back to top
Ana Sayfa Haber Gülistan Doku Dosyasında Çember Genişliyor: Eski Vali Çevresine Uzanan Telefon Trafiği ve...

Gülistan Doku Dosyasında Çember Genişliyor: Eski Vali Çevresine Uzanan Telefon Trafiği ve Yeni Gözaltılar

DERSİM — 2020 yılında Dêrsim’de kaybolan Gülistan Doku’nun akıbetinin aydınlatılması amacıyla yürütülen soruşturmada yeni gözaltılar ve dikkat çekici bağlantılar ortaya çıktı. Dosyaya giren HTS kayıtları, Gülistan Doku’nun kaybolduğu gün ve öncesinde dönemin Tunceli Valisi Tuncay Sonel ve çevresindeki kamu görevlileriyle yoğun iletişim kuran isimleri yeniden soruşturmanın merkezine taşırken, dönemin İl Jandarma Komutan Vekili ve İl Jandarma Alay Komutan Yardımcısı Ali Kahraman ile eşi Burçin Hızlı Kahraman da gözaltına alındı.

Soruşturmanın son dalgasında ayrıca Munzur Nehri’nde Doku’yu arama çalışmalarına katılan üç dalgıç polis ile dosyada tutuklu bulunan korucu Ferhat Özmen’in ailesinden beş kişi gözaltına alındı.

Yeni bulgular, Gülistan Doku’nun kaybolduğu dönemde görev yapan kamu görevlileri, eski vali ve dosyada tutuklu bulunan bazı kişiler arasındaki telefon trafiğini yeniden gündeme getirirken, soruşturmanın yalnızca Doku’nun kaybolduğu ana değil, olayın öncesi ve sonrasındaki ilişkiler ağına doğru genişlediğini gösteriyor.

Ancak dosyaya giren telefon kayıtları ve diğer bulgular, tek başına bu kişiler hakkında suçluluk kanıtı anlamına gelmiyor. Soruşturmanın bundan sonraki aşamasında söz konusu bağlantıların Doku’nun kaybolmasıyla ilişkisi olup olmadığının ortaya konulması gerekiyor.

Doku’nun son görüntüsünden iki dakika sonra aynı viyadükten geçen araç

Soruşturmadaki yeni bulguların en dikkat çekici başlıklarından biri, Gülistan Doku’nun son kez görüldüğü Sarı Saltuk Viyadüğü çevresindeki araç hareketliliği oldu.

İncelemelere göre Doku, 5 Ocak 2020 günü saat 12.25 sıralarında viyadükte son kez görüntülendi. Yaklaşık iki dakika sonra ise Halkbank tarafından kiralanan ve o dönemde banka yöneticisi Burçin Hızlı Kahraman’ın kullanımında olduğu belirlenen otomobilin aynı viyadükten geçtiği tespit edildi.

Aynı dakikalarda Burçin Hızlı Kahraman’ın, soruşturma kapsamında tutuklu bulunan Handan Sonel’i aradığı belirlendi.

HTS kayıtlarının incelenmesinde iki isim arasında olay günü art arda telefon ve internet tabanlı görüşmeler bulunduğu tespit edildi. Daha geniş zaman aralığında yapılan incelemede ise Burçin Hızlı Kahraman ile Handan Sonel arasında 7 Ocak 2019 ile 20 Aralık 2022 arasında toplam 536 iletişim kaydı bulunduğu ortaya çıktı.

Burçin Hızlı Kahraman’ın ayrıca dosya kapsamında tutuklu bulunan dönemin Tunceli Valisi Tuncay Sonel ile 64, Şükrü Eroğlu ile ise 273 kez iletişim kurduğu belirlendi.

Bu kayıtlar, kişilerin birbirleriyle temas halinde olduğunu gösteriyor; ancak iletişimlerin içeriği ve Doku’nun kaybolmasıyla bağlantısı konusunda soruşturmanın ortaya koyacağı başka deliller belirleyici olacak.

Eski jandarma yöneticisi de aynı isimlerle yoğun iletişimde

Dosyadaki HTS incelemesi yalnızca Burçin Hızlı Kahraman’ın iletişim trafiğini ortaya koymadı.

Dönemin İl Jandarma Komutan Vekili ve İl Jandarma Alay Komutan Yardımcısı Ali Kahraman’ın da soruşturma kapsamında tutuklu bulunan kişilerle çok sayıda telefon görüşmesi yaptığı tespit edildi.

Kayıtlara göre Ali Kahraman ile Şükrü Eroğlu arasında 218, Tuncay Sonel ile 66, Erdoğan Elaldı ile ise 14 iletişim kaydı bulunuyor.

Buna karşın Ali Kahraman ile Gülistan Doku arasında doğrudan bir HTS bağlantısına rastlanmadığı bildirildi.

Bu ayrıntı özellikle önemli: Dosyadaki yeni bulgular Ali Kahraman’ın Doku ile doğrudan telefon bağlantısı bulunduğunu göstermiyor. Buna karşılık eski jandarma yöneticisinin, soruşturmanın merkezinde yer alan bazı isimlerle yoğun iletişim içinde olduğu görülüyor.

