İBB davasının 76’ncı gününde mahkeme salonunda yalnızca sanıkların savunmaları değil, yargılamanın kendisi de tartışma konusu oldu. Avukatların 18.00 sonrası duruşmalara katılmama kararı, TTB’nin 14-15 saate varan oturumların fiziksel ve ruhsal etkilerine ilişkin raporu, Selim İmamoğlu’nun “soyadım İmamoğlu olmasaydı burada olmayacaktım” sözleri ve etkin pişmanlık kapsamında ifade veren isimlerin beyanları, Silivri’deki yargılamanın kapsamını bir kez daha tartışmaya açtı.
76 Günlük Yargılama, Yeni Bir Tartışmanın Eşiğinde
İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı ve YENİ Pariti’nin tutuklu Cumhurbaşkanı adayı Ekrem İmamoğlu’nun da aralarında bulunduğu 414 sanıklı İBB davasının ikinci duruşması, 76’ncı gününde Silivri’de devam etti. Geçtiğimiz hafta yapılan tutukluluk incelemesinde 53 tutukludan yalnızca Bakırköy Belediye Başkan Yardımcısı Ali Rıza Akyüz ile iş insanı Serkan Öztürk tahliye edilmiş, İmamoğlu’nun da aralarında bulunduğu 51 kişinin tutukluluğunun sürmesine karar verilmişti.
Bugünkü oturumun en dikkat çekici başlıklarından biri ise doğrudan yargılama yönteminin kendisi oldu. İmamoğlu’nun avukatı Tora Pekin, duruşmaların gece yarılarına kadar uzamasına tepki göstererek uzun çalışma saatlerinin adil yargılanma hakkını zedelediğini savundu. Pekin, avukatlar olarak uygulama düzeltilmediği sürece 18.00’den sonra duruşmalara katılmayacaklarını açıkladı.
TTB Raporu: “Adil Yargılanma Hakkını İhlal Edebilir”
Tartışmayı hukuki bir itirazın ötesine taşıyan gelişme ise Türk Tabipleri Birliği’nin mahkemeye sunulan bilimsel değerlendirmesi oldu.
TTB, 14-15 saate kadar süren ve art arda günlerde devam eden duruşmaların sanıklar, avukatlar ve yargılamaya katılan diğer kişiler üzerinde fiziksel, ruhsal ve zihinsel açıdan ciddi olumsuzluklar yaratabileceğini belirtti. Uzun süreli yargılamaların dikkat, bellek, muhakeme ve karar verme kapasitesini olumsuz etkileyebileceğine dikkat çekilen değerlendirmede, bu koşulların adil yargılanma hakkını ihlal edebileceği ifade edildi.
TTB ayrıca ortaya çıkabilecek sağlık sorunlarının Dünya Sağlık Örgütü’nün sınıflandırmasındaki “işkence ve diğer zalimane, insanlık dışı ya da aşağılayıcı muamele” kapsamında değerlendirilmesinin uygun olacağını bildirdi. Böylece Silivri’deki duruşma süreleri, artık yalnızca savunma makamının çalışma koşulları açısından değil, tıbbi ve insan hakları perspektifinden de mahkeme dosyasına taşınmış oldu.
“Soyadım İmamoğlu Olmasaydı Burada Olmayacaktım”
Günün en dikkat çekici savunmalarından biri Ekrem İmamoğlu’nun oğlu Mehmet Selim İmamoğlu’na aitti.
“Suçtan kaynaklanan mal varlığını aklama” suçlamasıyla yargılanan Selim İmamoğlu, siyasetle herhangi bir ilgisinin bulunmadığını belirterek davaya dahil edilmesinin nedenini doğrudan ailesiyle ilişkilendirdi. Duruşma salonuna girerken babası Ekrem İmamoğlu ile sarılan Selim İmamoğlu, “Soyadım İmamoğlu olmasaydı burada olmayacaktım” dedi.
Bu söz, davanın yalnızca belediye yönetimine ilişkin iddialardan oluşmadığını savunan muhalefetin temel itirazlarından birini de yeniden gündeme taşıdı: Yargılamanın sınırı nerede başlıyor, siyasi hedef nerede devreye giriyor?
Selim İmamoğlu’nun savunmasının ardından eski Şişli Belediye Başkanı Muammer Keskin, eski Şişli Belediye Başkan Yardımcısı İlker Çelebi ve iş insanı Mehmet Torun savunma yaptı. Keskin, belediye işlemleri karşılığında herhangi bir menfaat talep ettiği iddiasını reddederken, Çelebi yalnızca kendisinden görüşme talep eden bir kişiyle görüştüğü için sanık sandalyesinde olduğunu söyledi.
