back to top
Ana Sayfa Haber İmamoğlu: “Bu İş Çöktü”; Savunmalar İBB Davasının Dayandığı Zemini Tartışmaya Açtı

İmamoğlu: “Bu İş Çöktü”; Savunmalar İBB Davasının Dayandığı Zemini Tartışmaya Açtı

İBB Davası’nın 50’inci gününde sanık avukatları, suçlamaların somut deliller yerine yorumlara dayandırıldığını, yıllardır uygulanan ihale yöntemlerinin bugün suç olarak gösterildiğini ve tutukluluk değerlendirmelerinde dahi ciddi usul hataları yapıldığını savundu. Duruşma sonunda destekçilerine seslenen Ekrem İmamoğlu’nun “Bu iş çöktü. Önümüze bakalım” sözleri, mahkeme salonunda gün boyu dile getirilen savunmaların ortak iddiasını özetleyen siyasi bir değerlendirme olarak öne çıktı.

CHP’nin cumhurbaşkanı adayı ve İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Ekrem İmamoğlu’nun da sanıkları arasında bulunduğu İBB Davası’nın 50’inci gününde yapılan duruşma, yalnızca sanık savunmalarına değil, soruşturma ve iddianamenin dayandığı hukuki zemine ilişkin tartışmalara da sahne oldu.

Silivri’deki Marmara Cezaevi yerleşkesinde görülen duruşmada, İBB Basın Yayın ve Halkla İlişkiler Dairesi Başkanı Taner Çetin ve diğer sanıklar adına yapılan savunmalarda, yıllardır uygulanan ihale yöntemlerinin bugün suçlama konusu yapılmasının hukuk devleti ilkeleriyle bağdaşmadığı vurgulandı.

İhale Uygulamaları Üzerinden Kurulan Suçlama Tartışıldı

Taner Çetin’in avukatları, müvekkillerinin suçlandığı ihale yöntemlerinin yeni olmadığını, aynı uygulamaların önceki belediye yönetimleri döneminde de kullanıldığını belirtti. Savunmalarda, 2012 yılından itibaren benzer yöntemlerle gerçekleştirilen ihalelerin bugün “fesat” olarak tanımlanmasının hukuki değil, yoruma dayalı bir yaklaşım olduğu ifade edildi.

Avukatlar, dosyada Çetin’i suçla ilişkilendirecek para hareketi, talimat, iletişim kaydı ya da kişisel menfaat elde edildiğini gösteren herhangi bir somut delilin bulunmadığını savunarak, iddiaların varsayımlar üzerinden inşa edildiğini dile getirdi.

“Delil Yerine Yorum Üretiliyor” Eleştirisi

Çetin’in avukatı Turgut Hökenek ise savcılığın ortaya koyduğu suçlamaların somut eylemlerden çok soyut kavramlara dayandığını belirtti. Hökenek, hangi ihalenin nasıl manipüle edildiğinin ortaya konulamadığını, müvekkilinin mal varlığında da herhangi bir gayrimeşru zenginleşme tespit edilmediğini söyledi.

Kamuoyuna yansıyan “14 milyonluk villa” iddiasına da yanıt veren Hökenek, söz konusu taşınmazın müvekkiline ait olmadığını, kiracı olarak oturduğunu ve buna ilişkin kira sözleşmesi ile ödeme kayıtlarını mahkemeye sunacaklarını açıkladı.

Savunmanın dikkat çeken noktalarından biri de, 2019 öncesinde aynı uygulamaları yapan bürokratlar hakkında herhangi bir suçlama yöneltilmezken bugün aynı işlemlerin suç sayılması oldu. Avukatlar, hukuk sisteminin kişilere ve dönemlere göre değişen suç tanımlarıyla işletilemeyeceğini savundu.

Tutukluluk İncelemesindeki Hata Duruşmaya Damga Vurdu

Duruşmada en dikkat çekici savunmalardan biri de Medya AŞ Satın Alma ve İhale Müdürü Fatoş Ayık’ın avukatlarından geldi.

Avukat Uğur Güner, tutukluluk incelemesi sırasında müvekkili Fatoş Ayık ile başka bir sanık olan Fatoş Pınar Türker’in beyanlarının karıştırıldığını anlattı. Güner’in aktardığına göre, Ayık’ın hiç katılmadığı bir SEGBİS oturumundaki ifadeler ona aitmiş gibi tutanaklara geçirilirken, buna rağmen her iki sanık hakkında da tutukluluğun devamına karar verildi.

Savunma makamı, bu durumun dosyada kişiye özgü değerlendirme yapılmadığı yönündeki eleştirileri güçlendirdiğini belirtti.

“Özel Yerleştirme” İddiasına Geçmiş Kayıtlarla Yanıt

Ayık hakkında yöneltilen, Medya AŞ’ye Murat Ongun tarafından “özel olarak yerleştirildiği” yönündeki iddiaya da karşı çıkan savunma tarafı, Ayık’ın şirkette 2010 yılından bu yana, yani Kadir Topbaş döneminden beri görev yaptığını hatırlattı.

Bu durumun iddianamede çizilen örgüt şemasındaki temel varsayımlarla çeliştiğini savunan avukatlar, müvekkillerinin kariyer geçmişlerinin suçlama anlatısını doğrulamadığını ileri sürdü.

İmamoğlu: “Önümüze Bakalım”

Duruşmanın ardından cezaevi önünde kendisine destek vermek için toplanan yurttaşlara seslenen Ekrem İmamoğlu ise davaya ilişkin en net siyasi değerlendirmelerden birini yaptı.

Destekçilerine teşekkür eden İmamoğlu, “İyi ki varsınız. Onur duyuyorum, gurur duyuyorum. Mücadelemiz büyük. Bu iş çöktü. Önümüze bakalım, önümüze” ifadelerini kullandı.

İmamoğlu’nun “Bu iş çöktü” sözleri, gün boyunca mahkeme salonunda dile getirilen savunmaların ortak eksenine işaret etti. Savunma makamları, dosyanın somut delillerden çok yorumlara dayandığını, yıllardır sürdürülen idari uygulamaların sonradan suç olarak tanımlandığını ve bazı kritik süreçlerde usul hatalarının ortaya çıktığını savunurken; İmamoğlu bu tabloyu siyasi bir sonuç cümlesiyle özetledi.

Davanın bundan sonraki aşamalarında mahkemenin vereceği kararlar kadar, savunmaların ortaya koyduğu bu çelişkilere nasıl yanıt verileceği de yargılamanın meşruiyetine ilişkin tartışmalar açısından belirleyici olacak görünüyor.