Bolu Grand Kartal Otel yangınında yakınlarını kaybeden ailelerin Ankara Anıtpark’ta üç gün boyunca sürdürdüğü “78 Can İçin Adalet Nöbeti” sona erdi. Ancak ailelerin talebi değişmedi: Kültür ve Turizm Bakanlığı ile Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı’ndaki sorumlular hakkında soruşturmaların tamamlanması ve iddianamelerin hazırlanması. Eşi ve kızını yangında kaybeden Hilmi Altın, “Tüm sorumlular hesap verene kadar peşinde olacağız” diyerek, adalet arayışının nöbet alanıyla sınırlı olmadığını vurguladı.
Bolu Kartalkaya’da Grand Kartal Otel’de 78 kişinin yaşamını yitirdiği yangının ardından yakınlarını kaybeden ailelerin Ankara’da başlattığı “78 Can İçin Adalet Nöbeti”, üçüncü gününde yapılan basın açıklamasının ardından sona erdi. Aileler, üç günlük nöbet boyunca temel taleplerini bir kez daha kamuoyunun ve siyasi iktidarın önüne koydu: Yangında sorumluluğu bulunan herkesin, görev ve makam ayrımı yapılmadan yargı önüne çıkarılması.
Ailelerin özellikle dikkat çektiği nokta ise otel yönetimi ve diğer sorumlularla sınırlı kalmayan soruşturma süreci oldu. Aileler, Kültür ve Turizm Bakanlığı ile Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı’ndaki kamu görevlileri hakkında soruşturmaların tamamlanmasını ve iddianamelerin hazırlanmasını istiyor.
Yangında eşi ve kızını kaybeden Hilmi Altın, nöbetin sona ermesinin adalet arayışının sona erdiği anlamına gelmediğini belirterek, “Tüm sorumlular hesap verene kadar peşinde olacağız” dedi.
Ailelerin Talebi: Tüm Sorumlular Yargı Önüne Çıksın
Ailelerin üçüncü günündeki eylemine Yeniden Refah Partisi Genel Başkan Yardımcısı İbrahim Gök ile DEM Parti Bingöl Milletvekili Ömer Faruk Hülakü de katılarak ailelerle dayanışma mesajı verdi.
İbrahim Gök, yaptığı konuşmada yangında yakınlarını kaybeden ailelerin yalnızca kendi acıları için değil, ülkede hukukun işletilmesi için mücadele ettiğini söyledi. Gök, “Bu insanlar gözyaşlarıyla bu millete bir mesaj veriyorlar. ‘Yakınlarımızı, evlatlarımızı, annemizi, babamızı kaybettik ama hukuku kaybetmek istemiyoruz’ diyorlar” ifadelerini kullandı.
Gök, yangınla ilgili sorumluluğu bulunan herkesin hukuk önünde hesap vermesi gerektiğini belirterek, bazı kişilerin korunarak yargı önüne çıkarılmadığını savundu. Hukukun herkese eşit uygulanmasının önemine dikkat çeken Gök, “Adalet herkese lazım. Yarın size de lazım olacak” dedi.
Gök’ün konuşmasında öne çıkan temel vurgu, kamu gücünü kullananların da hukuk karşısında hesap verebilir olması gerektiğiydi. Ailelerin yaşadığı kaybın yalnızca bireysel bir acı olarak görülmemesi gerektiğini belirten Gök, sorumluların korunmasının toplumun geleceğine ilişkin güven duygusunu da zedelediğini ifade etti.
Hülakü: Aileler Adliyede Değil, Sokakta Adalet Arıyor
DEM Parti Bingöl Milletvekili Ömer Faruk Hülakü ise ailelerin adalet arayışının üzerinden uzun zaman geçmesine rağmen devam ettiğine dikkat çekti.
Hülakü, “Ne yazık ki aileler adalet saraylarında değil, parklarda, sokaklarda artık adalet aramak zorunda bırakılıyor” dedi.
Kartalkaya yangınının ardından Meclis’te bir araştırma komisyonu kurulduğunu ve raporlar hazırlandığını hatırlatan Hülakü, buna rağmen sürecin bütün sorumluları kapsayan bir sonuca ulaşmadığını söyledi.
Hülakü, “Evet, bir kesim yargılandı, hak ettiği cezaları aldı ama bir kesim de var ki hala yargılanmayı bekliyor ve bir türlü yargılanmadı” ifadelerini kullandı.
Ailelerin taleplerinin yalnızca belirli kişilerin cezalandırılması olmadığını belirten Hülakü, olayda kimin ne kadar sorumluluğu varsa bunun ortaya çıkarılması ve ilgili herkesin yargı önüne çıkarılması gerektiğini söyledi.
Altın: “Nöbet Bitiyor Ama Bizim Mücadelemiz Bitmiyor”
Aileler adına konuşan Hilmi Altın ise üç günlük nöbetin sona erdiğini ancak bunun adalet arayışının sonu olmadığını özellikle vurguladı.
