back to top
Ana Sayfa Haber 2025 Raporu Türkiye’de Çocukların Yaşam Hakkının Sistematik Biçimde Aşındığını Ortaya Koyuyor

2025 Raporu Türkiye’de Çocukların Yaşam Hakkının Sistematik Biçimde Aşındığını Ortaya Koyuyor

En az 892 çocuğun önlenebilir nedenlerle yaşamını yitirdiğini ortaya koyan 2025 raporu, Türkiye’de çocuk ölümlerinin münferit olaylar değil; zayıflayan koruma mekanizmaları, uygulanmayan politikalar ve kamusal sorumluluğun geri çekilmesiyle derinleşen yapısal bir krizin sonucu olduğunu gösteriyor.

Rakamların Ötesinde: Önlenebilir Bir Felaket

FİSA Çocuk Hakları Merkezi tarafından hazırlanan “Türkiye’de Çocuğun Yaşam Hakkı Raporu 2025”, geçtiğimiz yıl en az 892 çocuğun önlenebilir sebeplerle hayatını kaybettiğini ortaya koydu. Rapor, bu ölümlerin farklı kategoriler altında gerçekleşmiş görünse de büyük ölçüde öngörülebilir ve engellenebilir olduğuna dikkat çekiyor.

Bu tespit, çocuk ölümlerinin tekil olaylar olarak ele alınamayacağını; aksine, çocukların yaşam hakkını korumakta yetersiz kalan sistematik bir yapının sonucu olduğunu ortaya koyuyor. Rapor, mevcut tabloyu “yapısal ihmal” olarak tanımlayan eleştirel bir çerçeve sunuyor.

Şiddet, Yoksulluk Ve Korumasızlık: Çok Katmanlı Bir Kriz

Raporun hazırlandığı süreçte Siverek ve Kahramanmaraş’ta yaşanan ve ölümlerle sonuçlanan okul saldırıları, çocuklara yönelik şiddetin yeni ve derinleşen boyutlarını gözler önüne serdi. Her ne kadar bu olaylar raporda ayrı bir kategori olarak yer almasa da, uzmanlara göre bu tür vakalar çocuk politikalarındaki zafiyetlerin doğrudan bir yansıması.

Eğitimden kopuş, yoksulluk, suça sürüklenme ve çocuk işçiliği gibi başlıklar, raporda öne çıkan risk alanları arasında yer alıyor. Özellikle mesleki eğitim adı altında çocukların çalışma hayatına erken yaşta dahil olduğu uygulamalar, çocukların hem fiziksel hem de sosyal açıdan korunmasız kaldığını gösteriyor.

Kamusal Sorumluluğun Aşınması Ve Politika Eleştirisi

Raporda en dikkat çekici tespitlerden biri, çocuklara yönelik kamusal sorumluluğun giderek zayıfladığı yönünde. Türkiye’nin taraf olduğu United Nations Çocuk Hakları Sözleşmesi’ne rağmen, çocukların korunmasına yönelik yükümlülüklerin yeterince yerine getirilmediği vurgulanıyor.

Bu çerçevede, çocukların korunmasının aileye ve piyasa mekanizmalarına devredilmesi eleştirilirken; sosyal devlet ilkesinin çocuklar söz konusu olduğunda giderek işlevsizleştiği ifade ediliyor. Rapor, mevcut politikaların çocukların yaşam hakkını güvence altına almakta yetersiz kaldığını açık biçimde ortaya koyuyor.

Siyasi Tartışma Ve Toplumsal Sorumluluk Çağrısı

CHP Bartın Milletvekili Aysu Bankoğlu da rapora ilişkin değerlendirmesinde, çocukların yaşam hakkının dahi korunamadığı bir tabloda nüfus politikaları üzerinden “daha fazla çocuk” çağrısı yapılmasını eleştirdi. Bankoğlu, çocukların eğitimden koparıldığı, yoksulluğa itildiği ve iş cinayetlerine maruz kaldığı bir gerçekliğe dikkat çekti.

Raporun sonuç bölümü ise yalnızca tespit yapmakla yetinmeyip, acil politika değişiklikleri çağrısında bulunuyor. Çocuk ölümlerinin önlenebilir olduğu gerçeği, mevcut durumun kaçınılmaz değil, değiştirilebilir olduğunu ortaya koyuyor.

Bilmek Yetmiyor: Değiştirmek Gerekiyor

Rapor, Frantz Fanon’un “Önemli olan artık dünyanın bilinmesi değil, değiştirilmesidir” sözünü hatırlatarak, eldeki verilerin eyleme dönüşmesi gerektiğini vurguluyor.

Bugün Türkiye’de çocukların yaşam hakkı, yalnızca hukuki bir başlık değil; aynı zamanda toplumsal, ekonomik ve siyasal tercihlerin kesişiminde duran bir varoluş meselesi olarak öne çıkıyor. Rapor, bu eşikte, sorumluluğun ertelenemez olduğunu hatırlatıyor.


  • TB / FİSA Çocuk Hakları Merkezi – Türkiye’de Çocuğun Yaşam Hakkı Raporu 2025, Aysu Bankoğlu açıklamaları