back to top
Ana Sayfa Haber Birlik Çağrısından Tasfiyeye: CHP’nin Hesaplarında İlk Hedef Özel Ve İmamoğlu Oldu

Birlik Çağrısından Tasfiyeye: CHP’nin Hesaplarında İlk Hedef Özel Ve İmamoğlu Oldu

CHP’de mahkeme kararıyla başlayan yönetim krizinin ardından partinin resmi sosyal medya hesaplarının kontrolünü devralan Kemal Kılıçdaroğlu ekibinin ilk icraatlarından biri, seçilmiş Genel Başkan Özgür Özel ve tutuklu cumhurbaşkanı adayı Ekrem İmamoğlu’nu takip listesinden çıkarmak oldu. Bir yandan “birlik, yoldaşlık ve kenetlenme” çağrısı yapılırken, diğer yandan partinin son dönemdeki en önemli iki siyasi figürüne yönelik bu sembolik hamle, parti tabanında ve siyaset kulislerinde yeni tartışmaları beraberinde getirdi.

Sosyal Medya Hesaplarında Yeni Dönem

İstinaf mahkemesinin verdiği “mutlak butlan” kararı sonrasında CHP Genel Başkanlığı görevine getirilen Kemal Kılıçdaroğlu yönetimi, partiye ait resmi sosyal medya hesaplarının kontrolünü aşamalı olarak devralmaya başladı.

Facebook ve Instagram hesaplarının ardından CHP’nin resmi X hesabının da yeni yönetime geçmesiyle birlikte ilk dikkat çeken değişiklik, partinin mevcut Genel Başkanı Özgür Özel ile cumhurbaşkanı adayı Ekrem İmamoğlu’nun takip listesinden çıkarılması oldu.

Bu hamle, teknik bir hesap düzenlemesinin ötesinde siyasi bir mesaj olarak yorumlandı. Çünkü sosyal medya platformlarında takip edilen hesaplar, yalnızca iletişim tercihlerini değil, aynı zamanda siyasi aidiyetleri ve kurumsal öncelikleri de yansıtan sembolik göstergeler olarak kabul ediliyor.

İlk Mesaj: Kılıçdaroğlu’nun Grup Toplantısı

X hesabının devrinden sonra yapılan ilk paylaşımda, Kemal Kılıçdaroğlu’nun 9 Haziran Salı günü gerçekleştirilecek CHP TBMM Grup Toplantısı’na başkanlık edeceği duyuruldu.

Bu paylaşım, yeni yönetimin kamuoyuna verdiği ilk resmi mesaj olurken, aynı gün Özgür Özel ve Ekrem İmamoğlu’nun takipten çıkarılması dikkatleri daha da bu gelişme üzerine çekti.

Parti içindeki birçok isim, böylesine kritik bir dönemde yapılan bu tercihin tesadüfi olmadığını ve yeni yönetimin siyasi yönelimine ilişkin önemli işaretler taşıdığını değerlendiriyor.

Birlik Söylemi İle Siyasi Pratik Arasındaki Çelişki

Kemal Kılıçdaroğlu’nun son günlerde yaptığı açıklamalarda en fazla öne çıkan kavramlar “birlik”, “sağduyu”, “yoldaşlık” ve “kenetlenme” olmuştu.

Kılıçdaroğlu, kurultay sürecini başlatacağını duyurduğu açıklamasında da CHP’nin farklı görüşlerle büyüyen büyük bir aile olduğunu vurgulamış ve örgüte birlik çağrısı yapmıştı.

Ancak parti hesaplarının kontrolünü alan ekibin ilk sembolik hamlesinin, partinin halen geniş kesimler tarafından meşru lider olarak görülen Özgür Özel ile cumhurbaşkanlığı adaylığı sürecinin merkezindeki Ekrem İmamoğlu’nu görünmezleştirmeye yönelik bir adım olarak algılanması, bu söylem ile uygulama arasındaki mesafeyi yeniden tartışmaya açtı.

Siyaset biliminde meşruiyet krizlerinin yaşandığı dönemlerde semboller, kimi zaman alınan idari kararlardan daha büyük anlamlar taşır. Bu nedenle yaşanan gelişme yalnızca bir “takipten çıkma” işlemi olarak değil, CHP içindeki güç mücadelesinin dijital alana yansıması olarak değerlendiriliyor.

Asıl Tartışma Niyet Meselesi

Parti kulislerinde en çok konuşulan konu ise bu hamlenin ardındaki siyasi amaç.

Kılıçdaroğlu yönetimi kurultay sürecini başlatacağını ve parti içinde birlik sağlayacağını açıklarken, ilk icraat olarak mevcut siyasi liderliği temsil eden isimleri kurumsal görünürlükten uzaklaştırması, “uzlaşma mı, tasfiye mi?” sorusunu gündeme taşıdı.

Özellikle son aylarda CHP’nin kitlesel mitinglerinin merkezinde yer alan Özgür Özel ve Ekrem İmamoğlu’nun kurumsal hesaplardan dışlanması, bazı çevreler tarafından parti hafızasını ve son dönemde oluşan siyasi enerjiyi silmeye dönük bir girişim olarak yorumlanıyor.

Bu nedenle yaşanan gelişme, yalnızca sosyal medya yönetimindeki bir değişiklik değil; CHP’nin geleceği, liderlik mücadelesi ve parti içi meşruiyet tartışmalarının yeni bir aşamaya geçtiğinin işareti olarak görülüyor.

Semboller Bazen Sözlerden Daha Güçlüdür

Siyasette niyetler çoğu zaman açıklamalarla değil, atılan ilk adımlarla okunur.

Eğer amaç gerçekten parti içi birlik ve ortak mücadele zemini oluşturmaksa, böylesine kritik bir dönemde CHP’nin en görünür iki siyasi aktörünü kurumsal hesaplardan dışlamak, bu hedefle uyumlu bir görüntü vermiyor.

Tam tersine, yapılan ilk hamle, kamuoyunda uzlaşma ve bütünleşmeden çok, yeni bir güç konsolidasyonu ve siyasi alanı yeniden şekillendirme girişimi olarak algılanıyor.

Bu nedenle CHP’nin resmi hesaplarında yaşanan değişim, teknik bir sosyal medya düzenlemesinden çok daha fazlasını ifade ediyor. Tartışma artık hesapların kimde olduğu değil, bu hesaplar üzerinden nasıl bir siyasi iradenin inşa edilmeye çalışıldığı sorusunda düğümleniyor.