İBB davasının 45’inci gününde yapılan savunmalar, soruşturmanın dayandığı suçlamalarla ortaya konulan deliller arasındaki uçurumu bir kez daha görünür kıldı. İBB Muhtarlık İşleri Daire Başkanı Yavuz Saltık’ın mahkeme huzurundaki beyanları, tutuklama kararlarının somut kanıtlardan çok siyasi atmosferin etkisiyle şekillendiği yönündeki eleştirileri güçlendirirken, Ekrem İmamoğlu da iddianameyi “vicdansız” ve “sipariş” olarak niteledi.
Savunmaların Ortaya Çıkardığı Çelişkiler
Silivri’deki Marmara Cezaevi yerleşkesinde görülen ve 414 sanığın yargılandığı İBB davasının 45’inci duruşma gününde söz alan İBB Muhtarlık İşleri Daire Başkanı Yavuz Saltık, kendisine yöneltilen suçlamaların içeriği ile soruşturma süreci arasında ciddi çelişkiler bulunduğunu söyledi.
Yaklaşık on yıldır kamu hizmetinde bulunduğunu belirten Saltık, gözaltına alınmasının hukuki gerekçelerden çok siyasi bir zamanlama meselesi olduğunu düşündüğünü ifade etti. İlk gözaltı dalgası ile kendi gözaltına alınması arasında iki aya yakın süre bulunduğunu hatırlatan Saltık, süreç boyunca medyaya servis edilen iddiaları takip ettiğini ve birçok çalışma arkadaşının yetki alanı dışında kalan konular nedeniyle soruşturmalara dahil edildiğini söyledi.
Saltık’ın en dikkat çekici açıklamalarından biri ise tutuklandıktan aylar sonra hazırlanan iddianamede yer alan ihalelerle ilgili oldu. Kendisine emniyet ve savcılık aşamasında söz konusu ihalelere ilişkin tek bir soru yöneltilmediğini belirten Saltık, hakkında ileri sürülen “ihaleye fesat karıştırma” suçlamasını iddianame yayımlandığında öğrendiğini kaydetti.
İddianamenin Dayanakları Tartışılıyor
Mahkeme salonunda yapılan savunmalar, davanın başlangıcından bu yana kamuoyunda tartışılan temel soruyu yeniden gündeme taşıdı: Tutuklama kararlarının temelini oluşturan deliller nerede?
Saltık’ın anlatımına göre, her yıl rutin olarak gerçekleştirilen ve kendisinden önce de sonra da aynı yöntemlerle sürdürülen mobil iletişim ihalesi, soruşturmanın merkezine yerleştirildi. Ancak bu işlemlere ilişkin ne gözaltı aşamasında ne de savcılık sorgusunda herhangi bir değerlendirme yapılmadı.
Hukuk çevrelerinde uzun süredir dile getirilen eleştiriler de tam bu noktada yoğunlaşıyor. Ceza soruşturmalarında tutuklamanın istisnai bir tedbir olması gerekirken, bu davada önce tutuklama kararlarının verildiği, ardından suçlamaların şekillendirildiği yönündeki iddialar savunmalarla birlikte yeniden gündeme geldi.
İmamoğlu’ndan Sert Tepki
Savunmanın ardından söz alan İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı ve CHP’nin cumhurbaşkanı adayı Ekrem İmamoğlu da iddianamenin niteliğine ilişkin ağır eleştirilerde bulundu.
Yaklaşık 11 yıllık çalışma dönemleri boyunca Saltık ile aralarında iddianamede ileri sürülen suçlamaları çağrıştıracak herhangi bir ilişkinin bulunmadığını belirten İmamoğlu, mahkeme heyetine yönelttiği sorularla bu hususu kayıt altına almak istedi. Saltık’ın “Olmadı başkanım” yanıtı üzerine İmamoğlu, dava dosyasının kamu bürokrasisinin tamamını tehdit eden bir örnek oluşturduğunu savundu.
İmamoğlu, hazırlanan iddianamenin müfettiş raporları ve tanık ifadeleri üzerinden kurgulandığını öne sürerek, bu yöntemle Türkiye’de görev yapan herhangi bir kamu yöneticisinin benzer biçimde suçlanabileceğini söyledi.
Tutukluluk Devam Ediyor, Deliller Tartışmalı Kalıyor
İBB davasında duruşmalar ilerledikçe, kamuoyunun dikkatini çeken unsur suçlamaların ağırlığından çok, bu suçlamaların hangi somut delillerle desteklendiği sorusu olmaya devam ediyor.
Davanın bugüne kadarki seyrinde savunma makamı, iddianamede yer alan birçok iddianın varsayımlara, yorumlara ve sonradan oluşturulduğu ileri sürülen ilişkilendirmelere dayandığını savunuyor. Buna karşın, aralarında üst düzey bürokratların da bulunduğu çok sayıda sanığın aylar süren tutukluluğu devam ediyor.
Ortaya çıkan tablo, yalnızca İstanbul Büyükşehir Belediyesi yöneticilerinin yargılanmasını değil; Türkiye’de yargının bağımsızlığı, tutuklamanın cezalandırma aracına dönüşmesi ve siyasi davalarda delil standardının ne ölçüde korunduğu tartışmalarını da yeniden ülke gündeminin merkezine taşıyor.
Yargılamanın Ötesinde Bir Siyasi Kriz
Davanın ilerleyen aşamalarında ortaya çıkan her yeni savunma, dosyanın hukuki niteliğinden çok siyasal sonuçlarının tartışılmasına neden oluyor. Muhalefet çevreleri, soruşturmanın yerel seçimlerde ağır yenilgi yaşayan iktidarın siyasi stratejisinin bir parçası olduğunu savunurken, iktidar kanadı ise sürecin tamamen yargısal olduğunu ileri sürüyor.
Ancak duruşma salonunda yapılan son savunmalar, özellikle tutuklama kararları ile sonradan şekillenen suçlamalar arasındaki ilişkiyi yeniden tartışmaya açmış durumda. Bu nedenle İBB davası artık yalnızca bir ceza yargılaması değil, Türkiye’de hukuk devleti ilkesinin sınandığı en önemli siyasal ve hukuki dosyalardan biri olarak görülüyor.













