Mayıs ayının ilk üç gününde biri çocuk olmak üzere 10 işçinin yaşamını yitirmesi, Türkiye’de iş güvenliğinin maliyet hesabına kurban edildiğini bir kez daha ortaya koyarken; tablo, münferit kazalardan çok yapısal bir krizle karşı karşıya olunduğunu gösteriyor.
Kısa Sürede Ağır Kayıp: Üç Günde 10 Ölüm
İşçi Sağlığı ve İş Güvenliği Meclisi verilerine göre, 1–3 Mayıs tarihleri arasında Türkiye’nin farklı illerinde en az 10 işçi hayatını kaybetti. Ölümler; inşaat, tarım, sanayi ve belediye hizmetleri gibi farklı sektörlere yayılırken, iş cinayetlerinin sürekliliği dikkat çekti.
Hayatını kaybedenler arasında, Mesleki Eğitim Merkezi (MESEM) kapsamında çalıştırılan 16 yaşındaki Mahir Buğra Karaön’ün bulunması, çocuk işçiliği ve denetim eksikliği tartışmalarını yeniden gündeme taşıdı.
Sektörel Dağılım Ve İhmal Zinciri
Vakalar incelendiğinde, ölümlerin büyük bölümünün önlenebilir iş güvenliği eksikliklerinden kaynaklandığı görülüyor. Elektrik çarpması, yüksekten düşme, iş makinesi çarpması ve kontrolsüz ekipman kullanımı gibi nedenler; iş yerlerinde temel güvenlik önlemlerinin ya alınmadığını ya da uygulanmadığını ortaya koyuyor.
Aynı gün içinde farklı şehirlerde yaşanan ölümler, sorunun yerel değil yapısal olduğuna işaret ederken; özellikle taşeron çalışma biçimleri ve denetimsizlik, riskin en yoğun olduğu alanlar olarak öne çıkıyor.
Çocuk İşçilik Ve MESEM Tartışması
MESEM kapsamında çalışan bir çocuğun hayatını kaybetmesi, eğitim ile üretim arasındaki sınırın giderek silikleştiğini gösteriyor. Uzmanlar, bu modelin yeterli denetim ve güvenlik mekanizmaları olmadan uygulanmasının çocukları doğrudan iş cinayetlerinin hedefi haline getirdiğini vurguluyor.
Bu durum, yalnızca iş güvenliği değil; aynı zamanda çocuk hakları ve eğitim politikaları açısından da derin bir sorgulamayı zorunlu kılıyor.
Yapısal Sorun: Maliyet Odaklı Sistem
İş cinayetlerinin sürekliliği, bireysel ihmalden öte, sistematik bir tercih sorununa işaret ediyor. İş güvenliği önlemlerinin “maliyet” olarak görülmesi, işverenler açısından kısa vadeli kazanç sağlarken; uzun vadede ağır toplumsal bedeller üretiyor.
Bu tablo, denetim mekanizmalarının yetersizliği, yaptırımların caydırıcı olmaması ve güvencesiz çalışma biçimlerinin yaygınlığı ile birleştiğinde, iş cinayetlerini kaçınılmaz değil, öngörülebilir ve önlenebilir bir sonuç haline getiriyor.
Genel Değerlendirme: Görünmeyen Kriz Derinleşiyor
Üç gün içinde 10 işçinin hayatını kaybetmesi, Türkiye’de emeğin korunmasına yönelik politikaların yetersizliğini bir kez daha gözler önüne seriyor. İş cinayetleri, yalnızca istatistiksel bir veri değil; her biri denetimsizlik, ihmal ve politika eksikliğinin somut sonucu olarak karşımıza çıkıyor.
Sorunun çözümü, yalnızca teknik önlemlerle değil; iş güvenliğini temel bir hak olarak ele alan bütüncül bir yaklaşım ve güçlü bir denetim iradesi gerektiriyor.
- TB / İşçi Sağlığı ve İş Güvenliği Meclisi – Mayıs 2026 iş cinayetleri verileri









