ANKA’dan Caner Aktan’ın haberine göre, Gülistan Doku soruşturmasında gözaltına alınan Celal Altaş’ın jandarma ifadesinde yer alan “Valinin oğlu bu silahla birini vurdum dedi” iddiası, dosyadaki cezasızlık ve delil karartma tartışmalarını yeniden alevlendirdi.
Soruşturma Dosyasına Giren Kritik İfade
Tunceli’de 5 Ocak 2020’den bu yana kayıp olan Munzur Üniversitesi öğrencisi Gülistan Doku’ya ilişkin soruşturmada yeni bir gelişme yaşandı. ANKA Haber Ajansı muhabiri Caner Aktan’ın ulaştığı jandarma ifade tutanaklarına göre, firari şüpheli Umut Altaş’ın babası Celal Altaş, “şüpheli” sıfatıyla verdiği ifadede dikkat çekici iddialarda bulundu.
Altaş, oğlu Umut Altaş ile yaptığı görüşmelere dayanarak, dönemin Tunceli Valisi Tuncay Sonel’in oğlu Mustafa Türkay Sonel’in bir konuşma sırasında silahını göstererek “Bu silahla birini vurdum” dediğini aktardı. Söz konusu ifade, resmi bir iddia niteliği taşırken, henüz yargı kararıyla doğrulanmış bir bulgu bulunmuyor.
“Oğlum Bir Şeyler Biliyor Ama Korkuyor”
Celal Altaş, ifadesinde oğlunun olayla ilgili doğrudan suç işlemiş olabileceğine inanmadığını ancak bazı bilgilere sahip olabileceğini dile getirdi. “Oğlum birisini öldüremez ama bir şeye şahit olmuş olabilir” diyen Altaş, Umut Altaş’ın çelişkili beyanlar verdiğini ve kendisinden bazı gerçekleri sakladığını düşündüğünü ifade etti.
İfade tutanağında yer alan bir diğer dikkat çekici unsur ise, Umut Altaş’ın babasından para talep ederek tehdit edildiğini söylemesi oldu. Altaş, oğlunun “Tehdit ediliyorum, para gönderin” dediğini ancak bu tehdidin kaynağına ilişkin herhangi bir açıklama yapmadığını belirtti.
Delil Karartma Ve Kamu Gücü Tartışması
Celal Altaş’ın ifadesinde yer alan bir diğer önemli vurgu ise olası delil karartma iddialarına ilişkin oldu. Altaş, Tunceli gibi sınırlı bir yerleşimde kamera ve hastane kayıtlarının silinmesinin sıradan bir müdahale olamayacağını belirterek, bu tür işlemlerin ancak üst düzey idari yönlendirmelerle gerçekleşebileceğini öne sürdü.
Bu beyan, Gülistan Doku dosyasında uzun süredir kamuoyunda tartışılan “cezasızlık” ve “soruşturmanın etkin yürütülmediği” yönündeki eleştirileri yeniden gündeme taşıdı. Ancak söz konusu iddiaların bağımsız ve şeffaf bir yargı süreciyle doğrulanması gerektiği vurgulanıyor.
Firari Şüpheli Ve Gizli Tanıklık Girişimi
Soruşturma kapsamında dikkat çeken bir diğer gelişme ise firari şüpheli Umut Altaş ile kurulan telefon bağlantısı oldu. İfade tutanaklarına göre, jandarma ekipleri tarafından ABD hattı üzerinden yapılan görüşmede Altaş’ın bazı iddiaları açıkça reddetmediği, ayrıca Cumhuriyet Başsavcılığı’na “gizli tanık” olarak ifade verip veremeyeceğini sorduğu belirtildi.
Yetkililerin, telefon üzerinden gizli tanıklık usulünün mümkün olmadığını ilettiği ve görüşmenin bu çerçevede sürdürüldüğü kaydedildi. Bu durum, Altaş’ın bilgi sahibi olabileceği yönündeki şüpheleri güçlendirirken, soruşturmanın uluslararası boyut kazandığına da işaret ediyor.
Yargı Süreci Ve Kamuoyu Baskısı
Gülistan Doku’nun akıbetine ilişkin belirsizlik altıncı yılına yaklaşırken, soruşturmadaki yeni ifade ve iddialar dosyanın yeniden kamuoyu gündemine taşınmasına neden oldu. Uzmanlara göre, bu tür dosyalarda ortaya atılan iddiaların etkin, tarafsız ve şeffaf bir şekilde soruşturulması, hem adaletin sağlanması hem de kamu güveninin korunması açısından kritik önem taşıyor.
Dosyada adı geçen kişilerle ilgili iddiaların henüz yargı kararıyla kesinleşmediği hatırlatılırken, soruşturmanın seyri ve savcılığın atacağı adımlar belirleyici olacak.
- NHY / ANKA Haber Ajansı – Caner Aktan’ın haberi













