Migros’ta 10 ilde, 12 depoda süren ve 5 binden fazla işçinin katıldığı direnişle ilgili 105 avukat, sendikal hakların engellendiği ve kolluk şiddeti uygulandığı iddiasıyla şirket yöneticileri ve kamu görevlileri hakkında İstanbul Çağlayan Adliyesi’nde suç duyurusunda bulundu.
Direniş Yargı Sürecine Taşındı
Gazeteci Fatoş Erdoğan’ın X (eski Twitter) hesabından aktardığı bilgilere göre, Migros bünyesinde çalışan binlerce depo işçisi, DGD-SEN öncülüğünde yaklaşık iki haftadır çalışma koşulları, ücretler ve sendikal hakları için fiili direniş yürütüyor. Bu süreçte 105 avukat, Migros patronu Tuncay Özilhan başta olmak üzere şirket yöneticileri ve bazı kolluk görevlileri hakkında savcılığa suç duyurusunda bulundu.
Çağlayan Adliyesi önünde yapılan açıklamada, suç duyurusunun “sendikal hakların kullanılmasının engellenmesi” ve “çalışma hürriyetinin ihlali” başta olmak üzere birden fazla suç iddiasını kapsadığı belirtildi. Avukatlar, soruşturmanın gecikmeksizin başlatılmasını talep etti.
“Sorun Bir Depo Değil, Ülke Genelindeki Emek Rejimi”
Açıklamada konuşan DGD-SEN avukatı Mürsel Ünder, Migros depo işçilerinin mücadelesinin yalnızca yerel bir iş uyuşmazlığı olarak görülmemesi gerektiğini vurguladı. Ünder’e göre bu direniş, Türkiye genelinde ücretlerin erimesi, güvencesiz çalışma ve sendikal baskı koşulları altında yaşayan işçilerin ortak bir tepkisini yansıtıyor.
Avukatlar, 10 farklı şehirde eş zamanlı yürüyen direnişi “ülke çapında fiili bir emek hareketi” olarak tanımlarken, Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı ile Özel Güvenlik Denetleme Kurumu’na da resmi bildirimlerde bulunulduğunu açıkladı.
Sendika Değişikliği Ve Baskı İddiaları
Migros yönetiminin kamuoyuna yaptığı “sendikal haklara saygılıyız” açıklamalarının sahadaki uygulamalarla örtüşmediği ileri sürüldü. Avukatların aktardığına göre, işçiler kadro taleplerini kazandıktan sonra bu kez iş kolu değişikliği yapılarak rızaları dışında başka bir sendikaya geçirilmek istendi.
İşçilerin, kendi seçtikleri sendikada ısrar etmeleri üzerine baskı, tehdit ve disiplin yöntemleriyle karşı karşıya kaldıkları; bu durumun sendikal özgürlüğün fiilen ortadan kaldırılması anlamına geldiği savunuldu.
Barınma, Beslenme Ve Kolluk Şiddeti İddiaları
Açıklamada, direniş sürecinde işçilere yönelik yalnızca ekonomik değil, insani hak ihlalleri de yaşandığı öne sürüldü. Kış koşullarında lojmanlardan çıkarılan işçilerin barınma hakkının ihlal edildiği, yemek ve temel ihtiyaçlara erişimin kısıtlandığı belirtildi.
Öte yandan, Migros patronu Tuncay Özilhan’ın evi önünde basın açıklaması yapmak isteyen işçilere yönelik kolluk müdahalesi de suç duyurusunun önemli başlıklarından biri oldu. Avukatlar, ters kelepçe ve fiziksel müdahale uygulamalarının “orantısız güç” ve “kötü muamele” kapsamında değerlendirilmesi gerektiğini vurguladı.
“Adil Bir Savcı İradesine İhtiyaç Var”
Avukatların ortak talebi, soruşturmanın yalnızca işveren yöneticileriyle sınırlı kalmaması; sendikal hakları engelleyen uygulamalara göz yuman ya da doğrudan şiddet uygulayan kamu görevlilerinin de hukuki sorumluluklarının araştırılması yönünde oldu.
Açıklamada, “Bugün Türkiye’de sermayenin değil, emeğin ve işçinin yanında durabilen bir adli iradeye ihtiyaç vardır” ifadesi öne çıktı. Direnişin kritik bir aşamada olduğu belirtilerek kamuoyuna işçilere destek çağrısı yapıldı.
- NHY / Fatoş Erdoğan (@puleragema), X paylaşımı, DGD-SEN ve avukatların Çağlayan Adliyesi açıklaması, Av. Mürsel Ünder ve Av. Kerim Bütün’ün basın beyanları

















