back to top
Ana Sayfa Haber Fon Skandalında Fatura Büyüyor: 455 Bin 758 Yatırımcı, 131 Fon Ve Yanıt...

Fon Skandalında Fatura Büyüyor: 455 Bin 758 Yatırımcı, 131 Fon Ve Yanıt Bekleyen Sorular

SPK’nin tasfiye kararı verdiği 131 fonda tekil yatırımcı sayısının 455 bin 758 olduğunu açıklamasıyla krizin boyutu netleşti. Soruşturma kapsamında 20 şüpheli daha adliyeye sevk edilirken 17 kişi tutuklama talebiyle mahkemeye gönderildi. İktidar kanadı “gerekli tedbirler alındı” derken muhalefet, “kim kazandı, kim kaybetti ve kurumlar bu tabloyu neden daha önce görmedi?” sorularına yanıt istiyor.

Türkiye’nin sermaye piyasalarında günlerdir büyüyen fon krizi, artık yalnızca borsadaki sert dalgalanmaların ya da birkaç yatırım fonundaki likidite probleminin başlığı olmaktan çıktı. Yüz binlerce yatırımcıyı, yüz milyarlarca liralık varlığı ve çok sayıda şirket yöneticisini ilgilendiren soruşturma, siyasi bağlantı iddiaları ve kamu kurumlarının denetim sorumluluğu tartışmasıyla birlikte daha geniş bir boyuta taşındı.

Sermaye Piyasası Kurulu’nun (SPK) 17 Eylül’de aldığı karar doğrultusunda yedi portföy yönetim şirketine ait 131 fonun tasfiyesine karar verildi. SPK bugün yaptığı açıklamayla, Merkezi Kayıt Kuruluşu kayıtlarına göre söz konusu fonlardaki tekil yatırımcı sayısının 455 bin 758 kişi olduğunu duyurdu. Kurul, kamuoyunda dolaşan farklı rakamlara karşı yatırımcıların yalnızca resmi açıklamaları esas almasını istedi.

131 Fonun Tasfiyesiyle Krizin Boyutu Ortaya Çıktı

Tasfiye kapsamındaki fonların büyüklüğüne ilişkin haberlerde yaklaşık 891 milyar liralık portföy büyüklüğünden söz ediliyor. Reuters’ın aktardığı önceki verilere göre ilk aşamada yaklaşık 353 bin yatırımcı ve 891 milyar liralık varlık söz konusuydu. SPK’nin bugün açıkladığı 455 bin 758 rakamı ise fonlarda birden fazla hesabı bulunanların tekilleştirilmesiyle ortaya çıkan resmi yatırımcı sayısını gösteriyor.

Buradaki kritik nokta şu: Tasfiye kararı, yatırımcıların paralarının tamamının kaybedildiği anlamına gelmiyor. Fonların portföyündeki varlıkların satışından elde edilecek tutar, yatırımcıların fondaki payları oranında dağıtılacak. Dolayısıyla gerçek zararın ne kadar olacağı, tasfiye sürecinde varlıkların hangi değerlerden nakde çevrileceğine bağlı olacak.

SPK de tasfiye süresinin, portföy yapıları ve piyasa koşulları dikkate alınarak daha uygun satış koşulları oluşturulması amacıyla üç aydan altı aya çıkarıldığını açıkladı. Kurul, altı aylık sürenin tasfiyenin mutlaka altı ay süreceği anlamına gelmediğini, işlemlerin daha erken tamamlanabileceğini belirtti.

Soruşturmada 20 Şüpheli Adliyede, 17’si İçin Tutuklama Talebi

Fon krizinin diğer ayağında ise adli soruşturma genişliyor.

İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı’nın sermaye piyasası işlemlerine ilişkin soruşturması kapsamında gözaltına alınan 20 şüphelinin işlemleri tamamlandı. Şüpheliler arasında Tera Yatırım yöneticileri, Doğa Sigorta Yönetim Kurulu Başkanı Nihat Kırmızı ve farklı şirketlerin yöneticileri bulunuyor. Şüphelilerden 17’si tutuklama talebiyle sulh ceza hakimliğine sevk edilirken, üç kişinin emniyetteki işlemlerinin sürdüğü bildirildi.

Bir önceki aşamada ise Tera Yatırım Holding Yönetim Kurulu Başkanı Emre Tezmen, Tera Yatırım Yönetim Kurulu Üyesi Emre Alkin, bağımsız yönetim kurulu üyesi Kerem Alkin, Tera Portföy Genel Müdürü Alper Öztürk ve Pusula Holding Yönetim Kurulu Başkanı Serdar Turhan’ın da aralarında bulunduğu beş kişi tutuklanmıştı.

AA’nın 22 Eylül tarihli derlemesine göre, şirketlerle bağlantılı soruşturmalarda o tarihte toplam 63 şüpheli hakkında adli işlem yapılmış; bunlardan bazıları tutuklanmış, bazıları gözaltına alınmış, bazıları hakkında da yakalama kararı çıkarılmıştı. Soruşturmanın mali ayağında MASAK incelemeleri de genişletildi.

Savcılığın talebiyle bazı şirket yöneticileri, yetkilileri, eşleri ve birinci derece yakınlarının mal varlığı hareketlerine yönelik de tedbirler gündeme geldi. Soruşturma kapsamında Pusula, Tera, Hedef ve Bulls gibi şirketlerle bağlantılı yapıların mali hareketleri incelemeye alındı.

Asıl Tartışma: Bu Para Nereden Geldi, Nereye Gitti?

Krizin finansal boyutunun yanında, kamuoyunun dikkatini en fazla çeken başlıklardan biri TEFAS öncesinde bazı fonlarda yaşanan olağanüstü değer artışları oldu.

Gazeteci Erdal Sağlam, TEFAS’a açılmadan önce bir fonun bir yıl içerisinde yüzde 10 bin civarında getiri sağladığını ve bu süreçte bazı kişilerin olağanüstü kazanç elde ettiğini ileri sürdü. Sağlam’ın aktardığı iddialarda, söz konusu kişilerden bazılarının siyasi bağlantılarının bulunduğu öne sürüldü. Bu iddialar henüz kamuya açık resmi soruşturma sonuçlarıyla doğrulanmış değil.

Benzer şekilde Yeni Parti Genel Başkanı Özgür Özel de 18 Eylül’de Tera Portföy’ün TEFAS’a açılmadan önceki değer artışına dikkat çekerek, “O dönemde fonda kimlerin parası vardı?” sorusunu gündeme taşıdı.

Burada özellikle ayrılması gereken iki farklı konu bulunuyor: Birincisi, fonlarda olağanüstü fiyat hareketlerinin gerçekten nasıl oluştuğu; ikincisi ise bu hareketlerden kimlerin ne ölçüde kazanç sağladığı. İkinci başlık, soruşturmanın siyasi bağlantı iddiaları bakımından da en kritik bölümünü oluşturuyor.

İmamoğlu: “Siyaset Ve Bürokrasi İlişkileri Açığa Çıkarılmalı”

Tutuklu İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Ekrem İmamoğlu da fon soruşturmasına ilişkin açıklamasında soruşturmanın yalnızca gözaltına alınan kişilerle sınırlı kalmaması gerektiğini savundu.

İmamoğlu, yüz binlerce yatırımcıyı ilgilendiren sürecin bütün yönleriyle araştırılmasını isterken, siyaset ve bürokraside bağlantısı bulunduğu iddia edilen kişilerin ortaya çıkarılması çağrısında bulundu.

İmamoğlu ayrıca, kamuoyunda gündeme gelen ve TEFAS öncesi olağanüstü kazanç sağladığı ileri sürülen 12 kişinin kim olduğunun açıklanmasını istedi. Daha önceki bazı soruşturmalarda çok sayıda kişinin gözaltına alınmasının ardından tahliye edilmesine gönderme yapan İmamoğlu, yeni soruşturmanın da “kurban seçilen” birkaç isimle sınırlı kalmaması gerektiğini savundu.

