkede yaşamanın gerçek ölçütü, hukuki statüden çok etik bağlılık.

Yabancı Olmak Bir Direniş Biçimi

Temelkuran, Nation of Strangers fikrini bir mağduriyet anlatısı değil, kolektif bir direniş çağrısı olarak tanımlıyor. Kendini bu dünyada yabancı hissedenlerin, aslında bir şeylerin yanlış gittiğini fark edenler olduğunu savunuyor. Röportaj, yabancılığın bir zayıflık değil, yeni bir topluluk ve yeni bir siyasal tahayyül için başlangıç olabileceği fikriyle son buluyor.