CHP Genel Başkan Yardımcısı Evrim Rızvanoğlu, iklim krizinin yalnızca çevresel değil yapısal bir yönetişim sorunu olduğuna dikkat çekerek, kadın liderliğinin krizleri önceden öngören ve dönüştüren politikalar üretmede kritik rol oynadığını vurguladı.
İklim Krizi Ve Siyasi Yavaşlık Eleştirisi
İstanbul’da Küresel Isınmayla Mücadele Eden Kadın Siyasetçiler Platformu (WPGW) ile Friedrich Ebert Vakfı (FES) iş birliğinde düzenlenen uluslararası panelde konuşan CHP Genel Başkan Yardımcısı Evrim Rızvanoğlu, iklim krizinin artık bir “değişim” değil, gezegenin yaşam sistemlerini tehdit eden çok katmanlı bir kriz olduğunu belirtti. Rızvanoğlu, bilimsel verilerin çözüm yollarını açıkça ortaya koymasına rağmen siyasi mekanizmaların bu bilgiyi uygulamaya dönüştürmekte geciktiğini ifade etti.
Rızvanoğlu’na göre sorun bilgi eksikliğinden çok, karar alma süreçlerindeki yapısal tıkanıklıklar ve politik tercihlerden kaynaklanıyor. İklim politikasının önünde üç temel engel bulunduğunu belirten Rızvanoğlu, bunları “bilimi reddedenler”, “eylemi erteleyenler” ve “çıkar ilişkileri nedeniyle dönüşüme direnen yapılar” olarak tanımladı. Bu çerçevede fosil yakıt lobileri ve onlarla ilişkili siyasi ağların süreci yavaşlattığına işaret etti.
Kadın Liderliği Ve İklim Politikalarında Etki
Rızvanoğlu, kadın siyasetçilerin iklim krizine yaklaşımındaki farkın yalnızca temsil meselesi olmadığını, aynı zamanda değerler ve deneyim üzerinden şekillendiğini dile getirdi. Araştırmaların, kadınların çevresel risklere karşı daha yüksek duyarlılık geliştirdiğini ve bu durumun daha hızlı ve kararlı politik reflekslere dönüştüğünü ortaya koyduğunu belirtti.
Birleşmiş Milletler verilerine atıfla, iklim krizinin sonuçlarından kadınların ve çocukların çok daha ağır etkilendiğini hatırlatan Rızvanoğlu, bu durumun kadın liderliğini yalnızca temsili değil, aynı zamanda zorunlu kıldığını ifade etti. Kadınların kapsayıcı ve eşitlikçi liderlik anlayışının, iklim politikalarında daha etkili sonuçlar üretebileceğini vurguladı.
Uluslararası Temsil Ve Eksik Halka Sorunu
Rızvanoğlu, uluslararası iklim müzakerelerinde kadın temsilinin artmasına rağmen hâlâ yetersiz olduğunu belirtti. COP26’da kadınların resmi rollerinin yüzde 33 seviyesinde kaldığını, sonraki süreçte bu oranın sınırlı bir artışla yüzde 40’a yükseldiğini ifade ederek, bu artışın yapısal eşitsizliği ortadan kaldırmaya yetmediğini söyledi.
Georgetown Üniversitesi’nin politika raporuna atıfla, kadınların karar alma süreçlerine katılımındaki her artışın iklim uyum kapasitesini doğrudan güçlendirdiğini belirten Rızvanoğlu, buna rağmen kadın liderliğinin hâlâ “eksik halka” olarak kaldığını dile getirdi. Bu eksikliğin, küresel iklim yönetişiminin bütünlüğünü zayıflattığını ifade etti.
CHP’nin Uluslararası İklim Ağı Ve Stratejik Konumlanışı
Rızvanoğlu, kurucuları arasında yer aldığı Küresel Isınmayla Mücadele Eden Kadın Siyasetçiler Platformu’nun, sembolik bir dayanışma değil, somut politik etki üretmeyi hedefleyen bir koordinasyon ağı olduğunu belirtti. Platformun, farklı ülkelerden kadın siyasetçileri ortak bir zeminde buluşturarak bilgi aktarımı, eş zamanlı politika üretimi ve uluslararası baskı mekanizması oluşturmayı amaçladığını vurguladı.
Bu çerçevede CHP’nin çevre politikalarını yalnızca ulusal sınırlar içinde değil, uluslararası iş birlikleri üzerinden konumlandırdığına işaret eden Rızvanoğlu, iklim krizine karşı mücadelenin ancak sınır aşan kolektif bir siyasetle mümkün olabileceğini ifade etti. “Artık mesele yalnızca krizlere tepki vermek değil, krizleri öngörmek ve başlamadan dönüştürmek” sözleriyle, partinin proaktif politika yaklaşımını öne çıkardı.
Öngörücü Siyaset Ve Yeni Yönetişim Modeli Arayışı
Panelin başlığına da dikkat çeken Rızvanoğlu, iklim krizine karşı geliştirilecek politikaların reaktif değil, öngörücü olması gerektiğini belirtti. Bu yaklaşımın yalnızca kriz anlarını yönetmekle sınırlı kalmayıp, krizlerin ortaya çıkmasını engelleyen bir yönetişim modelini gerektirdiğini ifade etti.
Kadın siyasetçilerin uluslararası düzeyde eş zamanlı ve ortak taleplerle hareket etmesinin, mevcut güç dengelerini dönüştürebilecek potansiyele sahip olduğunu belirten Rızvanoğlu, bu tür ağların uzun vadede küresel politika üretiminde belirleyici olabileceğini söyledi.

















