Anayasa Mahkemesi’nin Gezi Davası kararı Yargıtay tarafından reddedildi, AYM üyeleri hakkında suç duyurusu

Yargıtay 3. Ceza Dairesi, Gezi Parkı davasında 18 yıl hapis cezasına çarptırılan ve milletvekilliği seçilmesine rağmen tahliye edilmeyen TİP Hatay Milletvekili Can Atalay hakkındaki Anayasa Mahkemesi (AYM) ihlal kararını tanımadı. Daire, Atalay’ın hakkındaki mahkumiyet hükmünün onanması ile hükümlü sıfatını kazandığını belirterek, milletvekilliğinin düşürülmesi için TBMM Başkanlığı’na bildirimde bulundu. Ayrıca, ihlal kararı veren AYM üyeleri hakkında suç duyurusunda bulunulmasına karar verildi.

AYM kararı ‘Anayasa’ya aykırı’

Yargıtay 3. Ceza Dairesi, AYM’nin ihlal kararında, Daire’nin infazı kabil ve kesinleşmiş kararını dikkate almaksızın inceleme yaptığını ileri sürdü. Daire kararında, “Hakkındaki kesin hüküm TBMM’ye bildirildiğinde, bu husus Genel Kurul’a sunulmak suretiyle milletvekilliğinin derhal düşürülmesine dair karar verilmiş olması gerektiği halde, her ne kadar süreç içerisinde TBMM tarafından bu hususta bir karar verilememiş olsa da bu konuyu düzenleyen Anayasa’nın 84/2 maddesi açısından Anayasa Mahkemesi’ne müracaat imkanı tanınmadığı gibi Anayasa Mahkemesi’nin bu konuda da inceleme yetkisi bulunmamaktadır” denildi.

Daire, AYM’nin kararında, yargı organlarının Anayasa’nın 14. maddesine hangi suçların gireceğini yorumlamalarının sağlıklı olmayacağını, mutlaka anayasal ya da yasal düzenleme yapılmasının gerektiğini söylediğini hatırlatarak, “Anayasa Mahkemesi, bugüne kadar hem norm denetimi kararlarında hem de bireysel başvuru kararlarında, anayasal veya yasal bir yetkisi olmamasına rağmen hiçbir organ tarafından denetlenmememin vermiş olduğu rahatlıkla da, içtihat yoluyla anayasal yetkisini sürekli artırmak ve kötüye kullanmak suretiyle kendisinin, daha önceden norm denetimi görevi sırasında sıkça dile getirilen yasama organı üzerinde vesayet organı olduğuna yönelik eleştirilerin, bireysel başvuruya ilişkin yetkinin verilmesi üzerine yüksek mahkemeler dahil tüm yargı üzerinde de ortaya çıkmasına neden olmuştur” ifadelerini kullandı.

AYM üyeleri hakkında suç duyurusu

Daire, AYM’nin ihlal kararında, hükümlü Şerafettin Can Atalay’a yönelik vermiş olduğu ihlal kararında, yasal bir dayanağı olmamasına ve doktrinde bile tartışmalı bir konu olmasına rağmen, ‘Anayasa Mahkemesi kararlarının objektif işlevinden’ bahsederek, kararı veren Yargıtay 3. Ceza Dairesi üyelerini ‘ihmal suçunu işlemişlerdir’ şeklinde tehdit etme boyutuna kadar işi vardırdığına dikkat çekerek, “Bugüne kadar birçok terör örgütü veya üyesi tarafından hem sosyal medya hem de yazılı ve görsel basın üzerinden ya da ilk derece yargılamaları veya temyiz incelemesi sırasında gönderilen dilekçelerle sürekli tehdit edilen Dairemiz üyelerinin, bir de Anayasa Mahkemesi tarafından bu şekilde tehdit edilmesi de esef verici ve manidar bulunmuştur” denildi.

Daire, bu nedenlerle, AYM’nin ihlal kararının hukuki değer ve geçerlilik olmadığını iddia ederek, Anayasa’nın 153. maddesi kapsamında uygulanması gereken bir karar bulunmadığını, Şerafettin Can Atalay hakkında verilen mahkumiyet kararının temyizi üzerine yapılan temyiz incelemesi sonucu 28 Eylül’de karar verilerek onandığını gerekçesitle kesinleşen karar karşısında; Anayasa Mahkemesi’nin anılan kararına uyulmamasına karar verdi.

Milletvekilliğinin düşürülmesi istendi

Ayrıca, Atalay hakkındaki mahkumiyet hükmünün onanması ile hükümlü sıfatını kazandığı, Anayasa’ya göre milletvekilliğinin düşmesi sebeplerinden biri olarak ”kesin hüküm giyme veya kısıtlanma halinin” düzenlenmiş olduğunu, Anayasa’nın 76. maddesinde sayılan milletvekilliği ile bağdaşmayan suçlardan kurulan mahkumiyet hükmünün milletvekilliğini düşüreceğini belirterek, Atalay’ın milletvekilliğinin düşürülmesine yönelik işlemlere başlanması için kararın bir örneğinin TBMM Başkanlığı’na gönderilmesine karar verdi.

Son olarak, hak ihlalinin kabulü yönünde oy kullanan ilgili Anayasa Mahkemesi üyeleri hakkında Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı’na suç duyurusunda bulunulmasına karar verildi.