Olaydan üç gün önce Dêrsim’e geliş

Soruşturmadaki bir başka kritik bulgu ise Ali Kahraman ile Burçin Hızlı Kahraman’ın Doku’nun kaybolmasından üç gün önce Dêrsim’e gelmiş olması.

HTS kayıtlarının ayrıntılı incelemesine göre çift, 2 Ocak 2020’de 06 AAU 730 plakalı otomobille Dêrsim’e geldi.

Ali Kahraman’ın aynı gün saat 23.40 sıralarında Şükrü Eroğlu’nu aradığı, bu görüşmenin ardından Eroğlu’nun Tunceli Öğretmenevi’nde çalıştığı değerlendirilen iki kişiyi aradığı belirlendi.

Ali Kahraman’ın 3-5 Ocak 2020 tarihleri arasında Tunceli Öğretmenevi’nde tek kişi olarak konaklama kaydının bulunduğu da soruşturma dosyasına yansıdı.

Kahraman ve Hızlı Kahraman’ın Gülistan Doku’nun son kez görüldüğü 5 Ocak günü Dêrsim’den ayrılarak Dêrsim’e geldikleri Gaziantep’e döndükleri tespit edildi.

Bu seyahat ve konaklama kayıtları, özellikle olay günü viyadükten geçen araçla ilgili bulguyla birlikte soruşturmanın yeni odaklarından birini oluşturuyor.

Burada yanıtlanması gereken soru ise yalnızca “kim, kimi aradı?” değil. Doku’nun kaybolduğu gün bölgedeki kamu görevlileri ve diğer kişiler arasındaki hareketlilik ve iletişim trafiğinin olayla herhangi bir bağlantısı bulunup bulunmadığı.

Munzur’daki arama çalışmalarına katılan dalgıçlar da soruşturmada

Dosya, Doku’nun kaybolmasının ardından yürütülen arama çalışmalarına ilişkin yeni bir boyut da kazandı.

Gülistan Doku’yu bulmak amacıyla Munzur Nehri’nde yürütülen aramalara toplam altı dalgıcın katıldığı tespit edildi.

Daha önceki operasyonlarda Cengizhan Aydoğan ve Necmi Acar tutuklanmış, Ramazan Karadeniz hakkında ise adli kontrol uygulanmıştı.

Son operasyonla birlikte dalgıç polis memurları Alaattin Kocamemik, Gürkan Gürdal ve Vahit İlgör de gözaltına alındı.

Bu gözaltıların Doku’nun kaybolmasına ilişkin hangi somut delillere dayandığı ve dalgıçların arama faaliyetleri sırasında gerçekleştirdikleri işlemlerle ilgili soruşturmanın ne yönde ilerleyeceği ise yeni adli sürecin önemli başlıklarından biri.

Doku’nun Instagram hesabına kaybolmasından üç gün sonra giriş

Soruşturmanın bir diğer dikkat çekici ayağı ise Gülistan Doku’nun sosyal medya hesabına yapılan giriş.

Erzurum Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından yapılan açıklamaya göre, Doku’nun kaybolmasından üç gün sonra Instagram hesabına farklı bir cihaz ve IP adresi üzerinden giriş yapıldı.

Soruşturma raporunda, 8 Ocak 2020 günü saat 08.47’de 37.155.156.79 IP adresli bir kullanıcı tarafından Doku’nun hesabına giriş yapıldığı belirtildi.

Hesaba saat 18.18’e kadar erişim sağlandığı, aynı gün saat 18.17’de “marcoscafe62”, saat 18.18’de ise “Ferhat Girişen” kullanıcı adlı iki hesabın engellendiği tespit edildi.

IP adresine ilişkin yapılan incelemede bağlantının Dêrsim’den gerçekleştirildiği ve kullanıcının Perihan Benzer olduğunun belirlendiği bildirildi.

Benzer’in 5 Ocak 2020 tarihinde Munzur Üniversitesi Türk Dili ve Edebiyatı Fakültesi öğrencisi olduğu kaydedildi.

Instagram kaydı, Özmen ailesine uzanan yeni bağlantıyı ortaya çıkardı

Perihan Benzer’in adına kayıtlı GSM hatları ile dosyada bulunan kişilerin iletişim kayıtlarının incelenmesi de soruşturmanın yeni gözaltılarına dayanak oluşturan bağlantıları ortaya çıkardı.

Benzer adına kayıtlı bir GSM hattı ile dosyada tutuklu bulunan korucu Ferhat Özmen adına kayıtlı hat arasında 1 Haziran 2021’de 117 saniyelik bir görüşme tespit edildi.

Benzer’in hattının ayrıca Ferhat Özmen’in çocukları olduğu değerlendirilen Dilara Özmen (Öz), Sıla Özmen ve Nurettin Mert Özmen tarafından kullanılan hatlarla da irtibatlı olduğu bildirildi.

Bu kayıtların ardından Perihan Benzer, Dilara Özmen (Öz), Sıla Özmen, Nurettin Mert Özmen ve Sayime Özmen gözaltına alındı.

