CHP Genel Başkanı Özgür Özel, İzmir’de yüzbinleri bulan kalabalığa yaptığı konuşmada “mutlak butlan” kararını yalnızca bir parti içi kriz değil, doğrudan Türkiye’de siyasal iktidarın muhalefeti yargı eliyle yeniden dizayn etme girişimi olarak tanımladı. Özel’in “CHP’nin başına mutlak butlan, Türkiye’nin başına mutlak sultan” sözleri, son dönemde muhalefetin kurduğu en sert siyasal çerçevelerden biri olarak öne çıktı.
İzmir’de bayramlaşma programı kapsamında yurttaşlarla buluşmak isteyen CHP yönetimi ile güvenlik güçleri arasında yaşanan gerilim, Türkiye’deki siyasal krizin sembolik görüntülerinden birine dönüştü. Valilik tarafından Cumhuriyet Meydanı’nın bariyerlerle kapatılması sonrası yurttaşlarla birlikte Gündoğdu Meydanı’na yürüyen Özgür Özel, burada yaptığı konuşmada doğrudan Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ı hedef aldı.
Özel’in konuşmasının merkezinde ise Ankara Bölge Adliye Mahkemesi’nin CHP kurultayına ilişkin verdiği “mutlak butlan” kararı vardı. CHP lideri, kararın yalnızca hukuki değil, siyasal sonuçlar üretmek üzere tasarlanmış bir müdahale olduğunu savundu.
Meydan Krizi Siyasi Gösteriye Dönüştü
CHP’nin İzmir’de yapmak istediği buluşmanın engellenmesi, Özel tarafından yalnızca güvenlik veya idari bir karar olarak değil, muhalefetin görünürlüğünü sınırlama girişimi olarak yorumlandı.
Konuşmasında Cumhuriyet Meydanı’nın sabah saatlerinde bariyerlerle kapatıldığını anlatan Özel, iktidarın “kalabalığın görünmesini istemediğini” öne sürdü. “30 bin kişiyle meydan dolar diye korkanlara İzmir 100 bin kişiyle cevap verdi” sözleri, meydandaki kalabalığı doğrudan siyasal meşruiyet göstergesine dönüştürdü.
Bu vurgu, son dönemde CHP’nin sokak siyaseti üzerinden kurmaya çalıştığı yeni muhalefet hattının devamı niteliğinde değerlendiriliyor. Çünkü CHP yönetimi, özellikle “mutlak butlan” kararından sonra meseleyi yalnızca parti içi hukuki süreç değil, demokratik temsil krizinin parçası olarak anlatmaya çalışıyor.
Özel’den Tarihsel Paralellikler
İzmir konuşmasının dikkat çekici yönlerinden biri de kullanılan tarihsel anlatıydı. Özel, konuşmasını doğrudan Kurtuluş Savaşı hafızası üzerine kurdu.
İzmir’in işgali, Hasan Tahsin’in ilk kurşunu ve Mustafa Kemal’in Samsun’a çıkışı üzerinden ilerleyen söylem, CHP’nin yaşanan süreci “rejimsel kırılma” olarak okuduğunu ortaya koydu.
Özel’in “Bu parti dilekçeyle değil, savaş meydanlarında kuruldu” sözleri, CHP’nin yalnızca bir siyasi parti değil, Cumhuriyet’in tarihsel kurucu öznesi olduğu iddiasını yeniden merkeze taşıdı.
Bu çerçevede “mutlak butlan” kararı, sıradan bir yargı kararı değil; doğrudan Cumhuriyet’in siyasal mirasına müdahale olarak sunuldu.
“Atanmış CHP” Ve “Seçilmiş CHP” Ayrımı
Konuşmanın en sert bölümlerinden biri ise CHP içindeki yeni tabloya dair kullanılan dil oldu.
Özel, partinin fiilen ikiye bölündüğünü savunarak, mahkeme kararıyla oluşan yapıyı “atanmış CHP” olarak tanımladı. Buna karşılık meydanlarda bulunan yapının ise “seçilmiş CHP” olduğunu söyledi.
Bu ifade, Türkiye siyasetinde uzun süredir iktidarın belediyelere yönelik “kayyım” uygulamaları bağlamında kullanılan “atanmış-seçilmiş” tartışmasını, ilk kez doğrudan ana muhalefet partisine taşıdı.
Özel’in “Bir partiyi üyeleri değil de rakip partinin genel başkanı yönetiyorsa o parti fiilen kapanmıştır” sözleri, CHP’nin yaşanan süreci açık biçimde “siyasal müdahale” olarak çerçevelediğini gösterdi.
“Mutlak Butlan”dan “Mutlak Sultan”a
Konuşmanın en dikkat çekici siyasi sloganı ise şüphesiz şu oldu:
“CHP’nin başına mutlak butlan, Türkiye’nin başına mutlak sultan.”
Bu ifade, CHP’nin son dönemde kurduğu en net rejim eleştirilerinden biri olarak değerlendiriliyor. Çünkü burada “mutlak butlan” yalnızca hukuki bir kavram olarak değil; muhalefetin tasfiyesi için kullanılan siyasal araç olarak tanımlanıyor.
Özel’in “Mutlak butlan ile mutlak sultan ittifakına geçit vermeyeceğiz” sözleri ise meselenin artık yalnızca CHP’nin geleceği değil, Türkiye’de siyasal sistemin yönüyle ilgili olduğu iddiasını güçlendirdi.
Muhalefet cephesinde bu söylem, iktidarın yargı üzerinden siyasi alanı yeniden yapılandırdığı tezinin en görünür örneklerinden biri olarak yorumlanıyor.
Muhalefet Yeni Bir Eşiğe Mi Giriyor?
İzmir’de ortaya çıkan tablo, CHP’nin “mutlak butlan” kararından sonra savunma pozisyonuna çekilmek yerine meydan siyasetine yöneldiğini gösteriyor.
Özellikle kitlesel görüntülerin öne çıkarılması, meydanların doğrudan “meşruiyet alanı” olarak kullanılmaya başlanması ve kararın yalnızca hukuk değil demokrasi krizi olarak anlatılması, muhalefetin yeni dönemde daha sert bir siyasal dil kuracağının işaretleri arasında değerlendiriliyor.
Bu nedenle İzmir’de yaşananlar yalnızca bir bayramlaşma programı değil; Türkiye’de muhalefet ile iktidar arasındaki mücadelenin yeni evresine dair güçlü bir siyasal gösteri niteliği taşıyor.