İmamoğlu’nun açıklamasındaki temel soru ise şu noktada düğümlendi: Sermaye piyasasında olağan dışı işlemler yaşanırken bundan kimler yararlandı ve kamu kurumları ne zaman haberdar oldu?

Dervişoğlu: “Kimler Kazandı?”

İYİ Parti Genel Başkanı Müsavat Dervişoğlu da tartışmanın yalnızca “kaç milyar dolar kaybedildi?” sorusuna sıkıştırılmasına karşı çıktı.

Dervişoğlu, borsadaki spekülatif işlemlere ilişkin daha önce uyarılar yapıldığını savunarak, “Asıl açıklanması gereken fonlardan kimlerin kazanç sağladığı” görüşünü dile getirdi. İYİ Parti lideri, TBMM’de eşit temsilli bir araştırma komisyonu kurulması çağrısında bulundu.

Bu açıklama, muhalefetin ortaklaştığı temel sorulardan birini ortaya koyuyor: Zararın miktarından önce, olağanüstü kazancın kimlerin hanesine yazıldığı ortaya çıkarılmalı.

Erbakan: “Siyasi Bağlantılar Ortaya Çıkarılsın”

Yeniden Refah Partisi Genel Başkanı Fatih Erbakan da fon krizine ilişkin siyasi bağlantıların araştırılmasını istedi.

Erbakan, bazı fonların spekülatif hareketlerle gerçek değerlerinin üzerinde fiyatlandırıldığı ve daha sonra yatırımcıların bu fonlara yöneldiği iddiasını gündeme getirerek, kamuoyunda 20 milyar dolar, yaklaşık 900 milyar lira düzeyinde kayıptan söz edildiğini belirtti.

Ancak bu rakamın resmi olarak kesinleşmiş bir zarar tutarı olmadığı, Erbakan’ın açıklamasında dile getirdiği bir tahmin ve iddia olduğu özellikle belirtilmeli. SPK’nin bugün açıkladığı resmi veri ise tasfiye kapsamındaki 131 fonda 455 bin 758 tekil yatırımcı bulunduğu yönünde.

İktidar Kanadı: “Gerekli Tedbirler Alındı”

Hükümet cephesinden gelen açıklamalarda ise krizin sermaye piyasalarının tamamına yayılan yapısal bir sorun olmadığı vurgulanıyor.

Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz, 23 Eylül’de MÜSİAD EXPO’da yaptığı açıklamada Türkiye’nin bankacılık sisteminin sağlam olduğunu, sermaye yeterlilik oranlarının yüksek bulunduğunu belirterek, yaşanan sorunun “sermaye piyasalarının kısıtlı bir alanında” ortaya çıktığını söyledi.

Yılmaz, gerekli idari ve adli tedbirlerin alındığını ve alınmaya devam ettiğini belirterek, sermaye piyasalarında yapısal bir sorun bulunmadığını savundu.

Cumhurbaşkanı Başdanışmanı Oktay Saral ise krize ilişkin daha sert bir soruşturma çağrısı yaptı. Saral, gerçeklerin “ucu nereye giderse gitsin, kime dokunursa dokunsun” ortaya çıkarılması gerektiğini söyledi. Bununla birlikte, fon krizinin Cumhurbaşkanı Erdoğan’ı yıpratmaya yönelik siyasi bir hesap için kullanılmasına izin verilmemesi gerektiğini de ifade etti.

Bu iki açıklama birlikte okunduğunda iktidar kanadının mesajı iki eksende şekilleniyor: Piyasalarda yapısal bir sorun olmadığı savunuluyor; buna karşılık soruşturmanın kapsamlı biçimde yürütülmesi gerektiği belirtiliyor.

Borsa Neden Sarsıldı?

