back to top
Ana Sayfa Haber Gazeteciyi Hedef Göstermek Basın Özgürlüğünü Hedef Almaktır

Gazeteciyi Hedef Göstermek Basın Özgürlüğünü Hedef Almaktır

DİSK Basın-İş, Gürsel Tekin’in BirGün Gazetesi’nin haberi üzerine düzenlediÄŸi basın açıklamasında gazetecilere yönelik kullandığı ifadelerin kabul edilemez olduÄŸunu belirterek sert tepki gösterdi. Sendika, haberlere yanıtın gazetecileri hedef göstermek ya da hakaret etmek deÄŸil, iddiaları somut bilgi ve belgelerle çürütmek olduÄŸunu vurgulayarak, basın özgürlüğünün siyasal hesaplaÅŸmaların aracı haline getirilemeyeceÄŸinin altını çizdi.

DİSK Basın-İş’ten Sert Tepki: Gazetecilik Suç DeÄŸildir

BirGün Gazetesi’nin CHP’nin İstanbul’daki üye katılım törenine iliÅŸkin yayımladığı haberin ardından büyüyen tartışmalara bir tepki de DİSK Basın-İş’ten geldi.

Sendika, sosyal medya hesabından yaptığı yazılı açıklamada, Gürsel Tekin’in düzenlediÄŸi basın toplantısında basın özgürlüğünü hedef alan söylemler kullandığını belirterek, gazetecilere yönelik hakaret ve hedef gösterme içeren ifadeleri kesin bir dille kınadı.

Açıklamada, bir haberin eleştirilebileceği, yanlışlanabileceği ya da hukuki yollarla tartışılabileceği; ancak bunu yaparken gazetecilerin kişisel olarak hedef haline getirilmesinin demokratik toplumlarda kabul edilemeyeceği vurgulandı.

Eleştiri Başka, Gazeteciyi İtibarsızlaştırmak Başka

DİSK Basın-İş, açıklamasında özellikle basın toplantısı sırasında haberi hazırlayan gazeteciye yönelik kullanılan ifadelerin mesleki itibarı hedef aldığını belirtti.

Sendikaya göre bir haberin doğruluğu ya da yanlışlığı tartışılabilir; ancak gazeteciyi aşağılayan, suçlayan veya kamuoyu önünde hedef gösteren söylemler, yalnızca ilgili gazeteciyi değil, toplumun haber alma hakkını da doğrudan tehdit ediyor.

Basın meslek örgütleri uzun süredir Türkiye’de gazetecilerin siyasi tartışmaların merkezine çekilmesi ve haberleri nedeniyle hedef gösterilmesi eÄŸiliminin giderek yaygınlaÅŸtığına dikkat çekiyor. DİSK Basın-İş’in açıklaması da bu endiÅŸeyi bir kez daha kamuoyunun gündemine taşıdı.

Basın, Siyasi Hesaplaşmaların Aracı Olamaz

Açıklamada dikkat çeken bir diğer vurgu ise medyanın demokratik toplumdaki işlevine ilişkin oldu.

DİSK Basın-İş, hiçbir yayın organının veya gazetecinin herhangi bir siyasi aktörün “aparatı” ya da siyasi polemiklerin “aÅŸağılama kürsüsü” olarak görülemeyeceÄŸini belirtti.

Sendika, basın ve ifade özgürlüğünün yalnızca gazetecilerin mesleki güvencesi olmadığını; aynı zamanda yurttaşların doğru ve bağımsız bilgiye ulaşma hakkının temel güvencesi olduğunu ifade etti.

Bu nedenle gazetecilere yönelik hedef gösterme, hakaret ve tehdit içeren açıklamaların yalnızca bireysel bir saldırı değil, demokratik kamu düzenine yönelik bir müdahale niteliği taşıdığı değerlendirmesinde bulunuldu.

Haberlere Yanıtın Adresi Gazeteci Değil Kanıttır

Son dönemde siyasal tartışmalarda sıkça görülen bir yöntem yeniden gündeme geliyor. Kamuoyunda rahatsızlık yaratan haberler karşısında, haberin içeriğine ilişkin somut açıklamalar yapmak yerine gazetecilerin kişiliğini hedef alan söylemler öne çıkıyor.

Oysa demokratik toplumlarda gazetecilik faaliyetinin denetlenme yöntemi; hakaret, suçlama veya hedef gösterme değil, karşı delillerin ortaya konulması, tekzip hakkının kullanılması ve gerektiğinde bağımsız yargı süreçlerine başvurulmasıdır.

Basın özgürlüğünün gerçek anlamı, yalnızca iktidarların veya siyasi aktörlerin hoşuna giden haberlerin yayımlanabilmesi değil; kamu yararı taşıyan, rahatsız edici olsa bile sorgulayıcı haberciliğin güvence altında olmasıdır.

Meslek Örgütlerinden Ortak Mesaj: Gazeteciler Yalnız Değil

DİSK Basın-İş’in açıklaması, daha önce ÇaÄŸdaÅŸ Gazeteciler DerneÄŸi’nin (ÇGD) yaptığı benzer içerikli deÄŸerlendirmeyle de örtüşüyor.

Her iki meslek örgütü de haber nedeniyle gazetecilerin hedef gösterilmesini, itibarsızlaştırılmasını ve baskı altına alınmasını kabul edilemez bulurken; siyasal tartışmaların odağında gazetecilerin değil, haberlerde ortaya konulan iddiaların ve bunlara ilişkin kanıtların yer alması gerektiğini savunuyor.

Basın özgürlüğünün giderek daha fazla tartışıldığı bir dönemde yapılan bu açıklamalar, gazetecilik mesleğinin yalnızca hukuki değil, aynı zamanda siyasal baskılar karşısında da korunması gerektiğine yönelik ortak mesleki duruşun ifadesi olarak değerlendiriliyor.