back to top
Ana Sayfa Haber Hukukun Yerine Sadakat Önerisi

Hukukun Yerine Sadakat Önerisi

AKP Antalya Milletvekili ve anayasa hukukçusu Prof. Dr. Serap Yazıcı Özbudun’un, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’a “Anayasa’ya geçici bir madde koyarak kaydıhayat şartıyla cumhurbaşkanı kalması” yönünde öneride bulunduğu iddiası, yalnızca siyasal bir tartışma değil, anayasal devlet ilkesinin sınırlarını da yeniden gündeme taşıdı. Kısa Dalga yazarı Sedat Bozkurt’un aktardığı bu kulis bilgisi, önerinin bir siyasetçiden değil, anayasa hukuku alanındaki akademik kimliğiyle tanınan bir hukukçudan gelmesi nedeniyle, demokratik hukuk devleti açısından çok daha derin bir tartışmayı beraberinde getiriyor.

İddianın Merkezinde Bir Hukukçu Var

Kısa Dalga yazarı Sedat Bozkurt’un aktardığına göre, Türk Demokrasi Vakfı yönetiminin Cumhurbaşkanlığı Külliyesi’ndeki ziyareti sırasında söz alan AKP Antalya Milletvekili Prof. Dr. Serap Yazıcı Özbudun, parlamenter sistemi savunmaya devam ettiğini ifade ettikten sonra dikkat çekici bir öneri dile getirdi.

Bozkurt’un aktardığına göre Yazıcı Özbudun, “Anayasa’ya geçici bir madde koysak ve siz kaydıhayat şartıyla cumhurbaşkanı kalsanız” ifadelerini kullandı. İddiaya göre salondakiler bu öneri karşısında şaşkınlık yaşarken, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ise öneriyi reddetmek ya da desteklemek yerine “Bunları sonra konuşuruz” yanıtını verdi.

Bu anlatım, doğrulanmayı bekleyen bir kulis bilgisi olmakla birlikte, kamuoyunda kısa sürede geniş yankı uyandırdı. Bunun temel nedeni ise önerinin içeriğinden çok, anayasa hukuku alanında uzun yıllar akademisyen olarak görev yapmış bir hukukçu tarafından dile getirilmiş olmasının yarattığı çelişki oldu.

Geçici Maddeyle Süresiz İktidar Mümkün Mü?

Anayasa hukukunda “geçici maddeler”, anayasal geçiş süreçlerini düzenlemek amacıyla kullanılan teknik hükümler olarak kabul edilir. Hukuki niteliği gereği bu maddeler, belirli bir geçiş dönemini yönetmek için öngörülür; anayasanın temel ilkelerini askıya almak veya demokratik rejimin sürekliliğini ortadan kaldıracak kişiye özgü düzenlemeler yapmak amacıyla kullanılmaları anayasal devlet anlayışıyla bağdaşmaz.

“Kaydıhayat şartıyla cumhurbaşkanlığı” önerisi ise yalnızca görev süresinin uzatılmasını değil, seçim ilkesinin fiilen ortadan kaldırılmasını ifade eden bir içerik taşıyor. Demokratik anayasalarda siyasal iktidarın kaynağı belirli aralıklarla yenilenen halk iradesidir. Süresiz görev, seçimle gelen makamı seçimden bağımsız hale getirerek cumhuriyetin temel ilkeleriyle açık bir gerilim yaratır.

Hukuk devletinin özü, kişilerin hukuka tabi olmasıdır; hukukun kişilere göre yeniden şekillendirilmesi değil. Bu nedenle anayasal düzenin belirli bir kişiye göre tasarlanmasını öneren yaklaşımlar, yalnızca teknik bir anayasa değişikliği tartışması olarak görülemez; anayasanın genel, soyut ve eşit uygulanabilir normlar bütünü olma niteliğini de tartışmaya açar.

Parlamenter Sistem Savunusuyla Çelişen Bir Yaklaşım

Prof. Dr. Serap Yazıcı Özbudun, uzun yıllar boyunca parlamenter sistemi savunan akademik çalışmalarıyla tanınan bir isimdi. Nitekim kulis bilgisine göre de görüşmede parlamenter sistemi savunmaya devam ettiğini ifade etti.

Ancak parlamenter sisteme dönüşü savunurken aynı anda yürütme yetkisinin belirli bir kişi için ömür boyu korunmasını önermek, anayasal mantık bakımından ciddi bir çelişki oluşturuyor. Çünkü parlamenter sistemin temel özelliklerinden biri, yürütmenin demokratik denetim altında olması, görev sürelerinin sınırlı bulunması ve siyasal iktidarın seçimler yoluyla düzenli biçimde el değiştirebilmesidir.

Bu nedenle öneri, parlamenter sistem tartışmasının ötesinde, kişiselleşmiş iktidarın anayasal güvenceye kavuşturulması düşüncesini çağrıştırıyor.

Demokrasinin Ölçüsü Seçimlerin Sürekliliğidir

Modern anayasal demokrasilerde hiçbir siyasal makam, sahibinin kişisel konumuna göre tanımlanmaz. Görev süreleri, yetkiler ve denetim mekanizmaları kişiler için değil, kurumlar için düzenlenir. Anayasaların temel işlevi de tam olarak budur: Siyasal gücü sınırlandırmak ve onu hukukun içine yerleştirmek.

Bu nedenle “ömür boyu cumhurbaşkanlığı” fikri yalnızca Türkiye Cumhuriyeti Anayasası’nın mevcut hükümleriyle değil, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin dayandığı çoğulcu demokrasi anlayışı ve Avrupa Konseyi’nin anayasal standartlarıyla da bağdaşmayan bir yaklaşım olarak değerlendirilebilir.

Demokratik sistemlerde seçimler yalnızca yöneticileri belirleyen teknik süreçler değildir; aynı zamanda iktidarın değişebilir olduğunu topluma sürekli hatırlatan temel güvencedir. Süresiz iktidar fikri ise bu güvencenin ortadan kalktığı, siyasal meşruiyetin seçimlerden değil kişiden türetildiği bir rejim anlayışına işaret eder.

Asıl Tartışma Bir Cümleden Daha Fazlası

Sedat Bozkurt’un aktardığı kulis bilgisinin doğruluğu bağımsız kaynaklarca teyide muhtaç olsa da, kamuoyunda oluşan tartışmanın merkezinde yalnızca bir öneri değil, anayasal düşüncenin geldiği nokta bulunuyor.

Bir anayasa hukukçusunun, demokratik hukuk devletinin temel ilkeleri yerine belirli bir siyasal aktörün görevini ömür boyu sürdürebilmesini mümkün kılacak anayasal formüller önermesi, Türkiye’de anayasanın iktidarı sınırlayan bir toplumsal sözleşme olmaktan çıkarılıp, iktidarın ihtiyaçlarına göre yeniden biçimlendirilebilecek esnek bir metin olarak görülmeye başlandığı yönündeki eleştirileri güçlendiriyor.

Demokrasiler, kişilere duyulan güven üzerine değil, kişilerin yetkilerini sınırlandıran kurallar üzerine inşa edilir. Hukukçunun görevi de bu sınırları genişletmek değil, korumaktır.