Yangında eşini ve kızını kaybeden Altın, “Biz ilk günkü acımızla çelik gibi yola devam edeceğiz. Çünkü bizim canlarımıza sözümüz var” dedi.
Altın’ın açıklamasında dikkat çektiği temel nokta, yargı sürecinin farklı aşamalarında adalet arayışlarının karşılık bulduğuna ilişkin değerlendirmesiydi. Yerel mahkemede ve istinaf sürecinde hukuku üstün tutan hakimlerin bulunduğunu gördüklerini belirten Altın, bu nedenle Türk adaletine olan inançlarını sürdürmek istediklerini söyledi.
Ancak Altın’ın asıl itirazı, yangının üzerinden geçen zamana rağmen bazı kamu görevlileri hakkında soruşturma süreçlerinin tamamlanmamış olması.
Altın, “Dokuz ayda karar çıkan bir dosyada hala soruşturma izni verilmemiş bakanlık görevlileri var. Bunların Danıştay’dan kararı çıktığı halde hala soruşturmaları tamamlanmadı. İddianameleri yazılmadı” diyerek, Kültür ve Turizm Bakanlığı ile Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı bünyesindeki görevliler hakkında yürütülen sürece dikkat çekti.
Ailelerin talebi de tam bu noktada yoğunlaşıyor: Soruşturma süreçlerinin tamamlanması ve kamu görevlileri hakkında iddianamelerin hazırlanması.
“Biz İntikam Değil, Hukukun Üstünlüğünü İstiyoruz”
Hilmi Altın’ın açıklamasındaki en önemli vurgulardan biri ise ailelerin mücadelesinin intikam talebi olmadığına ilişkin sözleriydi.
Altın, “Biz intikam derdinde değiliz. Biz hukukun üstünlüğüyle adaletin tecelli etmesinin derdindeyiz ki artık yasımıza geçelim” dedi.
Bu sözler, ailelerin yaklaşık iki yıldır sürdürdüğü mücadelenin temelindeki talebi de özetliyor.
Aileler için mesele yalnızca yangında sorumluluğu bulunan kişilerin cezalandırılması değil. Kamu görevlilerinin denetim, izin, iş güvenliği ve kamu sorumluluğu bakımından hangi rolü üstlendiğinin de yargı süreci içinde ortaya konulmasını istiyorlar.
Çünkü 78 kişinin yaşamını yitirdiği bir facianın ardından “sorumluluk” yalnızca yangının çıktığı anda otelde bulunan kişilerle sınırlı görülmüyor. Ailelerin itirazı, kamu adına denetim ve gözetim görevini üstlenen mekanizmaların da bütün yönleriyle soruşturulması gerektiği noktasında düğümleniyor.
Bir Yangının Ardından Geride Kalan Soru
Grand Kartal Otel yangını sonrasında bazı sanıkların yargılandığı ve mahkûmiyet kararlarının verildiği süreç devam ederken, ailelerin ısrarla üzerinde durduğu soru başka bir yerde duruyor:
78 kişinin yaşamını yitirdiği bir yangında, kamu adına denetim ve gözetim sorumluluğu taşıyan herkesin sorumluluğu bütün boyutlarıyla soruşturuldu mu?
Ailelerin Ankara’ya taşıdığı adalet nöbetinin temelinde bu soru bulunuyor.
Bu nedenle Anıtpark’taki üç günlük nöbet sona erse de Hilmi Altın’ın sözleriyle mücadele bitmiş değil. Aileler, bakanlık görevlileri hakkındaki soruşturmaların tamamlanmasını, iddianamelerin hazırlanmasını ve sorumluluğu bulunan herkesin yargı önünde hesap vermesini istiyor.
Altın, “Biz bu iddianamelerin peşindeyiz. Biz adaletin sonuna kadar, tüm sorumlular cevap verene kadar peşinde olacağız” diyerek ailelerin bundan sonraki tutumunu açıkça ortaya koydu.
Aileler ayrıca toplumdan, siyasi partilerden ve sivil toplum örgütlerinden dayanışma çağrısını sürdürdü. Altın, “Bize yüz dönülmemesini, sesimize ses katılmasını istiyoruz” dedi.
Üç günlük nöbetin sonunda aileler eylem alanına karanfiller bırakarak Anıtpark’tan ayrıldı.
Ancak bıraktıkları karanfiller, bir eylemin finalinden çok, 78 kişinin ölümünün ardından henüz tamamlanmadığını düşündükleri adalet arayışının yeni bir aşamasını simgeliyordu.
TB / ANKA, Euronews Türkçe
- 78 Can İçin Nöbet Bitti, Adalet Arayışı Bitmedi - 5 Ekim 2026
- Bir ömür Çalıştılar, Şimdi Bir Yatak İçin Para Ödüyorlar - 29 Ağustos 2026
- Kılıçdaroğlu’nun Arınma Söylemi, Çevresindeki İddialarla Sınanıyor - 2 Temmuz 2026