Krizin başlangıcında bazı fonların yatırımcıların geri ödeme taleplerini karşılamakta zorlanması ve ellerindeki likit olmayan hisseleri satmak zorunda kalması önemli bir etken olarak gösterildi.

Reuters, düzenleyici kurumların 17 Eylül’de yedi portföy yönetim şirketinin fonlarına ilişkin tasfiye kararları aldığını ve merkez bankasının piyasaya likidite sağlamak amacıyla repo fonlamasını artırdığını aktardı. Aynı dönemde BIST 100 endeksi sert satışlarla karşılaştı.

Borsa İstanbul da 1 Ekim’den itibaren geçerli olacak endeks değişikliklerini açıkladı. BIST 30, BIST 50 ve BIST 100’de çok sayıda şirketin endekslerden çıkarılması veya eklenmesi, yaşanan likidite krizinin piyasa yapısına etkisini daha görünür hale getirdi.

22 Eylül’de BIST 100 günü yüzde 1,04 kayıpla 13.198,84 puandan tamamladı.

Şimdi Yanıt Bekleyen Sorular

Fon krizinin bundan sonraki aşamasında yalnızca soruşturmanın kaç kişinin gözaltına alınacağı değil, tasfiye sonunda yatırımcının eline ne kadar para geçeceği belirleyici olacak.

Çünkü 455 bin 758 yatırımcının bulunduğu resmi olarak açıklanan 131 fonun tasfiyesinde asıl hesap, fonların bugünkü bilanço değerleri ile gerçek piyasa değerleri arasındaki fark üzerinden yapılacak.

Bunun yanında kamuoyunun yanıt beklediği sorular giderek çoğalıyor:

Olağanüstü fiyat hareketlerini kimler önceden gördü?

TEFAS öncesindeki yüksek getirilerden kimler yararlandı?

Sermaye piyasası denetim mekanizmaları bu hareketleri ne zaman tespit etti?

Düzenleyici kurumlar neden daha erken müdahale etmedi?

Tasfiye edilecek yaklaşık 891 milyar liralık portföyün gerçek değeri ne kadar?

Yatırımcıların olası zararını kim karşılayacak?

Soruşturmadaki siyasi ve bürokratik bağlantı iddiaları somut belgelerle ortaya konulacak mı?

Ve belki de en önemli soru:

Kriz ortaya çıktıktan sonra harekete geçmek yeterli mi, yoksa bu piyasayı denetlemekle görevli kurumların kriz öncesindeki performansı da soruşturulacak mı?

Mesele Yalnızca Borsadaki Para Değil

Ortaya çıkan tablo, Türkiye’de finansal piyasalara duyulan güven açısından da önemli.

Çünkü burada söz konusu olan yalnızca yüksek risk alarak borsaya giren profesyonel yatırımcıların kayıpları değil. SPK’nin açıkladığı 455 bin 758 kişilik yatırımcı kitlesi, tasarruflarını fonlar üzerinden değerlendiren geniş bir kesime işaret ediyor.

Bu nedenle soruşturmanın sonucunda yalnızca birkaç yöneticinin cezai sorumluluğunun belirlenmesi kamuoyundaki bütün soruları yanıtlamayabilir.

Kim kazandı, kim kaybetti, kim ne zaman biliyordu ve devletin denetim mekanizmaları ne zaman harekete geçti?

Fon krizinin gerçek hesabı, bu dört sorunun yanıtı ortaya çıktığında yapılabilecek.

Şimdilik resmi tablo net: 131 fon tasfiye sürecinde, 455 bin 758 tekil yatırımcı dosyanın içinde, onlarca kişi hakkında adli işlem yürütülüyor ve 20 şüpheliden 17’si için tutuklama talep ediliyor. Geriye ise yalnızca milyarlarca liralık bir piyasa hesabı değil, Türkiye’nin sermaye piyasalarında güvenin nasıl yeniden kurulacağı sorusu kalıyor.