Gazeteci, belgeselci ve ekoloji savunucusu Hakan Tosun’un Esenyurt’ta sokak ortasında uğradığı saldırı sonucu yaşamını yitirmesine ilişkin davada Adnan Şahin ve Abdurrahman Murat “kasten öldürme” suçundan indirimsiz müebbet hapis cezasına çarptırıldı. Mahkeme haksız tahrik ve iyi hal indirimi uygulamazken iki sanığın tutukluluğunun devamına karar verdi. Tosun ailesi kararı “adaletin yerini bulması” olarak değerlendirdi ancak dosyanın kapanmadığını söyledi. Ailenin aylardır sorduğu soru karar gününde bir kez daha adliye önünde yankılandı: Saldırıyla bağlantılı olduğu ileri sürülen ve kamera görüntülerinde diğer sanıklarla birlikte hareket ettiği belirtilen üçüncü kişi neden yargılanmıyor?
İki Sanığa İndirimsiz Müebbet
Hakan Tosun’un öldürülmesine ilişkin davanın dördüncü duruşması bugün Bakırköy 17. Ağır Ceza Mahkemesi’nde görüldü. Tutuklu sanıklar Adnan Şahin ve Abdurrahman Murat duruşmaya cezaevlerinden SEGBİS aracılığıyla katılırken Tosun ailesi, avukatları, İstanbul Barosu temsilcileri ve siyasetçiler salonda hazır bulundu. Duruşmayı izlemek isteyen gazetecilerin büyük bölümü ana salona alınmadı; yalnız dört gazeteci içeri girebilirken diğer basın mensupları ve izleyiciler ek salondaki ekrandan duruşmayı takip etti.
Mahkeme, savcılığın esas hakkındaki mütalaası doğrultusunda iki sanığı da “kasten öldürme” suçundan müebbet hapis cezasına mahkûm etti. Sanıkların ileri sürdüğü haksız tahrik savunmasını kabul etmeyen heyet, iyi hal indirimi de uygulamadı ve tutukluluklarının devamına hükmetti. Böylece Hakan Tosun’un öldürülmesinden yaklaşık bir yıl sonra iki sanık yönünden dava hükme bağlandı.
Öznür Tosun: “Bu İşin Peşini Bırakmayacağız”
Kararın ardından konuşan Hakan Tosun’un ablası Öznür Tosun, iki sanık yönünden verilen kararı olumlu karşıladı ancak ailenin mücadelesinin bitmediğini söyledi. Tosun, saldırının ardından yaşandığını ileri sürdükleri delil karartma sürecinin ve üçüncü kişinin rolünün de ortaya çıkarılmasını istedi.
Öznür Tosun, “Adalet yerini buldu” derken sanık ailelerinin emniyetle ilişkileri ve delillerin karartıldığı yönündeki iddialarının araştırılması gerektiğini söyledi. Büyükçekmece Adliyesi’nde üçüncü kişi hakkında neden işlem yapılmadığını soran Tosun, “Her adliyede farklı mı işliyor adalet?” diyerek mücadeleyi sürdüreceklerini açıkladı.
Ailenin avukatı Hakan Bozyurt da bugünkü kararın yalnız iki kişi yönünden verildiğine dikkat çekerek üçüncü şüpheliyle ilgili mücadelelerinin devam edeceğini söyledi. Avukat Cemal Yücel ise saldırganların arkasında başka kimlerin bulunduğunun henüz ortaya çıkarılmadığını belirterek dosyanın bu yönünün de aydınlatılmasını istedi.
Üçüncü Kişi Tartışması Davanın Başından Beri Sürüyor
Ailenin sözünü ettiği üçüncü kişi Yusuf Özakdağ. Tosun ailesi ve avukatları, Özakdağ’ın olay sırasında iki sanıkla birlikte hareket ettiğini ve dosyadaki görüntülerin de bu ilişkiyi gösterdiğini savunuyor. Buna rağmen Özakdağ sanık olarak değil tanık olarak dosyada yer aldı. Hakan Tosun’un annesi Fatma Tosun da karar duruşmasında bu duruma tepki göstererek iki sanıkla birlikte hareket ettiğini söylediği üçüncü kişinin neden yargılanmadığını sordu.
Bu soru ilk kez bugün ortaya çıkmadı. Davanın önceki duruşmalarında da Tosun ailesinin avukatları kamera görüntülerini gündeme getirerek Özakdağ’ın konumunun araştırılmasını istedi. Bugünkü kararla iki sanık hakkındaki yargılama sonuçlanırken üçüncü kişi tartışması dosyanın kapanmayan tarafı olarak kaldı.
Kamera Kayıtlarına Ne Oldu?
Dosyanın başından beri tartışılan başka bir konu ise saldırıyı gören güvenlik kameraları oldu. Saldırı noktasını açık biçimde gören bir işyerinin sahibinin aktardığına göre polis olaydan sonraki sabah dükkâna iki kez gelerek görüntüleri yerinde inceledi ancak kayıt cihazına o sırada el koymadı. Esnaf daha sonra sanıklardan birinin ailesinin işyerine gelerek kamerayı ve kayıt cihazını aldığı iddiasında bulundu.
