Beethoven’ın Goethe’den etkilenerek yazdığı Egmont uvertürü dinleyerek, Russel Martin okumak çok keyifliydi.
Beethoven’ın saçı adlı kitap, bir tutam saçın on dokuzuncu yüzyıl Viyana’sından, yirmi birinci yüz yıl Amerkika’sına yaptığı ÅŸaşırtıcı yolculuÄŸun öyküsünü anlatıyor. Okumayanlara ÅŸiddetle kitabı tavsiye ediyorum.
1991 yılında Bonn’a gittiÄŸimde, tabii ki Beethoven’ın evini ziyaret etmiÅŸtim.
2021′ de kitabı okurken, evin içine girdiÄŸimde aldığım o koku burnuma geldi.
Onun yaşam alanı, klavsenleri, piyanosu, onun dokunduğu tuşlar, camekanın arkasında da olsa canlı canlı görmenin verdiği büyük hazzı tarif etmem mümkün değil.
Bir saç teline DNA testi yapmak, onun hakkında daha derin verilere ulaÅŸmak için toplanan büyük ekiple kitapta tanışınca, Bonn’daki eve girdiÄŸimde yaÅŸadığım heyecan konusunda haklı olduÄŸumu bir kez daha hissettim.
Öğrenciliğimden beri Viyana klasikleri diye öğretilen Haydn, Mozart, Beethoven üçlemesini hem dinledim, hem çaldım, biraz da okudum elbette ama düşünüyorum da çok basit ve geçiştirme bilgiler veriliyor okullarda.
Viyana klasiklerindeki klasik kelimesi bile hakaret gibi.
Oysa nasılda narin ve derinliÄŸi olan kiÅŸiler, konular ve yaÅŸamlar…
Resimlere baktığımızda Beethoven agresif, sert, kızgın bir adam izlenimi verir. Fırtına sonatını dinlerken içindeki dile gelmeyen duygu rüzgarlarının, oradan oraya talihsizce uçuşunu hissederiz.
No.23 Apassionata’nın son bölümünde, Shakespeare’in fırtına adlı eserindeki yarı insan, yarı aÄŸaç olan karakter Ariel’in çığlıklarını duyarız.
Evet garip adamdır Beethoven.
Herkesin diline düşümüş tuhaf davranışlarını açıklayabilmek için, bir tutam saç telini böylesine derinden incelemeye çalışmak, benim açımdan da Beethoven’a olan merakımı körükledi gerçekten.
O dönemdeki genç Fransa’nın kültürel elit tabakasındaki isimlere bir bakar mısınız? Victor Hugo, Balzac, bir önceki yazımda bahsettiÄŸim Chopin’e acı çektiren, erkek görünümlü ve asıl adı Aurore Dupin olan yazar George Sand, ressam Eugene Delacroix, tabii ki Chopin, Liszt, Bellini, Berlioz ve Goethe.
Bu ustaların o günün kültürüne hizmet etmeleri ve birbirlerinden etkilenerek eser üretmeleri çok değerli değil mi?
Bakın Beethoven Goethe’ye 1811 yılında yazdığı mektupta ne demiÅŸ.
Ekselans!
Tıpkı benim gibi size büyük hayranlık besleyen bir arkadaşın, hemen yola çıkmak üzere olması, size uzun yılların birikimi olan şükranlarımı (sizi çocukluğumdan beri tanırım!) sunmam için bana ancak bir kaç dakikalık zaman bırakıyor, bunca çoğa karşı, bu ne kıt bir karşılık!
Bettina Brentano, ziyaretimi iyi, hatta memnunlukla karşılayacağınızdan söz etti. Yoksa size en derin saygılarından, yaratmış olduğunuz harikulade eserlere, içinde duyduğu sonsuz hayranlıktan başka sunacak bir şeyi olmayan ben, huzurunuza çıkmayı nasıl düşünebilirdim?
Leipzig’den Breitkopf ve Hertel size Egmont’un müziÄŸini iletecekler. O harikulade Egmont’u okur okumaz içimi saran ateÅŸle ele aldım ve sizinle düşünüp, sizinle duyarak müziÄŸe aktardım.
Bestemi nasıl bulacağınızı çok merak ediyorum. Tenkitlerinizi de gerek şahsım, gerek sanatım için faydalı olacakları cihetle, en büyük iltifat gibi karşılayacağım.
Goethe’ye böylesine nazik ifadelerle seslenen Beethoven’ın yazdığı müziÄŸin inceliÄŸini, derinliÄŸini, sadeliÄŸini, güzelliÄŸini duymadan geçmeyin derim…
https://www.youtube.com/watch?v=kJ-CehMCB9U
Piyanonun ÅŸeytanı diye bahsedilen Liszt bile Beethoven hakkında oldukça çok yorum yapmış bir besteci. O dönemde Beethoven’a karşı oluÅŸan hayranlık kültü hakkındaki belirsizlikleri anlatırken diyor ki, solgun fakat gösteriÅŸli, yüzü çekici, yakışıklı ve ifadeli siyah saçı kulaklarının altında yön deÄŸiÅŸtiriyor.
Gel de o saçı merak etme. Kimbilir nasıl kokuyordu?
Bence Lizst çok haklı.
Ayrıca Beethoven’ın bestelerindeki yorum zorlukları, benim yeteneÄŸimi ön plana çıkaran muazzam unsurlar diyerek de itirafta bulunmuÅŸ sanki…
Birbirleri hakkında yazdıkları bu ifadeleri okurken onların dehasının sayısız uçuşlarını izliyorum ve çok üzülüyorum.
Gerçekten bana acı veriyor.
Çünkü Beethoven’ın yaptığı ÅŸey bizler için sadece bir müzik.
Belkide aslında anladığımızı sandığımız ama hiç bir zaman onların duygu dünyasına erişemeyeceğimiz, ilham alırken bile kopya çekmeye yelteneceğimiz, yemeğin içinden çıkan bir saç teli kadar önemsiz ve çöp.
Ne diyor Beethoven
Ah! Bin hayat yaÅŸamak ne hoÅŸ olurdu.
Evet çok hoş olurdu.
KeÅŸke tekrar tekrar dinlediÄŸim eserleri ile kanatlanmış ruhumu yakalayabilsem, keÅŸke onlara ulaÅŸabilsem, keÅŸke dokunabilsem…
- Müzik Alzheimer Hastalarına Yardım Edebilir mi? - 28 Ocak 2022
- Ebeveynlere Mektup - 29 Kasım 2021
- Müzisyen Dünyası - 19 Kasım 2021
















