“Ölü Deniz” adlı stand-up gösterisindeki sözleri nedeniyle 3 Temmuz’dan bu yana tutuklu bulunan komedyen Deniz Göktaş, 88 gün sonra ilk kez hâkim karşısına çıktı. Mahkeme, Göktaş’a iki ayrı suçtan toplam 19 ay 5 gün hapis cezası verirken “suçu ve suçluyu övme” suçlamasından beraat kararı verdi ve tahliyesine hükmetti. Böylece bir komedyenin sahnedeki sözleri nedeniyle başlayan ve bir kez verilen tahliye kararının bile cezaevinden çıkamadan yeni bir tutuklamayla boşa düşürüldüğü tartışmalı süreç, Göktaş’ın özgürlüğüne kavuşmasıyla yeni bir aşamaya girdi.
Komedyen Deniz Göktaş, 28 Eylül 2026’da İstanbul 14. Asliye Ceza Mahkemesi’nde görülen davanın ilk duruşmasında hâkim karşısına çıktı. Çorlu Karatepe Yüksek Güvenlikli Kapalı Ceza İnfaz Kurumu’nda tutuklu bulunan Göktaş, duruşmaya cezaevinden getirildi. Salon yetersizliği nedeniyle duruşma İstanbul 4. Ağır Ceza Mahkemesi’nin salonunda yapıldı.
Mahkeme, Göktaş hakkında “Cumhurbaşkanına hakaret” suçundan 11 ay 20 gün, “halkı kin ve düşmanlığa alenen tahrik veya aşağılama” suçundan ise 7 ay 15 gün hapis cezası verdi. Göktaş, “suçu ve suçluyu övme” suçlamasından ise beraat etti. Toplam 19 ay 5 günlük cezaya rağmen mahkeme tahliye kararı verdi.
88 Günlük Tutukluluğun Ardından İlk Duruşma
Göktaş’ın duruşması öncesinde Çağlayan’daki İstanbul Adalet Sarayı’nda yoğun güvenlik önlemleri alındı. Adliye girişleri sınırlandırılırken turkuaz basın kartı bulunmayan bazı gazeteciler ve yurttaşların içeri alınmadığı bildirildi. Duruşma salonunun bulunduğu kat bariyerlerle çevrildi, çevik kuvvet polisleri konuşlandırıldı. Salonun karşısındaki bölüm ise duruşmayı SEGBİS üzerinden izlemek isteyenler için açıldı.
Duruşmada savunmasını yapan Göktaş, 3 Temmuz’dan bu yana 88 gündür tutuklu bulunduğunu belirterek davaya konu edilen sözlerin yıllardır yaptığı stand-up gösterisinin yalnızca birkaç cümlesinden ibaret olduğunu söyledi. Göktaş, gösteriyi ilk kez 2022’de sahnelediğini, davaya konu edilen dört cümleyi yüz binden fazla kişiye canlı olarak söylediğini ve uzun süre herhangi bir şikâyetle karşılaşmadığını anlattı.
Göktaş, savunmasında politik mizahın ifade özgürlüğü kapsamında değerlendirilmesi gerektiğini belirterek sözlerinin bağlamından koparıldığını savundu. “Stand-up gösterilerini güçlü buluyorum çünkü gülmeyi kontrol edemezsiniz” diyen Göktaş, 90 dakikalık gösterinin tamamı yerine yalnızca birkaç cümlenin yargılamanın konusu yapılmasını eleştirdi.
Savcılık Hem Ceza Hem Tahliye İstedi
Duruşmada esas hakkındaki mütalaasını açıklayan savcı, Göktaş’ın üç suçtan da cezalandırılmasını ve hükümle birlikte tahliye edilmesini talep etti. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın avukatı Ahmet Özel de davaya katılma taleplerinin bulunduğunu ve şikâyetlerinin devam ettiğini bildirdi.
Mahkemenin kararıyla birlikte Göktaş’ın yaklaşık üç aylık tutukluluğu sona erdi. Böylece dava, “12 yıl 2 aya kadar hapis” istemiyle başlayan yargılama sürecinin sonunda iki suçtan verilen toplam 19 ay 5 günlük ceza ve “suçu ve suçluyu övme” suçundan beraat kararıyla sonuçlandı.
“Ölü Deniz”den Cezaevine Uzanan Süreç
Göktaş’ın yargılanmasına neden olan süreç, Harbiye’de sahnelediği “Ölü Deniz” adlı stand-up gösterisinin YouTube’da yayımlanmasının ardından başladı. Gösteri kısa sürede milyonlarca izlenmeye ulaşırken Göktaş hakkında sosyal medya paylaşımları üzerinden soruşturma başlatıldı.
İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı, Göktaş hakkında “Cumhurbaşkanına hakaret” ve “halkın bir kesiminin benimsediği dini değerleri alenen aşağılama” suçlamalarıyla soruşturma yürüttü. Göktaş, yurtdışındaki tatilinin ardından 2 Temmuz’da İstanbul Havalimanı’nda gözaltına alındı ve 3 Temmuz’da tutuklandı.