Bu iddiaların ortaya çıkmasının ardından sanıklardan birinin babası ve ağabeyi ile işyeri sahibi “delil karartma” kapsamında gözaltına alındı ve daha sonra adli kontrolle serbest bırakıldı. Emniyet müfettişlerinin hazırladığı raporda da olay yerini gören işyerinden alınan cihazın Adli Tıp Kurumu’na gönderildiği belirtilirken polisler hakkında idari ya da disiplin soruşturması açılmasına gerek olmadığı sonucuna varıldı.
Ailenin bugün “delil karartıldığını biliyoruz” diyerek yeniden gündeme getirdiği mesele tam olarak bu geçmişe dayanıyor. İki kişinin Tosun’u öldürdüğüne ilişkin mahkeme hükmü artık var; fakat saldırı sonrasında deliller üzerinde kimlerin, nasıl hareket ettiği ve bu süreçte herhangi bir koruma ilişkisinin bulunup bulunmadığı konusundaki sorular aile açısından cevaplanmış değil.
Tosun’un Ailesi 27 Saat Boyunca Ona Ulaşamadı
Hakan Tosun, 10 Ekim 2025 gecesi Esenyurt’ta annesinin evine giderken saldırıya uğradı. Güvenlik kamerası görüntülerinde motosikletle gelen saldırganların Tosun’u yere düşürdükten sonra tekmelemeye devam ettiği görüldü. Ağır yaralanan Tosun, Başakşehir Çam ve Sakura Şehir Hastanesi’ne kaldırıldı; 13 Ekim’de yaşamını yitirdi.
Olayın en çok tartışılan taraflarından biri de ailesinin Tosun’un nerede olduğunu uzun süre öğrenememesi oldu. Ailesi ve gazeteci arkadaşları kayıp ilanları verirken Tosun’un hastaneye kimliği belirlenemeyen kişi olarak getirildiği ortaya çıktı. Basına yansıyan bilgilere göre ailesine yaklaşık 27 saat boyunca haber verilmedi.
Bu gecikme, saldırganların yakalanma biçimine ilişkin ortaya çıkan bilgiler ve kamera kayıtları çevresindeki tartışmalar daha sonra ailenin “yalnız iki saldırganı değil, saldırının ardından yaşananları da araştırın” talebinin temelini oluşturdu.
Kentin Ve Doğanın Hafızasını Kayda Alıyordu
Hakan Tosun yalnız gazeteci değildi. Uzun yıllardır kamerasını kentsel dönüşüm mağdurlarına, çevre mücadelelerine, işçilere ve yaşam alanlarını korumaya çalışan insanlara çeviren bağımsız bir belgeselciydi. “Tekel İşçileri”, “Büyük Anadolu Yürüyüşü”, “Dönüşüm” ve “Validebağ Direnişi” gibi çalışmalarının yanında Akbelen’den İliç’e, deprem sonrası Hatay’dan İstanbul’daki kent mücadelelerine kadar birçok alanda kamerasıyla tanıklık yaptı.
Belki de Hakan Tosun davasını sıradan bir sokak saldırısı dosyasından ayıran toplumsal duyarlılığın bir bölümü burada yatıyor. Hayatı boyunca başkalarının uğradığı haksızlıkların görüntüsünü kaydeden bir gazetecinin kendi ölümünde kamera kayıtlarının tartışma konusu olması, ailesinin aylar boyunca “bütün görüntülere bakın” diye adliye kapılarında beklemesini daha da ağır bir ironiye dönüştürdü.
İki Sanık Cezalandırıldı, Ama Dosyadaki Sorular Bitmedi
Bugünkü karar önemli. Hakan Tosun’u öldüren iki kişi yönünden mahkeme “kasten öldürme” hükmü kurdu, müebbet hapis cezası verdi ve hiçbir indirim uygulamadı. Tosun ailesinin “adalet yerini buldu” demesinin nedeni de bu.
Ancak ailenin aynı açıklamanın hemen ardından üçüncü kişiyi, kamera kayıtlarını ve delil karartma iddialarını yeniden gündeme getirmesi, kararın onlar açısından dosyanın sonu olmadığını gösteriyor. Çünkü adalet yalnız saldırının son anında kimin tekme attığını belirlemekten ibaret değil; olayın bütününü, saldırıyla ilişkili herkesi ve delillere daha sonra ne olduğunu da ortaya çıkarmak zorunda.
Bu nedenle Hakan Tosun davasında bugün bir hüküm verildi ama bütün sorular cevaplanmadı. Adnan Şahin ve Abdurrahman Murat artık mahkeme kararıyla Hakan Tosun’u kasten öldürmekten müebbet hapis cezasına mahkûm edilmiş iki sanık. Buna karşılık ailenin işaret ettiği üçüncü kişinin neden sanık olmadığı, saldırının ardından kamera kayıtları çevresinde yaşananların bütün boyutlarıyla ortaya çıkarılıp çıkarılmadığı ve delil karartma iddialarında sorumluluğun nereye kadar uzandığı hâlâ önümüzde duruyor.
Öznür Tosun’un adliye önünde söylediği “Her adliyede farklı mı işliyor adalet?” sözü bu nedenle yalnız bir kardeşin öfkesi değil, davanın bundan sonraki aşamasının da sorusu haline geldi.
İki kişi için karar çıktı. Tosun ailesi şimdi üçüncü kişinin bulunduğu kapının da açılmasını istiyor.
NHY / Medyascope, Bianet, Evrensel, Agos, ANKA Haber Ajansı, MLSA, T24, Cumhuriyet, Euronews Türkçe, Özgür Politika.












