back to top
Ana Sayfa Haber Akaryakıtta Zam Fırtınası: Dar Gelirlinin Son Sığınağı Otogaza da 9 Liralık Darbe

Akaryakıtta Zam Fırtınası: Dar Gelirlinin Son Sığınağı Otogaza da 9 Liralık Darbe

Benzin ve motorin fiyatlarındaki artışın ardından, daha ekonomik olduğu için tercih edilen otogaza da büyük bir zam bekleniyor. Sektör kaynaklarına göre LPG’nin litre fiyatı gece yarısından itibaren 9 lira artacak. Son ÖTV düzenlemesiyle 1 lira 45 kuruş zamlanan otogazın fiyatı böylece 50 lirayı aşacak. Temmuz ayından bu yana benzin yüzde 26, motorin yüzde 42 zamlanırken, yıl başından itibaren motorindeki artış yüzde 89’a ulaştı. Küresel enerji fiyatları ve vergi yükü, ulaşımı giderek daha pahalı hale getirirken zamların asıl faturası bir kez daha ücretlilere ve dar gelirli yurttaşlara çıkıyor.

Türkiye’de akaryakıt fiyatları, yalnızca araç sahiplerinin bütçesini zorlayan bir gider olmaktan çıkarak gündelik yaşamın bütün alanlarını etkileyen ekonomik baskının önemli unsurlarından birine dönüşüyor. Benzin ve motorin fiyatlarının art arda yükselmesinin ardından, uzun yıllardır daha düşük maliyetli bir seçenek olarak görülen sıvılaştırılmış petrol gazına (LPG) da yüksek tutarlı bir zam bekleniyor. ANKA Haber Ajansı’na konuşan sektör kaynaklarının verdiği bilgiye göre otogazın litre fiyatı, gece yarısından itibaren 9 lira artacak.

Beklenen zam gerçekleşirse otogazın litre fiyatı 50 liranın üzerine çıkacak. Böylece benzin ve motorine göre daha ekonomik olduğu için LPG’li araç kullanan yurttaşların yakıt giderleri de önemli ölçüde yükselecek. Özellikle sınırlı gelirle geçinmeye çalışan, eski model araçlarını LPG sistemiyle kullanarak ulaşım maliyetlerini düşürmeye çalışan kesimler açısından bu artış, mevcut ekonomik koşullarda yeni bir yük anlamına geliyor.

Dört Ayda Motorine Yüzde 42 Zam

Ekonomist Prof. Dr. Hakkı Hakan Yılmaz’ın hesaplamaları, akaryakıt fiyatlarındaki artışın son aylarda ulaştığı boyutu ortaya koyuyor. Yılmaz’ın verilerine göre temmuz ayından itibaren geçen dört aylık dönemde benzinin ortalama litre fiyatı yüzde 26, motorinin fiyatı ise yüzde 42 yükseldi.

Yıl başından bu yana gerçekleşen artış daha da çarpıcı. Benzinde yüzde 54’e ulaşan fiyat artışı, motorinde yüzde 89’u buldu. Motorinin litre fiyatı 100 lirayı aşarken benzin fiyatı da 80 liranın üzerinde seyrediyor.

Bu tablo, akaryakıt fiyatlarındaki yükselişin geçici ve sınırlı bir dalgalanmanın ötesine geçtiğini gösteriyor. Özellikle motorindeki artış, yalnızca özel araç sahiplerini değil, taşımacılık ve üretim faaliyetlerini de doğrudan ilgilendiriyor. Türkiye’de yük taşımacılığının önemli bölümünün karayoluyla yapılması nedeniyle motorin fiyatları, tarımsal ürünlerden sanayi mallarına kadar geniş bir alanda maliyetleri etkiliyor.

Otogaza Önce Vergi, Şimdi 9 Liralık Zam

Otogazdaki son fiyat artışı, yalnızca uluslararası piyasalardaki gelişmelerden kaynaklanmıyor. Sektör kaynaklarının aktardığına göre LPG’ye son olarak özel tüketim vergisi (ÖTV) kaynaklı 1 lira 45 kuruş zam yapıldı. Bu artışın hemen ardından, gece yarısından itibaren geçerli olması beklenen 9 liralık yeni zam gündeme geldi.

Böylece kısa aralıklarla açıklanan iki artışın toplamı litre başına 10 lira 45 kuruşa ulaşıyor. Beklenen 9 liralık zam henüz pompaya yansımamış olmakla birlikte, gerçekleşmesi halinde sektör kaynaklarının işaret ettiği üzere otogazda tek seferde yapılan en yüksek tutarlı fiyat artışlarından biri olacak.

Sektör temsilcileri, benzin ve motorinden farklı olarak otogaz fiyatlarının belirlenmesinde Cezayir’in kamu enerji şirketi Sonatrach’ın aylık fiyatlandırmasının etkili olduğunu belirtiyor. ANKA’ya bilgi veren kaynaklar, uluslararası fiyat değişimlerinin genellikle her ayın ilk haftasında Türkiye’deki pompa fiyatlarına yansıtıldığını ifade ediyor.

Ancak küresel fiyat hareketlerinin yanı sıra vergi politikaları da tüketicinin ödediği nihai bedeli belirliyor. Böylece uluslararası piyasalardaki maliyet artışları ile iç piyasadaki vergi yükü, yurttaşın yakıt harcamasında birleşiyor.