Göktaş’ın tutuklanmasının ardından “Ölü Deniz” gösterisinin YouTube videosuna da erişim engeli getirildi. İfade Özgürlüğü Derneği, yaklaşık 12,5 milyon izlenen videonun 5651 sayılı Kanun’un 8/A maddesi kapsamında erişime engellendiğini, ancak o aşamada YouTube tarafından Türkiye’den görünmez kılınmadığını duyurdu.
Tahliye Kararı Verildi, Cezaevinden Çıkamadan Yeniden Tutuklandı
Dosyanın en dikkat çekici aşaması ise 28 Ağustos’ta yaşandı. Göktaş’ın tutukluluğuna yapılan itirazı değerlendiren İstanbul Asliye Ceza Mahkemesi tahliye kararı verdi. Ancak Göktaş daha cezaevinden çıkamadan, aynı gösterideki başka bir bölüm nedeniyle SEGBİS üzerinden yeniden hâkim karşısına çıkarıldı.
Bu kez “suçu ve suçluyu övme” suçlaması gündeme getirildi. İstanbul 4. Sulh Ceza Hâkimliği, Göktaş’ın “Daltonlar” adlı suç örgütüne ilişkin yaptığı esprileri suç örgütünün eylemlerini öven, meşrulaştıran ve suça ulaşmayı kolaylaştıran ifadeler olarak değerlendirdi. Kaçma ve delilleri karartma şüphesi gerekçeleriyle yeniden tutuklama kararı verildi.
Göktaş, bu gelişmeyi cezaevinden yaptığı açıklamada ironik biçimde, “İyi haber: Tahliye oldum. Kötü haber: Tutuklandım” sözleriyle duyurdu. “90 dakikalık gösteriden iki ayda bir yeni suçlama çıkıyor” diyerek aynı gösterinin farklı bölümlerinin farklı soruşturmalara konu edilmesini eleştirdi.
Üstelik süreç burada da bitmedi. İlk tahliye kararının ardından savcılığın itirazı üzerine, Göktaş’ın tahliye edildiği ilk suçlamalar bakımından yeniden tutuklama süreci işletildi. Böylece Göktaş, hakkında verilen tahliye kararının fiilen uygulanmasının ardından değil, cezaevinden çıkamadan ve ardından yeniden tutuklanarak tutukluluğunu sürdürdü.
İddianamede 12 Yıl 2 Aya Kadar Hapis İstendi
İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından hazırlanan iddianame 4 Eylül’de kabul edildi. Göktaş hakkında “Cumhurbaşkanına alenen hakaret”, “halkı kin ve düşmanlığa alenen tahrik veya aşağılama” ve “suçu ve suçluyu övme” suçlarından 2 yıl 2 aydan 12 yıl 2 aya kadar hapis cezası talep edildi. İlk duruşmanın tarihi ise 28 Eylül olarak belirlendi.
İddianamede, Göktaş’ın Cumhurbaşkanı Erdoğan hakkında kullandığı bazı ifadelerin eleştiri sınırlarını aştığı ve Erdoğan’ın toplum nezdindeki şeref, onur ve saygınlığını rencide ettiği savunuldu. Savcılık ayrıca Anayasa’nın ifade özgürlüğüne ilişkin hükümlerine ve Anayasa Mahkemesi kararlarına yer verdi; ifade özgürlüğünün geniş yorumlanması gerektiğini kabul etmekle birlikte, bu özgürlüğün sınırsız olmadığını ileri sürdü.
Mizahın Sınırı Mahkeme Salonuna Taşındı
Deniz Göktaş dosyası, hukuki sonucunun ötesinde Türkiye’de mizahın, siyasi eleştirinin ve sahnedeki ifadelerin hangi noktada ceza hukuku alanına taşınabileceği tartışmasını da yeniden gündeme getirdi.
Dosyanın dikkat çeken yönlerinden biri, yaklaşık 90 dakikalık bir stand-up gösterisinin bütününün değil, içinden seçilen bazı cümlelerin ayrı ayrı suçlama konusu yapılması oldu. İlk tutuklama “Cumhurbaşkanına hakaret” ve dini değerleri aşağılama suçlamaları üzerinden gerçekleşirken, daha sonra aynı gösterinin “Daltonlar” bölümünün “suçu ve suçluyu övme” kapsamında yeni bir tutuklama gerekçesine dönüştürülmesi, sürecin hukuki sınırları konusunda tartışmalara yol açtı.
Bugünkü kararla mahkeme, bu üç suçlamadan birinde beraat, ikisinde mahkûmiyet kararı verdi ve Göktaş’ın tahliyesine hükmetti. Böylece 3 Temmuz’da başlayan 88 günlük tutukluluk sona erdi.
Deniz Göktaş artık cezaevinde değil. Ancak geride yalnızca 19 ay 5 günlük bir hapis cezası değil, bir gösterinin birkaç cümlesinin 88 günlük tutukluluğa, iki ayrı tahliye girişimine ve art arda gelen tutuklama kararlarına dönüşebildiği bir dosya kaldı.











