back to top
Ana Sayfa Haber Şırnak’tan Alaplı’ya Uzanan Emek Yolu Saldırılarla Kesildi

Şırnak’tan Alaplı’ya Uzanan Emek Yolu Saldırılarla Kesildi

EMEP Gaziantep Milletvekili Sevda Karaca, Şırnak’tan Zonguldak’ın Alaplı ilçesine çalışmak için gelen, aralarında çocukların da bulunduğu 70’i aşkın mevsimlik tarım işçisinin iki kez saldırıya uğradığını belirterek, işçilerin can güvenliğinin sağlanmasını ve saldırıların etkili biçimde soruşturulmasını istedi.

Mevsimlik İşçilerin Güvenlik Kaygısı

EMEP Gaziantep Milletvekili Sevda Karaca, sosyal medya hesabından yaptığı açıklamada, Şırnak’tan Zonguldak’ın Alaplı ilçesine çalışmak amacıyla gelen 70’in üzerinde mevsimlik tarım işçisinin iki ayrı saldırının hedefi olduğunu duyurdu. Karaca, aralarında çocukların da bulunduğu işçilerin ciddi bir güvenlik tehdidi altında bırakıldığını belirterek, EMEP Zonguldak il örgütüyle birlikte süreci takip ettiklerini açıkladı.

Karaca, saldırıların yalnızca münferit bir güvenlik sorunu olarak ele alınamayacağını vurguladı. İşçilerin ve ailelerinin can güvenliğinin derhal sağlanması, uğradıkları zararların karşılanması ve saldırıların faillerinin etkili biçimde soruşturulması gerektiğini belirten Karaca, benzer olayların tekrar yaşanmaması için kamu makamlarının gerekli önlemleri almasını istedi.

Sorun Saldırıdan Daha Büyük

Karaca’nın açıklamasında dikkat çektiği temel nokta, mevsimlik tarım işçilerinin çalışma koşullarının yanı sıra kimlikleri nedeniyle karşı karşıya kaldıkları ayrımcılık ve düşmanlaştırma. Şırnak’tan Alaplı’ya çalışmak için giden işçilerin iki kez saldırıya uğramasının, yalnızca olay sonrasında güvenlik tedbiri alınarak çözülemeyecek daha geniş bir toplumsal ve siyasal soruna işaret ettiğini belirten Karaca, Kürt işçilerin farklı kentlerde kimlikleri nedeniyle hedef haline getirilmesine karşı mücadele çağrısı yaptı.

Bu yaklaşım, Türkiye’de mevsimlik tarım işçiliğinin yapısal sorunlarını da yeniden gündeme getiriyor. Geçici ve güvencesiz çalışma düzeni, barınma sorunları, düşük gelir ve işçilerin örgütsüzlüğü, mevsimlik emekçileri yalnızca ekonomik açıdan değil, sosyal ve fiziksel açıdan da daha savunmasız hale getiriyor. Kimlik temelli ayrımcılığın bu tabloya eklenmesi ise çalışma amacıyla kent değiştiren işçilerin güvenliğini daha da kırılganlaştırıyor.

“Devletin Görevi Savunmasız Bırakmak Değil”

Karaca, açıklamasında devletin sorumluluğunun emekçileri kimlikleri üzerinden birbirine karşı savunmasız bırakmak değil, herkesin yaşam hakkını ve eşit yurttaşlık hakkını güvence altına almak olduğunu belirtti. Kürt işçilerin yanı sıra Türkiye’deki bütün emekçilerin güvenlik ve onurunun korunması gerektiğini vurgulayan Karaca, saldırganların açığa çıkarılmasını ve cezasızlığa izin verilmemesini istedi.

Açıklamanın en kritik boyutlarından biri de saldırıların yalnızca adli soruşturma kapsamında ele alınmaması çağrısı oldu. Karaca, benzer olayların tekrarlanmaması için ayrımcılığı ve düşmanlığı besleyen politikalardan vazgeçilmesi gerektiğini savundu. Böylece tartışmayı tek tek saldırganların cezalandırılmasının ötesine taşıyarak, emekçilerin kimlikleri nedeniyle hedef haline gelmesine yol açan toplumsal ve siyasal iklimin sorgulanmasını istedi.

Emek Ve Kimlik Üzerinden Büyüyen Kırılganlık

Şırnak’tan Zonguldak’a çalışmaya giden işçilerin yaşadığı saldırılar, mevsimlik tarım emeğinin görünmeyen maliyetlerinden birini de ortaya koyuyor. Üretimin ihtiyaç duyduğu emek, hasat döneminde kentler arasında hareket ederken, bu emeği taşıyan işçiler çoğu zaman kalıcı bir sosyal ve hukuki güvence mekanizmasından yoksun kalıyor.

Aralarında çocukların da bulunduğu 70’i aşkın işçinin iki kez saldırıya uğradığı iddiası, bu nedenle yalnızca bir güvenlik olayı olarak değil, emekçilerin yaşam hakkının, çalışma hakkının ve eşit yurttaşlığının birlikte tartışılması gereken bir mesele olarak ele alınmalı. Saldırıların faillerinin ortaya çıkarılması ve işçilerin güvenliğinin sağlanması kadar, benzer olayları mümkün kılan ayrımcı anlayışın sorgulanması da kamu otoritelerinin sorumluluğunda.

Karaca’nın açıklaması, bu açıdan iki ayrı sorumluluğa işaret ediyor: Birincisi, saldırıya uğrayan işçilerin ve ailelerinin güvenliğinin derhal sağlanması ve etkili soruşturma yürütülmesi; ikincisi ise emekçileri etnik kimlikleri üzerinden hedef haline getiren ayrımcı ve düşmanlaştırıcı zeminin ortadan kaldırılması. Çünkü bir saldırının ardından önlem almak güvenliği sağlayabilir; ancak saldırıyı mümkün kılan ayrımcılıkla mücadele edilmediği sürece aynı güvencesizlik yeniden üretilebilir.