back to top
Ana Sayfa Yaşam Sağlık Sağlıkta Özelleştirme Hamlesi: 27 İlde Kamu Arazileri Satışa Açılıyor

Sağlıkta Özelleştirme Hamlesi: 27 İlde Kamu Arazileri Satışa Açılıyor

Resmi Gazete’de yayımlanan kararla 27 ilde sağlık alanı olarak planlanan 55 Hazine arazisinin özelleştirilmesi gündeme gelirken, muhalefet bu adımın kamusal sağlık hizmetini zayıflatacağı uyarısıyla yargı yoluna başvurmaya hazırlanıyor.

Sağlık Alanlarının Satışı Ve Politika Değişimi

17 Mart 2026 tarihli Resmi Gazete’de yayımlanan Cumhurbaşkanı Kararı ile, mülkiyeti Hazine’ye ait 55 taşınmazın özelleştirme kapsamına alınması, sağlık politikalarında yeni bir yönelime işaret ediyor. Söz konusu taşınmazların önemli bir bölümünün sağlık alanı olarak planlanmış olması, kararın yalnızca ekonomik değil, aynı zamanda kamusal hizmet boyutuyla da tartışılmasına neden oldu.

Karar, kamu kaynaklarının kullanım önceliklerinin değiştiği yönündeki eleştirileri beraberinde getirirken; sağlık altyapısının güçlendirilmesi yerine piyasa mekanizmalarına açılması, uzun vadeli etkileri açısından soru işaretleri doğuruyor.

Muhalefetin Tepkisi Ve Yargı Süreci

Kayıhan Pala, söz konusu düzenlemeye sert tepki göstererek, sağlık alanlarının satışa çıkarılmasının kabul edilemez olduğunu belirtti. Pala, bu alanların kamu yararı doğrultusunda değerlendirilmesi gerektiğini, özellikle yeni devlet hastaneleri gibi yatırımlar için kullanılması gerektiğini vurguladı.

Muhalefet, karara karşı hem sahada örgütlenme hem de hukuki mücadele yürütme hazırlığında. Bu kapsamda, Danıştay’da iptal davası açılacağı açıklanırken, sürecin yalnızca siyasi değil, aynı zamanda yargısal bir mücadeleye dönüşeceği görülüyor.

Kamusal Sağlık Hizmeti Ve Özelleştirme Tartışması

Sağlık alanlarının özelleştirilmesi, Türkiye’de uzun süredir tartışılan “kamusal hizmet mi, piyasa modeli mi?” ikilemini yeniden gündeme taşıdı. Eleştiriler, bu tür adımların sağlık hizmetlerine erişimde eşitsizlikleri derinleştirebileceği ve kamu yararı ilkesini zayıflatabileceği yönünde yoğunlaşıyor.

Öte yandan iktidarın, kamu varlıklarının ekonomiye kazandırılması ve kaynak yaratılması gerekçesiyle bu tür özelleştirme politikalarını sürdürdüğü biliniyor. Ancak özellikle sağlık gibi temel bir alanda atılan bu adımların, sosyal devlet anlayışıyla ne ölçüde örtüştüğü tartışma konusu olmaya devam ediyor.