CHP İstanbul Milletvekili Evrim Rızvanoğlu, İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Dr. Cemil Tugay’ın Su Konferansı’ndan aktardığı verilerle su kıtlığının küresel ölçekte bir çevre başlığı olmaktan çıkıp ulusal güvenlik riski haline geldiğini vurguladı; Türkiye ve özellikle İzmir için havza ölçekli, bilim temelli acil dönüşüm çağrısı yaptı.
Küresel Tablo: Su Krizi Derinleşiyor
Rızvanoğlu’nun paylaştığı verilere göre, dünya üzerindeki suyun yalnızca yüzde 2,5’i tatlı su ve bunun büyük bölümü erişilemez durumda. Bugün yaklaşık 4 milyar insan yılın en az bir ayında ciddi su kıtlığıyla karşı karşıya. Küresel sıcaklığın 2 derece artması halinde ise 3 milyara kadar insanın susuzluk riski altında kalabileceği öngörülüyor.
İklim krizinden en sert etkilenen bölgelerden biri olan Akdeniz Havzası’nda tablo daha da çarpıcı. Bölgede yaşayan her 10 kişiden 4’ü halihazırda su stresi altında. Uzmanlar, bu durumun yalnızca ekolojik değil, sosyal ve siyasal istikrara da doğrudan etki eden bir risk alanı yarattığına dikkat çekiyor.
Türkiye Ve İzmir: Havza Ölçekli Tehdit
Paylaşımda Türkiye’nin su stresi riski yüksek ülkeler arasında yer aldığına işaret edildi. Ülkede beş havzanın “kesin su kıtlığı” yaşadığı belirtilirken, İzmir için hayati öneme sahip Gediz ve Küçük Menderes havzaları öne çıkıyor. Sorunun artık kent sınırlarını aşarak havza ölçeğinde ele alınması gerektiği vurgulanıyor.
Bu çerçevede su krizinin plansız kentleşme, iklim değişikliği ve yanlış tarım-sanayi politikalarıyla birleşerek yapısal bir nitelik kazandığına dikkat çekiliyor. Uzmanlara göre mevcut gidişat, suyu stratejik bir kaynak ve güvenlik meselesi olarak ele almayı zorunlu kılıyor.
En Büyük Tüketici Tarım, Çözüm Verimlilik
Rızvanoğlu’nun aktardığı konferans notlarına göre suyun en büyük kullanıcısı tarım sektörü. En fazla su tüketen ürünlerin aynı zamanda en çok teşvik edilen ürünler olması ise eleştirilen bir başka başlık. Sanayi için çözümün üretimi durdurmak değil, kapalı döngü, akıllı ve verimli sistemlere geçmek olduğu vurgulanıyor.
Evsel kullanımda ise “gizli bir potansiyel” bulunuyor. Evsel atık suların yüzde 50 ila 80’inin gri su niteliğinde olduğu, geri kazanım sistemleriyle binalarda yüzde 40–50 oranında su tasarrufu sağlanabileceği ifade ediliyor.
İzmir Örneği: Yerelde Somut Adımlar
İzmir Büyükşehir Belediyesi’nin son dönemde attığı adımlar, yerel yönetimlerin krize karşı oynayabileceği role işaret ediyor. Kayıp-kaçak oranlarının düşürülmesiyle bir yılda 5,6 milyon metreküp su kaybının önlendiği, İzmir’in bu alanda Türkiye’nin en iyi beş ili arasında yer aldığı belirtiliyor.
Belediye binalarında gri su dönüşümünün başlatılması, Gri Su Koordinasyon Ekibi’nin kurulması, yeni kuyular, altyapı yenilemeleri ve deniz suyu arıtma gibi alternatif kaynakların gündeme alınması, krizin yönetilebilir olduğuna dair örnekler olarak sunuluyor.
Çözümün Anahtarı: Bilim Ve İşbirliği
Rızvanoğlu, su krizine karşı çözümün ancak bilim insanlarıyla birlikte, ortak akıl ve güçlü işbirliğiyle mümkün olabileceğini vurguladı. İzmir Büyükşehir Belediyesi bünyesinde kurulan Su Kurulu’nun kararlarını bilimsel verilerle aldığına dikkat çekilirken, merkezi idare ile yerel yönetimler arasındaki eşgüdümün “hayati önemde” olduğu ifade edildi.
Uzmanlar, suyun giderek jeopolitik bir unsur haline geldiği bu dönemde, gecikmenin bedelinin yalnızca ekonomik değil, toplumsal ve güvenlik boyutlarıyla da ağır olacağı uyarısında bulunuyor.


- NHY / Evrim Rızvanoğlu’nun X (Twitter) paylaşımı; Dr. Cemil Tugay’ın Su Konferansı sunumu; Birleşmiş Milletler ve Dünya Bankası su stresi ve iklim raporları.
Nokta Haber Yorum sitesinden daha fazla şey keşfedin
Subscribe to get the latest posts sent to your email.

















