DEM Parti Eş Genel Başkanları Tülay Hatimoğulları ve Tuncer Bakırhan, Cumhuriyet Halk Partisi Genel Merkezi’ne polis eşliğinde yapılan müdahaleye sert tepki göstererek, “Zorla, kapı kırmalarla, gazla siyasi bir mesele çözülemez” açıklamasında bulundu; çıkış, Türkiye’de muhalefetin yargı ve güvenlik aygıtı üzerinden yeniden şekillendirildiği tartışmalarını daha da büyüttü.
CHP Genel Merkezi’nde Gerilim Tırmandı
Sabah saatlerinde CHP Genel Merkezi önünde yaşanan gerginlik, çevik kuvvet ekiplerinin bina çevresine konuşlandırılması ve ardından gerçekleştirilen polis müdahalesiyle yeni bir boyuta taşındı.
Edinilen bilgilere göre, CHP Grup Başkanvekili Murat Emir ve beraberindeki heyetin İçişleri Bakanı Mustafa Çiftçi ile yaptığı görüşmenin hemen ardından polis ekipleri genel merkeze müdahalede bulundu.
Süreç boyunca eski CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu’nun polis desteğiyle genel merkeze giriş yaptığına ilişkin görüntüler ve iddialar, siyasi tansiyonu daha da yükseltti.
DEM Parti: “Bu Görüntüler Demokrasiyi Yaralıyor”
DEM Parti Eş Genel Başkanları tarafından yapılan yazılı açıklamada, CHP Genel Merkezi’nde ortaya çıkan görüntülerin yalnızca bir parti içi kriz değil; doğrudan demokrasi ve hukuk sorunu olduğu vurgulandı.
Açıklamada, “Demokratik düzenlerde parti binaları kaba kuvvetin değil, müzakere ve uzlaşının mekanlarıdır” denilerek, siyasi krizlerin polis müdahalesiyle değil diyalog yoluyla çözülmesi gerektiği ifade edildi.
“Zorla, kapı kırmalarla, gazla siyasi mesele çözülemez” vurgusu ise son dönemde muhalefet partilerine yönelik güvenlik merkezli müdahalelere karşı en açık siyasi tepkilerden biri olarak değerlendirildi.
DEM Parti’nin açıklaması, CHP’de yaşanan sürecin artık yalnızca parti içi liderlik tartışması olmaktan çıktığını; devlet aygıtının siyasal alan üzerindeki rolüne ilişkin daha geniş bir tartışmaya dönüştüğünü ortaya koyuyor.
“Ana Muhalefetteki Sarsıntı Türkiye’yi Etkiler”
Açıklamada dikkat çeken bir diğer unsur ise CHP’nin Türkiye siyasetindeki rolüne yapılan vurgu oldu.
DEM Parti yönetimi, CHP’nin “Türkiye’nin demokratik dengesinin önemli ağırlık merkezlerinden biri” olduğunu belirterek, ana muhalefet partisinde yaşanan her sarsıntının ülkenin siyasal düzenini doğrudan etkileyeceğini ifade etti.
Bu değerlendirme, DEM Parti’nin CHP’ye yönelik müdahaleyi yalnızca kurumsal bir kriz olarak değil; Türkiye’de siyasal sistemin bütününe yönelik istikrarsızlaştırıcı bir gelişme olarak gördüğünü gösteriyor.
Açıklamada ayrıca tüm siyasi aktörlere “demokratik irade”, “müzakere” ve “vakarlı siyaset” çağrısı yapıldı.
Muhalefet Arasında Demokrasi Ekseni Güçleniyor
Son haftalarda CHP’ye yönelik “mutlak butlan” kararı, belediyelere dönük operasyonlar ve yargı müdahaleleri üzerine yükselen tartışmalar düşünüldüğünde, DEM Parti’nin bu çıkışı muhalefet içindeki “demokrasi ortak paydası”nın daha görünür hale geldiğine işaret ediyor.
Özellikle parti merkezine yönelik polis müdahalesi görüntülerinin ardından gelen bu açıklama, muhalefet cephesinde sürecin yalnızca hukuki değil; aynı zamanda siyasal rejim ve demokratik temsil meselesi olarak okunduğunu ortaya koyuyor.
DEM Parti’nin “üzerimize düşen her türlü sorumluluğu almaya hazırız” mesajı ise önümüzdeki süreçte muhalefet partileri arasında daha geniş bir demokratik dayanışma hattının kurulabileceği yorumlarına neden oldu.











