back to top
Ana Sayfa Haber Buğra Gökçe’nin 15 Aylık Tutukluluk İsyanı: “CHP’den Aday Olduysanız Silivri’de Yatan Oluyorsunuz”

Buğra Gökçe’nin 15 Aylık Tutukluluk İsyanı: “CHP’den Aday Olduysanız Silivri’de Yatan Oluyorsunuz”

İBB davasında savunma yapan Buğra Gökçe, 30 yıllık kamu kariyerini, hakkındaki suçlamaları ve uzun tutukluluk sürecini anlatarak; kendisine yöneltilen suçlamaların somut delillere değil, siyasi ve idari tercihlerle şekillenen bir yaklaşıma dayandığını savundu. Gökçe’nin “kamuya hizmet etmiş bir bürokratın rutin imzaları üzerinden suçlanması” eleştirisi, ceza yargılamasında bireysel sorumluluk, delil standardı ve tutuklamanın niteliği tartışmalarını yeniden gündeme taşıdı.

30 Yıllık Bürokrasiye Karşı 15 Aylık Tutukluluk

İBB Genel Sekreter Yardımcısı ve şehir plancısı Buğra Gökçe, İBB davasındaki savunmasında hayat hikâyesinden kamu görevine, hakkındaki suçlamalardan tutukluluk sürecine kadar geniş bir çerçeve çizdi. Gökçe, kamu görevini her zaman “millete hesap verme sorumluluğu” olarak gördüğünü belirterek, denetlenmekten kaçınmadığını ancak yasal koşullar oluşmadan tutuklanmasının hukuk açısından sorunlu olduğunu ifade etti.

30 yıllık kamu görevinde çok sayıda soruşturma, Sayıştay denetimi ve inceleme geçirdiğini anlatan Gökçe, buna rağmen ilk kez cezaeviyle karşı karşıya kaldığını söyledi. “Kaderde bu sandalyeye oturmak varmış” sözleriyle yaşadığı süreci anlatan Gökçe, ardından “Bu nasıl bir kader?” sorusunu yöneltti.

Savunmasının temelini üç başlık üzerine kurduğunu belirten Gökçe; “Ben kimim, hakkımdaki suçlamalar geçmişimle ve değerlerimle uyumlu mu, son 15 ayda ne yaşadım?” soruları üzerinden mahkemeye hitap ettiğini söyledi.

“Rant Üreten Alanlarda Görev Yaptım Ama Rantın Parçası Olmadım”

Gökçe, şehir planlama ve belediye yönetiminde görev yaptığı alanların rant açısından en hassas alanlar olduğunu ancak kariyeri boyunca kamu yararı ilkesinden ayrılmadığını savundu. Kent planlamasında küçük bir kararın bile büyük ekonomik sonuçlar doğurabileceğini belirten Gökçe, kendisini bu nedenle kamu yararı ve toplumsal fayda ekseninde tanımladı.

Hakkındaki rüşvet, dolandırıcılık ve örgüt suçlamalarının mesleki geçmişiyle bağdaşmadığını ifade eden Gökçe, MASAK raporlarının da bu yöndeki iddiaları desteklemediğini savundu. “Rüşvet iddiasıyla tutuklanıp diğer suçların sanığı olmak” durumunu “trajikomik bir kader cilvesi” olarak nitelendirdi.

Savunmasında, kendisi hakkında herhangi bir kesinleşmiş kamu zararı kararı bulunmadığını belirten Gökçe, kamu hizmetindeki geçmişinin ve denetimlerden geçmiş olmasının dikkate alınmasını istedi.

İhale Suçlamalarına Hukuki Yanıt: “Somut Fiil Nerede?”

Gökçe’nin savunmasının önemli bölümünü ihaleye fesat karıştırma ve kamu zararına ilişkin suçlamalar oluşturdu. Bir kamu görevlisinin bu suçlardan sorumlu tutulabilmesi için somut bir eylemin ortaya konması gerektiğini belirten Gökçe, iddianamede kendisine böyle bir fiil isnat edilmediğini savundu.

İhaleye katılımı engellemek, gizli bilgi paylaşmak, sahte belge düzenlemek, menfaat sağlamak veya ihale şartlarına kasıtlı müdahale etmek gibi unsurların hiçbirinin kendisi açısından gerçekleşmediğini belirten Gökçe, doğrudan ihale komisyonunda yer almadığını ve ihaleyi kazanan tarafın belediye iştiraki olduğunu söyledi.

Gökçe ayrıca, imza attığı işlemlerin tek başına sonuç doğuran kararlar olmadığını, süreçlerin encümen ve ilgili idari mekanizmalar tarafından yürütüldüğünü ifade etti. Daha önceki idari değerlendirmelerde de benzer işlemler nedeniyle sorumluluk bulunmadığı yönünde kararlar olduğunu savundu.

Muhammen Bedel Tartışması: “Hukuki Kavramlar Birbirine Karıştırıldı”

Savunmanın dikkat çeken bölümlerinden biri de ihale mevzuatı arasındaki farklara ilişkin oldu. Gökçe, bilirkişi raporlarında farklı ihale kanunlarına ait kavramların birbirine karıştırıldığını ve bunun suç isnadının temelini oluşturduğunu iddia etti.

2886 sayılı Devlet İhale Kanunu kapsamında muhammen bedelin aleni olduğunu, bunun gizli bir bilgi gibi değerlendirilmesinin hukuki hata olduğunu söyleyen Gökçe, düşük bedelin rekabeti azaltmak değil artırmak sonucunu doğurabileceğini savundu.

Kamu zararının hesaplanma yönteminin de hukuka uygun olmadığını belirten Gökçe, bu tür zararların tespitinde Sayıştay denetimlerinin önemine dikkat çekti ve rutin denetimlerde kamu zararı tespiti bulunmadığını ifade etti.

“Hedef Seçildik” İddiası Ve Siyasi Ayrım Tartışması

Gökçe savunmasında, iddianamenin bazı kişileri dışarıda bırakıp kendisi gibi bazı isimleri hedef aldığını ileri sürdü. Aynı süreçlerde görev alan veya benzer imzaları bulunan kişilerin farklı hukuki durumlarla karşılaşmasını eleştirdi.

Soruşturma sürecinde aleyhine kullanılan bazı raporları hazırlayan kişilerle ilgili daha sonra gerçekleşen görevlendirme ve terfi süreçlerinin de değerlendirilmesi gerektiğini belirten Gökçe, bunun tarafsızlık açısından tartışmalı olduğunu savundu.

Savunmasının sonunda ise siyasi kimliği üzerinden bir eşitsizlik yaşandığını iddia ederek, “CHP’den aday olduysanız Silivri’de yatan oluyorsunuz” ifadelerini kullandı.

Buğra Gökçe’nin savunması, yalnızca kendi dosyasına ilişkin hukuki itirazlar değil; Türkiye’de kamu görevlilerinin cezai sorumluluğu, uzun tutukluluk, siyasi davalarda delil standardı ve yargı süreçlerinin tarafsızlığı üzerine daha geniş bir tartışmanın parçası olarak öne çıktı.


  • TB / Buğra Gökçe’nin İBB davasındaki savunma metni