Soruşturmanın en kritik sorusu: Bir “ilişkiler ağı” mı ortaya çıkıyor?

Gülistan Doku dosyasındaki yeni gelişmeler, soruşturmanın kapsamını yalnızca genç kadının kaybolduğu gün yaşananlarla sınırlı olmaktan çıkararak, olay öncesindeki seyahatleri, olay günündeki araç hareketlerini, kamu görevlileri arasındaki iletişim trafiğini, arama çalışmalarına katılan personeli ve kayıp kişinin sosyal medya hesabına sonradan yapılan erişimleri de içine alan daha geniş bir ilişki ağına doğru taşıyor.

Özellikle dönemin Tunceli Valisi Tuncay Sonel, jandarma yöneticileri ve soruşturmanın farklı aşamalarında adı geçen kişiler arasındaki yoğun iletişim kayıtları, olayın bütün bağlantılarının araştırılıp araştırılmadığı sorusunu yeniden gündeme getiriyor.

Burada dikkat edilmesi gereken nokta ise iletişim kaydının tek başına suç ortaklığını göstermediği. Bir kişiyle yüzlerce kez telefon görüşmesi yapılmış olması, bu görüşmelerin Doku’nun kaybolmasıyla ilgili olduğunu kendiliğinden kanıtlamıyor. Aynı şekilde belirli bir aracın olay yerinden geçmesi de tek başına o aracın Doku’nun kaybolmasıyla bağlantılı olduğunu ortaya koymuyor.

Ancak gazetecilik ve adli soruşturma bakımından asıl önem taşıyan nokta tam da burada ortaya çıkıyor: Bu kadar çok kesişen bağlantının bulunduğu bir dosyada, bu ilişkilerin olayla bağlantısı gerçekten araştırıldı mı?

Eski valinin çevresindeki ilişkiler neden yeniden mercek altında?

Dosyaya yansıyan yeni HTS kayıtlarında dönemin Tunceli Valisi Tuncay Sonel’in adı birden fazla bağlantının merkezinde yer alıyor.

Burçin Hızlı Kahraman’ın Sonel ile 64, Ali Kahraman’ın ise 66 iletişim kaydının bulunması; Şükrü Eroğlu ile hem Kahramanlar hem de Sonel çevresindeki yoğun iletişim trafiği; olaydan üç gün önce Dêrsim’e gelen dönemin jandarma yöneticisinin Sonel’e yakın isimlerden biriyle görüşmesi ve ardından Öğretmenevi çalışanlarıyla temas kurulması, soruşturmanın dönemin mülki ve güvenlik bürokrasisi içerisindeki ilişkilerinin tamamını incelemesini gerekli kılıyor.

Bu tabloyu şimdiden “vali çevresinde kurulmuş yasa dışı bir çete” olarak nitelemek hukuken doğru olmaz. Böyle bir yapılanmanın varlığı ancak somut delillerle ve yargı sürecinde ortaya konulabilir.

Ancak yeni bulguların ortaya koyduğu tablo, dönemin vali ve güvenlik bürokrasisi çevresindeki ilişkiler ağının soruşturulmasının artık ertelenemeyecek bir mesele olduğunu gösteriyor.

Çünkü Gülistan Doku dosyasında yıllardır yanıt bekleyen temel soru yalnızca genç kadının nereye gittiği değil; onun kaybolmasının ardından kimlerin ne yaptığı, kimlerin kimlerle görüştüğü, hangi bilgilerin kimler arasında dolaştığı ve ilk soruşturmanın neden sonuçsuz kaldığı sorularıdır.

Beş yıl sonra dosyanın yönü değişiyor

Gülistan Doku, 5 Ocak 2020’de Dêrsim’de kayboldu. Aradan geçen yıllar boyunca yürütülen arama çalışmalarına ve soruşturmalara rağmen Doku’nun akıbeti kesin olarak ortaya çıkarılamadı.

Yeni gözaltılar ve dosyaya giren HTS, araç hareketliliği ve dijital erişim kayıtları ise soruşturmanın yeni bir aşamaya girdiğini gösteriyor.

Bu aşamada adli makamların önündeki en önemli görev, birbirinden kopuk görünen telefon kayıtlarını, araç hareketlerini, seyahatleri, sosyal medya erişimlerini ve arama faaliyetlerini ortak bir zaman çizelgesinde birleştirerek Gülistan Doku’nun kaybolduğu gün ne olduğuna ilişkin somut bir tablo ortaya çıkarmak.

Çünkü beş yılı aşan soruşturmada kamuoyunun beklediği şey yeni gözaltıların kendisi değil; bu gözaltıların sonunda Doku’nun akıbetine ilişkin gerçeğin ortaya çıkarılması ve varsa sorumluların kim olduğunun belirlenmesi.

Gülistan Doku’nun ailesi açısından ise dosyanın bütün bu yıllar boyunca değişmeyen sorusu hâlâ aynı:

Gülistan nerede ve 5 Ocak 2020’de gerçekte ne oldu?