Ucuz Yakıt Seçeneği de Dar Gelirlinin Elinden Uzaklaşıyor

Türkiye’de LPG kullanımı uzun yıllardır yalnızca teknik bir yakıt tercihi olmadı. Özellikle düşük ve orta gelirli araç sahipleri açısından otogaz, benzinle çalışan bir aracı daha düşük maliyetle kullanabilmenin yollarından biri olarak görüldü.

Benzin fiyatlarının yükseldiği dönemlerde LPG’ye yönelmek, pek çok aile için ulaşım giderlerini azaltmanın bir yoluydu. Ancak son zamlarla birlikte bu maliyet avantajı da baskı altında kalıyor.

Bir araç sahibinin yakıt giderindeki artış, gelirine göre farklı sonuçlar doğuruyor. Yüksek gelirli bir hane için daha fazla harcama anlamına gelen zam, sınırlı gelirle geçinen bir aile için başka temel ihtiyaçlardan vazgeçmeyi gerektirebiliyor. Özellikle işe gidip gelmek, çocuklarını okula ulaştırmak ya da zorunlu gündelik ihtiyaçlarını karşılamak için araç kullanan yurttaşlar açısından yakıt fiyatları, ertelenebilir bir tüketim kalemi olmaktan uzaklaşıyor.

Üstelik akaryakıt fiyatlarındaki artışın etkisi araç sahibi olmayanlarla da sınırlı kalmıyor. Toplu taşıma işletmelerinin maliyetleri, servis ücretleri, taşımacılık giderleri ve ürünlerin dağıtım bedelleri de enerji fiyatlarından etkileniyor. Bu nedenle pompadaki zam, zaman içinde pazar tezgâhına, market rafına ve ulaşım ücretlerine yansıyabilecek yeni maliyet baskıları oluşturuyor.

Küresel Krizin Faturası Kimin Sırtında?

Akaryakıt fiyatlarındaki yükselişin gerekçeleri arasında küresel gerilimler, uluslararası enerji piyasalarındaki dalgalanmalar ve döviz kuru hareketleri bulunuyor. Türkiye’nin enerji ithalatına bağımlılığı da dış piyasalardaki gelişmelerin iç fiyatlara yansımasında önemli rol oynuyor.

Ancak yurttaşın karşı karşıya kaldığı ekonomik yük yalnızca küresel gelişmelerle açıklanamaz. Akaryakıt üzerinden alınan vergiler, fiyat artışlarının tüketiciye hangi büyüklükte yansıyacağını belirleyen unsurlardan biri. Nitekim otogaza kısa süre önce yapılan 1 lira 45 kuruşluk ÖTV kaynaklı zam, fiyatların yalnızca uluslararası piyasalarda belirlenmediğini açıkça gösteriyor.

Burada tartışılması gereken temel mesele, küresel enerji maliyetlerinin neden yükseldiğinden ibaret değil. Aynı zamanda bu maliyetlerin toplumun farklı gelir grupları arasında nasıl paylaşıldığıdır.

Geliri enflasyon karşısında eriyen ücretliler, emekliler ve dar gelirli yurttaşlar, enerji fiyatlarındaki artışları karşılamak için bütçelerinde yeni kesintiler yapmak zorunda kalıyor. Akaryakıttaki yükseliş, üretim ve taşımacılık maliyetleri üzerinden başka mal ve hizmetlerin fiyatlarını da etkilediğinde, aynı haneler birden fazla kanaldan ekonomik baskıyla karşılaşıyor.

Bu nedenle akaryakıt zamları, yalnızca enerji piyasalarının teknik bir meselesi olarak değerlendirilemez. Ücretlerin satın alma gücü, vergi sisteminin niteliği, kamusal ulaşım olanakları ve gelir dağılımı da tartışmanın ayrılmaz parçalarıdır.

Pompadaki Rakam Büyürken Geçim Alanı Daralıyor

Motorinin 100 lirayı, benzinin 80 lirayı aştığı; otogazın da 50 liranın üzerine çıkmasının beklendiği bir dönemde, akaryakıt fiyatları milyonlarca insanın gündelik hayatını yeniden düzenlemeye zorluyor.

Dört ayda motorinde yüzde 42’ye, yıl başından bu yana yüzde 89’a ulaşan artış, fiyatların ne kadar hızlı değiştiğini gösteriyor. Buna karşılık ücret ve emekli gelirlerinin aynı hızla yükselmemesi, yakıt harcamalarının hane bütçeleri üzerindeki ağırlığını artırıyor.

Otogaza beklenen 9 liralık zam, bu bakımdan yalnızca yeni bir fiyat haberi değil. Daha düşük maliyetli seçeneklere yönelerek geçinmeye çalışan insanların hareket alanının da giderek daraldığını gösteren bir gelişme.

Akaryakıt fiyatları yükselirken ekonomik kararların toplumsal sonuçları da büyüyor. Bu nedenle sorulması gereken soru yalnızca benzinin, motorinin ya da otogazın yarın kaç lira olacağı değil.

Asıl soru, enerji maliyetlerinin ve vergi yükünün giderek ağırlaştığı bir ekonomide, geçimini emeğiyle sağlayan insanların bu artışları daha ne kadar taşıyabileceğidir.


Kaynak: ANKA Haber Ajansı’nın sektör kaynaklarından aktardığı bilgiler ve Prof. Dr. Hakkı Hakan Yılmaz’ın akaryakıt fiyatlarına ilişkin hesaplamaları.