“Hakkımdaki Suçlama Hayır Yapmak”
İş insanı Mehmet Torun ise Beykoz’daki otel projesi ve Torun Center’daki tadilat işlemleriyle ilgili suçlamaları reddetti. Torun, İBB Başkan Danışmanı Yakup Öner’in kendisinden 10 milyon dolar talep ettiğine ilişkin anlatımı doğrularken, bu talebi kabul etmediğini söyledi. Daha sonra Feshane için yapılan yardım teklifini ise “hayır” amacıyla kabul ettiğini savundu.
Torun’un, “Hakkımdaki suçlama hayır yapmak” sözleri duruşma salonundaki savunmaların çarpıcı cümlelerinden biri oldu. Torun ayrıca tutuklu Şişli Belediye Başkanı Resul Emrah Şahan’ın kendisinden kişisel menfaat istemediğini ve kendisini belediye dışından herhangi bir kişiye yönlendirmediğini belirtti.
Etkin Pişmanlık Mekanizması Yeniden Gündemde
Günün ilerleyen bölümünde eski İSFALT Genel Müdürü Burak Korzay’ın savunması da dikkat çekti. Etkin pişmanlık hükümlerinden yararlanan Korzay, savcılığa verdiği ifadelerin arkasında olduğunu söyledi ancak herhangi bir suç örgütünün üyesi olmadığını savundu.
Korzay’ın savunması sırasında İBB Spor Kulübü Başkanı Fatih Keleş ile arasında dikkat çeken bir diyalog yaşandı. Keleş, Korzay’a “Kendinizi savunurken bizi gömüyorsunuz Burak Bey” derken Korzay, “Gömmüyorum, doğruları söylüyorum” karşılığını verdi.
Bu tartışma, davanın en kritik unsurlarından biri olan etkin pişmanlık ifadelerini yeniden gündeme taşıdı. Daha önce de etkin pişmanlık kapsamında ifade veren bazı isimlerin tahliye edilmesi, buna karşılık başta İmamoğlu olmak üzere çok sayıda sanığın uzun süre tutuklu kalması savunma makamının eleştirilerinin odağında yer almıştı. İmamoğlu’nun avukatı Tora Pekin de bugün, etkin pişmanlık kapsamında ifade veren Yıldız ile Korzay’ın birbirinin tam tersi beyanlarda bulunmasına rağmen her iki ismin de tahliye edildiğini, İmamoğlu’nun ise uzun süredir tutuklu olduğunu savundu.
Davanın Kendisi Kadar Yargılama Usulü De Tartışılıyor
İBB davasının 76’ncı günü geride kalırken ortaya çıkan tablo, artık yalnızca iddianamedeki suçlamalar ile sanıkların savunmalarının karşı karşıya gelmesinden ibaret değil.
Bir tarafta 414 sanıklı, yüzlerce klasörlük devasa bir dava dosyası; diğer tarafta günler ve haftalar boyunca süren duruşmalar, uzun tutukluluklar, etkin pişmanlık beyanları ve bu beyanların delil değeri üzerine tartışmalar bulunuyor.
Üstelik yargılamanın süresi artık doğrudan adil yargılanma hakkının sınırlarıyla birlikte tartışılıyor. TTB’nin mahkemeye sunduğu rapor, avukatların saat 18.00 sonrası duruşmalara katılmama tutumu ve savunmalar sırasında ortaya çıkan çelişkiler, Silivri’deki davanın yalnızca “kim suçlu, kim suçsuz?” sorusuyla açıklanamayacak kadar kapsamlı bir hukuk ve siyaset tartışmasına dönüştüğünü gösteriyor.
Duruşmalar sürüyor.
Ancak 76’ncı günde artık yalnızca sanıkların değil, yargılamanın kendisinin de sanık sandalyesine oturtulduğu bir tablo ortaya çıkıyor.
- TB / Medyascope, ANKA Haber, T24
- Silivri’de 76. Gün: Adalet Arayışı Uzadıkça Duruşma Salonu Ağırlaşıyor - 7 Eylül 2026
- Cezaevi Kapısı Açıldı, Soru İşaretleri Kaldı - 4 Eylül 2026
- Şehir Plancıları Cezaevinde, İstanbul Geleceğini Bekliyor - 30 Ağustos 2026










